şükela:  tümü | bugün
  • kendisi turk sinemasinin copur suratli guzeliydi. yarin artik bugundur isimli dizide oynadigini yine ferdi tayfurla beraber bi takim filmlerde oynadigini da eklemek gerek.

    necla hanım'a, özür borçluyum. yukardaki satırları yazdığımda, sözlüğün bu kadar çok referans alınacak bir yer olacağını hayal bile etmiyor, arkadaş meclisindeki gibi yazıyordum. sözlüğe olan ilgi biraz arttıktan sonra, bu konular üzerinde düşünme ihtiyacını hissedip, "bir kişinin hakkında yazarken, yüzüne karşı söyleyemeyeceğin hiçbir şeyi yazma" prensibini izlemeye başladım.
  • gunumuzde eski filmlerde cizdigi portrenin aksine tesetture burunmus ve hayat tarzini degistirmistir
  • tesetture burunmus olmasina ragmen peruk takarak dizilerde oynamaktan geri kalmamaktadir.
  • ferdi tayfurun hayat arkadaşı
  • (bkz: ates bocegi)
  • gençlik filmlerinde özellikle de tarık akanlı olanlarında keçi kız saçları, bir elinde ısırıp durduğu elmasıyla "eeeh! işine gelirse" diye posta koyan tavrı ve incecikliğiyle süper tatlı bir kızken seneler geçtikçe tarzını, tavrını ve hatta aklını yitirdiğini düşündüğüm ünlü türk aktris. dün izlediğim bir programda bir takım evliyaların gelip kendine manevi ameliyat yaptığını, evin içine birden beyaz bir perde indiğini, perdenin arkasından çıkan mübarek kişilerin kendisini iyileştirdiğini savunmuştur. bu konuda ne düşündüğü sorulan eşi ferdi tayfur ise "herkesin inancı kendinedir, o da bu inancıyla görmek istediğini görüyor ve bir nevi kendini iyileştirmeye çalışıyor" demiş, kendisini ellemiyoruz, he diyor geçiyoruz demeye getirmiştir.
  • yine yeni yeniden bir değişim geçiren sanatçımız desek tanımlamış oluruz herhalde. değişimine dair ayarı da nihal bengisu karaca'dan almıştır. şöyle ki :

    bu bahsi kapatalım necla...

    bir vardı, bir yoktu; ülkemin hızlı hızlı değişen gündemini tıngır mıngır tarar iken, bir gün gözüm radikal gazetesinin internet versiyonuna özgü, 'özlü sözler' köşesine takıldı. bir alıntı gördüm.

    serdar ortaç, sivas'a çocuk parkı sözü verip tutmamasını açıklarken şöyle demiş: "her olayda sanatçılardan fedakârlık bekleniyor. oysa insanların artık en son fedakârlık isteyecekleri kişiler sanatçılar olmalı.' (o gün bu gündür o bölümün hastasıyım.) geçtiğimiz cumartesi bir de necla nazır'ı görünce sabah gazetesinin ekinde, 'gerekirse açılırım gerekirse kapanırım, kimseye hesap veremem, sanatçı uçlarda dolaşır' gibi laflarla; halk olarak sanatçılarımızı çok bunalttığımızı gördüm, utandım desem yeridir.

    ortaç'ın özrü kabahatinden büyük savunması büyük bir itiraf içeriyor, ama adamın özrü, kabahatin adını sanat koymuş bir kitlenin anlaması gereken bir özür öte yandan. şöyle ki, burada sanatçıdan kasıt 'star'dır ve star olmanın bedelinin ağır olduğunu hemen herkes kabul eder; bu bedel insaniyet namına taşıdığın ağırlıkları atmayı becerebilme bedelidir. o derece bir 'star' olmak için yani, insanın sadece 'ben' diyebilmesi, 'fedakârlık' kavramıyla ilintili olan bölümünü aldırmış olması gerekiyor. işte ortaç'ın itirazı da buna. ben canımın çektiği hayata ulaşmak için o kadar bedel ödemişim, siz kalkmış benden sıradan insanlar gibi cömertlik, hüsn-ü niyet gibi şeyler bekliyorsunuz; bunlarla yetinebilseydim star olmama gerek yoktu ki, demek istiyor. hem adamın misyonu hep aynı ritmle giden şarkıları hep aynı bıçkın dudak kenarıyla söylemek ve kuyruk sokumumda taş var dansıyla seri hareketler icra eden kızlarla aynı klip karesinde görünüp 'çok üstüme düşüyorlar, çok sıkılıyorum' bakışı fırlatmak. böyle 'yetişkinlere' özgü eğlence insanlarına 'çocuklara hizmet et; okul yaptır, park yaptır' baskısı uygulamak da ne garip bir şey. ortaçgiller familyasını çocukların dünyasından mümkün olduğunca uzak tutmak daha anlamlı değil midir yani...

