şükela:  tümü | bugün
  • "x, y'dir." tarzı herhangi bir yargının içinden kaçamayacağı, pek elim durum.

    "x neden y'dir?"->"çünkü z'den ötürü." ->"neden?"->"t'den ötürü."->...->"neden?"->"n'den ötürü."...

    bu sorun matematik tarafından aksiyomlar, dinler tarafından dogmalar ile çözülmüştür*.

    matematiksel gerçeklikler ile ilgili yeterli sayıda 'neden?' sorusunu sorarsanız en sonunda aksiyomlara ulaşırsınız ve daha fazla "neden?" sorusu soramazsınız çünkü aksiyomlar tanım gereği doğruluğu ispatsız olarak kabul edilen önermelerdir.

    dinlerde de aynı şekilde, bir durum/olay ile ilgili yeterince "neden?" sorusu sorarsanız en sonunda alacağınız cevap "çünkü tanrı öyle diyor." olacaktır. o da o dindar kişinin o konuyla ilgili "ispatsız olarak kabul edilen önerme"si olacaktır haliyle.

    ancak benim burada esasen değinmek istediğim işin ne matematiksel ne de dinsel boyutu. benim asıl değinmek istediğim mesele bu durumun tartışmalardaki etkisi:

    bu durumun varlığı herhangi bir konuda tartışma yapmak için tarafların belli başlı aynı ön kabuller yapmalarını zorunlu hale getiriyor. eğer ortada taraflarca yapılmış, en azından belli bir düzeyde, ön kabul yoksa o konuda tartışma yapılamıyor. yapılmaya çalışılırsa konu -haliyle- sapıyor, ta ki tarafların mutabık olabilecekleri bir varsayıma ulaşılana dek.

    diğer bir etkisi de "neden?" sorusunun bir x konusunda yeterince sorulması sonucunda ortada pragmatik olarak hiç bir anlamı olmayan belirsizlikler çıkıyor, kesinlikler azalıyor. tam olarak demek istediğimin anlaşılabilmesi için bu konuda şöyle bir örnek vermek istiyorum:

    çocuklarına tecavüz eden mütecaviz bir kişi var. bu kişi yakalanıyor ve cezaya çarptırılacak; ancak bundan önce bu kişinin neden böyle bir iş yaptığı araştırılmaya karar veriliyor. araştırma sonucunda bu kişinin küçükken kendi ailesi tarafından tecavüze uğradığı ve bundan mütevellit psikolojisinde bozulmalar olduğu tespit ediliyor ve bundan bağımsız olarak bu kişinin beynindeki x bölgesindeki bir anomaliden ötürü bu tarz bir eylemi gerçekleştirmeye sıradan bir kişiden daha eğilimli olduğu tespit ediliyor.

    peki bu bilgiler bize pragmatik açıdan ne sağlıyor? zaten deterministik bakış açısıyla, kötü olarak addedilebilecek herhangi bir şeyi yapan herhangi bir kişinin o şeyi o kişinin kendisinin seçmediği pek çok etmene bağlı olarak yaptığını, ortada 'özgür irade' diyebileceğimiz bir şeyin olmadığını biliyoruz. peki, bu bilgi bize ne sağlıyor? ya da ne sağlamalı?

    bu konuda getirilebilecek olan ve benim de hak verdiğim bir itiraz var: "bir şey sağlamıyor olsa bile 'neden'leri deşmekte bu bağlamda ne gibi bir sorun var?"

    ben sorunu nedenleri deşmenin kendisinde değil, bu deşmeler sonucunda varılan yanılsamalarda buluyorum. resmin bir noktasına çok odaklanılınca resmin büyük hali gözden kaçar duruma gelebiliyor. olay incelenirken x kişinini o kötü şeyi yapmayı gerçekten "seçmediğini" bilsek de bu bizim toplumsal düzen ihtiyacımızın varlığına etkisi olan bir şey değil.

