şükela:  tümü | bugün
  • beşiktaş b genç takımı'nda oynayan, 2007-2008 sezonunda paf takım ile antrenmanlara çıkan, 2008-2009 sezonunda ise a takımda forma şansı bulması beklenen, beşiktaş paf takımı teknik direktörü fikret demirer'in "frank lampard tarzında bir futbolcu" sözleriyle tanımladığı futbolcu.
  • beşiktaş'ın 1991 doğumlu genç orta saha oyuncusu. çok yetenekli olduğu, hatta stili ile frank lampard'a benzediği söyleniyor. ama ne kadar doğrudur bu söylenenler bilemeyeceğim.
  • hakkında övgüler yağdırılan, ertuğrul sağlam zamanında a takıma kadar yükselmiş ama oynayamamış, mustafa denizli geldikten sonra ise kayıplara karışmış genç. zaten fabian ernst varken kolay kolay da yer bulamaz kendine a takımda, eğer hakkaten frank lampard ayarında değilse. ayrıca bir zamanlar yine böyle şişirilen birileri daha vardı, onun için de yeni sergen yalçın diyorlardı.

    (bkz: serdar özkan)
  • başarılı beşiktaş yönetiminin takımdan uzaklaştırmak için mücadele verdiği oyuncudur. transfer söylentilerinde, takas kelimesiyle ismi neredeyse eş anlamlı gibi kullanılmaya başlanmıştır.
  • 2009 akdeniz oyunları milli takımı kadrosuna davet edilmiştir.

    ondan sonra da ayağının tozuyla 2009 uefa 19 yaş altı avrupa futbol şampiyonasına gidecektir.
  • fm2010 demosunda real madrid havada kapıyor bu adamı.
  • ülkemizdeki yabancı merakı ve overrated yerli oyuncular yüzünden kaybolup gitmesinden korktuğum genç oyuncu. necip sahaya çıksa uğur inceman'dan yada michael fink'den ne kadar daha kötü oynayabilir. illa takım kadrosunu şişirip bu gençleri çürümeye bırakacağız. nasıl olsa bu ülkede 26 yaşına da gelsen hala genç yetenek olursun.
  • fm 2010 da ilk sezon sonrası çılgın atan topçu. aynı başarıyı gerçek hayatta da bekliyoruz kendisinden.
  • dün ilk kez izledim kendisini. öncelikle fiziksel olarak süper lig için gayet olumlu, bu bakımdan sırıtmaz. topla ilişkilerini de attığı uzun-kısa paslardan referansla iyi olarak değerlendirebiliriz. rıdvan'a göre en azından pas şiddetini daha iyi ayarlayabiliyor. boşluğu görüp topla beraber daldığı bir pozisyon vardı ki, karar alma mekanizması da sınıfı geçti bununla. topsuz oyunda, hücumdayken kendini ispatlama amacıyla sık sık depara kalktı, sağa sola boşluklara iyi kaçtı ama, sahaya böyle yayılması, abisi ernst için olumlu karşılanırken, kendisi için pozisyonunu boş bırakıyor şeklinde yorumlanabilir hocası tarafından. defansif olarak ikili mücadelelerde rakibe fazla yakın oynamadı ve topun rakipte olduğu anlarda defansif pozisyon almasını da çok beğenmedim ama izlediğim süreyi de yeterli bulmuyorum tabii, en az 3 doksan dakika izlemeli kendisini.

    lampard'la karşılaştırmayacağım tabi necip'i, ama şu haliyle uğur inceman ve fink'e göre tercih edilmemesini sağlayacak bir özelliğini göremediğim gibi, yaşının genç olması ve çalışmakla kazanılmayacak bir karizmaya sahip olması neden süre alamadığına dair aklımızda soru işareti oluşturuyor.

    federasyonun genç oyuncularla ilgili kulüplere koyduğu yükümlülükler, oyuncunun süre almasını sağlamıyor ve sezon başında "lazım olursa bunlar oynasın" yeterliliğiyle a takımda istihdam edilen gençlerin oynamadan beklemesine, yitirilmesine sebep oluyor. benim önerim; bu genç oyunculara a takımda belli bir minimum oynama süresi konulsun, bunu kabul etmeyen veya gerçekleştirmeyen kulüpler gerçekleştiren kulüplere belli bir ücret ödesin. ya da neyse işte, sonuçta bu necip'in adını çok duyacaksınız diye bitireyim.
  • mustafa denizli'yi bugün gösterdiği performansla zor durumda bırakmıştır. çünkü artık daha çok insan "neden oynamıyor bu adam?" diyecek.

    (bkz: 9 ocak 2010 beşiktaş hamburg maçı)