şükela:  tümü | bugün
  • bir numaralı istanbul universitesi iktisat profesoru....ders icinde (ki ozellikle para dersinde) eski turkceyle edebi metinler derslerinden hatirlanan metinler okumasi ve sinifta tartistiklarina opucuk yollamasiyla unludur benim nazarimda...
  • yalnizliktan bunaldigi icin ogrenciye iskence edip dikkat cekmeye calisan asiri yasli profesor.
  • emekli olmasına rağmen okulla iki yıllık sözleşme imzalayan, üçüncü kez aldığım dersinden hemen hemen aynı soruları sormasına rağmen kalmayı becerdiğim, kızmakla acımak arasında hisler beslediğim, bilgisi tartışılmaz hocalığı berbat istanbul üniversitesi ingilizce iktisat profesörü.
  • bu sene itibariyle nihayet emekli olacagini açiklayan, yasi konusunda türlü spekülasyonlara maruz kalan ist. üniversitesi ingilizce iktisat profesörü. o kadar yaslanmistir ki kendisini amfide 3.sırada otururken dahi duyabilmek mümkün değildir. her daim yanında taşıdığı fi tarihinden kalma sararmış kağıt koçanlarından birşeyler geveleyip durur. ayrıca 10-11 yaşlarından sonra da fransızca öğrenmemim pek mümkün olmadığını söyleyerek bizi mest etmiştir. bunlara mukabil john nash'in öğrencisi olduğu konusunda dedikodular da vardır, şehir efsanesi belki de...
  • 7. senemi geçireceğim istanbul ingilizce iktisatta, ders programında adını göremeyince bir acayip olduğum, duygulandığım, üzüldüğüm sevindiğim. "ulan ne bok yiycez şimdi. tamam 4 kere kaldık dersinden. ama en azından soru tarzını biliyoduk" dediğim prof. *
  • o simdi emekli...
  • kendisi fakültede "keynes'in asistanı" lakabıyla tanınır. ağzından küfür eksik olmaz.öğrenciye hakareti dolaylı yoldan değil direkt olur ancak manasız , gereksiz ve hiç sebebi yokken.
    derste bir gün dışarıda dersten dağılan ögrencilerin gürültüsüne sinirlenmişti.kalkarken " kim ulan bu orospu çocukları" diye bağırdı.kapıyı açtı bağırdı etti sınıf dumur olmuştu.
    asıl efsanesi yöneylem hocası doğan kargül ile olan kavgasıdır. birbirine kıl bu iki arıza hoca maliye bölümü ile iktisat bölümünün arasındaki koridorda karşılaşınca sorgusuz bir şekilde birbirine girerler.doğan kargül necati'nin ceketi yırtar.bir de doğan kargül bir ara necati'nin barbouruna takmıştı kafayı.
  • hayatında iki dönem bulunan iktisat profesörüdür kendileri. birinci dönemi tansu çiller'in profesörlük tezini onaylamadan öncesi ikincisi ise sonrasıdır. tahmin edileceği üzere tansu hanım'ın ekonomi dalındaki icraatları sonrasında pek bir seçici ve pişman olmuş; özellikle istanbul üniversitesi işletme fakültesi'ndeki öğrencilerine kök söktürtmüştür. derslere genelde geç kalması yaşından değil avcılar'a ulaşım zorluklarından kaynaklanmıştır. başında şapkası ve ağzında piposu eksik olmamıştır.
  • kesinlikle deha olabilecek biri oldugunu dusundugum hocam. sinifta konusanlari, ukelalari, saygisizlari kadirip soru sorarak hatta kufur ederek rezil etmeyi cok severdi. ama ogrenmek isteyene elinden gelen yardimi yapardi. net olmamakla beraber devamli princetondayken lafini kullandigi icin doktorasini orda yapmis oldugunu sandigimiz kisi. bir gun odasinda albert einstein`i tanidigini sorunca, gom artik beni dercesine yok yahu o kadar da degil diyince gulmustum. eger cizvit bir avrupali olsaydi cok onemli bir kardinal ya da p2de gorev alabilecegini dusundugum bilgisi kesinlikle tartisilmaz ve olculemez olan hocam. dersi artik cani istemedigi ve de ogrencilerde calissin da gelsin diye dusundugu icin kitaptan okuyarak anlatirdi. micro economics ve monetary economics dersine gelmesine ragmen makro dusunmeyi iyi bilen biri. bir de bana 2005te `bak bu devirde bu okulda asistanina cantasini tasitan hocalar var diyince` fakulteden utanmis ve bolumun degerini anlamistim.sezarin hakkini sezara vermek gerekirse dunya tatlisi, deha, the ekonomist, entellektuel (intellectuel-ustun zeka) olan degerli insan.