şükela:  tümü | bugün
  • emniyet kökenlidir. bir dönem istanbul emniyet müdürü idi. dyp'ye girdikten sonra ulaştırma bakanlığı bile yapmışlığı vardır..
  • kendisi her daim taranmış gümüş renkli saçlarıyla bu ülkenin korku kumaşında bir desendir. hatırlıyorum, bir polisin cenaze töreninde devrin insan haklarından sorumlu devlet bakanı algan hacaloğlu'nu (bu adam ayrı bir memleket portresi), "teröristleri kayırmakla, polisi düşünmemekle" suçlamıştı. bunun üzerine chp, bu adamın görevden alınmasını istemiş ya da hükümeti bozmakla tehdit etmişti. bunun üzerine de tansu çiller "bir bürokrat cesedi üzerine hükümet yükseltmem" diyerek menzir'i savunmuş ilk seçimde onu vekil yaparak taltif etmişti. o "teröristin" adı sibel yalçın'dı.
  • (bkz: #9684633)
  • ulaştırma bakanlığı döneminde iskandinav ülkelerinden birinde hızlı tren test etmiş ve 'kısa bir süre sonra bunları biz de kullanacağız' diye beyanat vermişti. tabii olayın sadece sözde kalması sonucu bazı çevrelerce uzun menzilli necdet diye anılır oldu kendisi.
  • büyük türk büyüğü...
    âtiden dönüp bugünlere bakacak ve bu dönemde olan bitenleri kurcalayacak meraklı dimağların gözlerinden kesinlikle kaçmaması gereken şahsiyet.
    onun yönetiminde bursa emniyeti'nde gerçekleştirilen muhteşem icraatler unutulur, unutturulursa büyük bir haksızlık olacaktır.*
    (bkz: ray ban)

    edit: link, mink, türkçe karakter, imla-düzeltme...*
  • gazi mahallesi olayları sırasında istanbul emniyet müdürü olan kişi.
  • işkencelerle anilan bir donemin en karanlik aktorlerindendir. mehmet agar, unal erkan, tansu ciller gibi isimlerden bagimsiz dusunulemez. mahkum edilmemistir.
  • açık açık totaliterlik ve baskı savunuluyor bu ülkede. kendisi de aynı lehçeyle insanlara hitap ediyor. "halk sakin olmalıdır, olaylar 70'lerdeki gibi tırmanmalıdır" şeklinde tatlı sözler söylenmesi çok güzel gözüküyor elbette.
    ama "gençler kontrol altına alınmalıdır" derken aslında istenilen şey 1984 romanından farksızdır. bu tip kişileri tebrik etmek istiyorum. medya da onlara prim veriyor zaten.
  • adı bile beni ürpertir bu adamın... adı bile. işkencelerde veya operasyonlarda katledilen onlarca devrimci gelir aklıma. duvarlara kanla yazılmış "biz kazanacağız" yazıları gelir, yargısız infaz gelir. hep bahsederim, doksanların bok gibi kasvetli bir havası vardır.
    tansu çiller, mehmet ağar, hayri kozakçıoğlu, abdulkadir aksu, doğan güreş ve elbette ki necdet menzir... aklıma kar maskeleriyle evlere çamurlu botlarıyla giren, tam otomatik tüfekleriyle caka satan, yeşil kamuflajlı, güneş gözlüklü amirlerinin talimatıyla türlü zalimliği rahatlıkla icra edebilecek terörle mücadele polisleri gelir.
    "sakıncalı kitapların" tenekelere konularak kömürlüklere gömülmesi gelir...

    uğur mumcu'nun katledilmesi gelir...

    pijamasıyla karakol basan necdet menzir'in adı bunları çağrıştırır bana... bok gibi kasvetli havalarda duyduğum ürperti gelir.

    şimdi kanal kanal dolaşıyor kendisi, polisin içindeki yapılanmanın kurumu objektif olmaktan, sağduyulu olmaktan çıkardığını söylüyor... ve benim ürpertim artıyor. menzir'e göre bile "sağduyulu olmaktan çıkan" bir polis kurumunu hayal edemiyorum. aklıma sığdıramıyorum...

    adı bile ürpertmeye yeter. televizyonlardaki donuk bakışını görünce istemsiz kanalı değiştiriyorum. bakamıyorum bu adamın suratına bile. korkutuyor beni hala.