    bu etkinin tezahürü, güncel olaylardan örnek vermek gerekirse, terör ile ilgili açık görülmekte örneğin. devlet x yapmış y yıl kadar önce o yüzden z etnisitesinden olan vatandaşların silahlanıp t'leri öldürebilmeleri haklı -dili 'haklı' demeye varmayanlar tarafından da "suç onların değil" diye ifade edilir genelde- bir durummuş. o kişilerle empati yapmamız lazımmış, o kişileri yargılamamamız lazımmış. çocukken ailesi tarafından tecavüze uğramış bu yüzden kendi çocuklarına da tecavüz eden bir mütecavizden daha haklı oldukları yer neresi? iddialarının hepsinde %100 haklı olsalar bile, basit şekilde yaptıklarının, x kötü bir şey olmak üzere, x'e maruz kalıp masum insalara x uygulamaktan farkı nedir örneğin?

    neyse, olay çok farklı yerlere geldi. son paragrafı da güncel bir olay üzerinden örnek olsun bahsettiğim etkiye diye yazdım. umarım meramımı anlatabilmişimdir. ilgili örneği daha sonra düzenleyip silebilirim, türkiyedeki siyasi olaylarla hiç alakam olmasın istiyorum çünkü.

    *: aslında ortada düzgün bir "çözüm" yok, yapılan şey "çünkü öyle" demekten ya da circular reasoninge başvurmaktan pek öte değil.
  • (bkz: laddering)
  • başkalarına sormayı hiç sevmediğim bir sorudur neden. sormayı bıraktım daha doğrusu. nedenlerden çok bananeleri seviyorum ben. ha kendime bol bol sorarım ama neden diye. azıcık delirtebilir insanı bu durum. delirtiyor da ihihihi. fakat asıl kendime de neden diye sormayı bırakıp sanane demeye başlarsam diye korkuyorum.
  • determinizmin iflas ettiğinin göstergesidir.

    birinci entryde bahsedildiği gibi, bir suçluyu yargılarken aslında onun bilincinin temelinde yaşadığı durumları da gözönüne almamız gerekir. sonuça sokakta önüne geleni sosis gibi doğrayan bir adamın bunu mantıklı bir şekilde yaptığını uzun uzun tartışabiliriz. ama, her şeyin nedenini bilemeyeceğimiz gibi kişinin bir alternatife karşılık bu psikopatlığı seçtiğini de bilemeyiz. çünkü elde edebileceğimiz nedenler bir yere kadar uzanabilir ve ondan sonrasına ya elimizdeki teknik donanım yetmeyecektir ya da algılayabileceğimiz bilgi sınırının ötesine çıkamayacağızdır.

    aslında atıf etmek istediğim şey fizik kuralları. fizikçiler fizik üzerine her şeyi bildiğine kanaat ettikleri zaman aslında mantığa aykırı pek çok şeyin ortaya çıkabildiğini kestirememişlerdi. örneğin schrödinger'in kedisinin elimizdeki mantık kurallarına pek de uymadığına kafayı yormak zor değil. sembolik mantığa göre "ölür" ve "ölmez" iki ayrı zıtlıktır, lakin iki durum da aynı anda gerçekleşebilir.

    ha, tabii ben bu yüzden her şeyi yüzeysel olarak uygulama ve kabul etme taraftarıyım. neden sorularının iyiden iyiye sorgulandığı zaman aslında kabul edilemez yönlere doğru yelken açmak durumunda kalıyorsunuz. mesela ki şu sosis gibi dilim dilim milleti doğruyan adamın aslında suçsuz olduğunu ilan ederseniz, pek çok kişi de buna cesaret bulacaktır. ama ne olursa olsun, yaptığı şeyin yanlış olduğunu söylerek suçlu olduğunu ilan ederseniz pek çok kişinin en azından bu dünyanın normlarına göre böyle bir şeye kolay kolay kalkışamayacağına farz edebiliriz.
  • neden eşşeğin zikinden dolayı?
  • lucky louie isimli televizyon şovunda sınırları zorlanan durum.

    https://www.youtube.com/watch?v=sahsamj8oiy