şükela:  tümü | bugün
  • el açmak ve ses açmak eylemlerinin nefesli çalgı çalanlar için olanı. (bkz: nefesli çalgılar)
  • tıs tıs tıs tıs tıssssss..!

    nefes açmak, ortaokul-lise dönemlerinde müzik derslerimizin ilk dakikalarıdır benim için. daha önce bir-iki yerde belirtmiştim: düzün de düzü bir ortaokulda ve lisede okumama rağmen müzik ve resim derslerimiz inanılmaz dolu dolu geçerdi. son derece kapsamlıydı. ben bunu sonraki yıllarda fark ettim. tamamen idealist öğretmenlere denk gelmekle ilgili bir durum bu. müfredat meselesi değil yani.

    işte bu idealistlerden birisi olan bizim sevgili öğretmenimiz her dersin başında tüm sınıfa nefes açma egzersizi yaptırırdı. o zaman pek anlam veremesek, değerini anlamasak da yine de çok hoşumuza giderdi. oyun gibiydi çünkü. arada duyulan firari gülüşmeler de bundandı. nefes alınır -ama diyaframa alacaksınız- ve siboptan hava kaçıran lastik gibi kesik kesik bırakılır. tıs tıs tıs tıs!

    (bkz: diyafram egzersizleri)

    az önce "sonraki yıllarda fark ettim" derken kastettiğim şey başka bir okula nakil olduğumda tanık olduğum müzik dersleriydi. bir gün nasıl olduysa gelen başka bir hoca solfej yapmayı öğretip sıradan herkesi yanına alıp aynı parçayı solfej yaptırıyordu. sıra bana geldi, yaptım. "ezberlemişsin sen bunu" dedi. başka bir parça seçti, onu da yaptım. dehalık bir durum yok, eski sınıfımdan kim gelse aynısını yapacak. atla deve değil. aferin falan diyeceğine göt olmanın siniri ile tamam deyip gönderdi yerime. ben senin müzik dimağını öpeyim dedim içimden. allegro!

    bilmiyorum artık ne kadar kaldı o idealist öğretmenlerden. ne kadar kaldı mesleğinden soğutup, hayattan bıktırmadığımız? ne kadar kaldı olmayacak zorluklar çıkartıp karşısına, toprağından el ayak çektirdiğimiz? sadece öğretmenler mi? her meslek bu tür, mesleğinden soğuyan insanlarla dolu. mesele meslek değil çünkü, sen daha anlamadın mı? mesele idealler.

    bir itin kibrine ya rab, ne güneşler batıyor!