    gelelim, necla nazır'a. 23 eylül 2007 tarihli zaman pazar ekinde, 'hakkını helal et' dizisi gereği giymiş olduğu anneanne yeleği ve sıkı sıkı bağlanmış başörtüsüyle fotoğraf veren necla nazır'ın ifadeleri, havalı mühtedilere ders başlığı ile okutulabilecek bir tevazu ve tevekkül dersi gibiydi. 'peruğu ferdi'yi (ferdi tayfur'u) alıştırmak için taktım' demesinden de etkilenmiş ve söylenmiştim: şu kadınların çilesine bak, yaşadıkları büyük değişimlerde bile, allah'a yönelmek durumunda bile, göz ucuyla yaşadıkları 'erkekleri' gözetmek, onların da gönlünü eylemek zorundalar, adil mi bu? bıdı bıdı bız bız...vs.

    rahime sezgin'in yaptığı röportajda, "...çünkü şu an bitmiş bir hayat yaşıyoruz, ölmek için yaşıyoruz, bunun farkına vardım. onun için de kapanmamın doğru olacağına karar verdim." diyor nazır. buram buram 'ben artık kapanmaya çalışan bir kadın değilim, kapalı bir kadınım' havası yağdırıyor üzerimize. ama görünen o ki, necla nazır'ın geçişlerine alışması gereken tek kişi 'ferdi' değil...

    yukarıdaki ifadelerden sadece iki ay sonra, 24 kasım tarihli sabah günaydın ekinde nazır'ı, kapanma öncesi geçiş dönemi olan peruk aşamasının da öncesine ışınlanmış görüyoruz çünkü. 'ne güzel saçlarınız var'diye iltifat ediyor muhabir, 'peruk değil' diyor necla hanım, 'davete başım açık giderim, eyüp sultan'a kapalı giderim' türü ilginç bir tarife veriyor hatta.

    23 eylül zaman pazar ekinde, "öyle oyunculuk iddiası taşıyan biri de değilim. bundan sonra yaptığım her işte allah'a hizmet için vardır, allah için yapıyorum... bana dizi teklifi gelsin, şu kanallarda falan oynayayım. hayır, böyle bir şey yok." diyor; 24 kasım tarihli günaydın ekinde, 'oyunculuk benim için çok önemli, dinî olmayan dizilerde de oynarım, sanatçı uçlarda yaşar, 'tatlı hayat' gibi bir dizide oynamak isterdim' gibi şeyler söylüyor. 23 eylül'de, 'ben eyüpsultan çocuğuyum' diyor. 24 kasım'da 'ben cumhuriyet çocuğuyum' diyor.

    serdar ortaç haklı, insanların fedakârlık bekleyeceği en son kişi 'sanatçılar' olmalı. ve sanırım, dürüstlük, tutarlılık konusunda da aynı şey geçerli.
  • ibrahim tatlises'in kizinin nikahina kiziyla beraber ilginc kiyafet ve makyajla katilan oyuncu. bu ikiliyi teletubbies'e benzetmisler.
  • olur da cennete girebilirsek (ek kontejyandan falan) ben huri olarak, necla nazir'in hirsiz olarak tarik akan ile birlikte oynadiklari filmdeki karakterini istiyorum arkadas.. onlarca film izledim, diane keatonlar ne bileyim efendim mia farrowlar, sienna millerlar gordum ayni ayarda, ama hic biri necla nazir'in o filmde oldugu kadar naif, hareketli degil.. elma da oyle tatli yemiyorlar.. ah be..
  • kendi tasarrufuyla örtündüğünde benim haberim olmamıştı. şimdi kanal d ekranlarında sabahların sultanı programında yani canlı yayında yaşamak için mesleğini idame ettirmek bu sebeple de "açılmak" zorunda olduğunu öğreniyoruz milletçe.