şükela:  tümü | bugün
  • mustafa inan tarafından yazılan makalenin metni ;

    '' ekseriya kamil bir insan olmak için nefis kontrolüne lüzum olduğundan bahsedilir. fakat, bu tabirlerden ne kastedildiği pek sarih olarak belirli değildir. evvela kontrol ne demektir ? ve iyi nafiz bir kontrol nasıl yapılır ? bunların bilinmiş olması icap ederdi ki oradan nefis kontrolüne geçilsin.

    evvela o sistemin belirli ve bilinen bir gayesi olacaktır, ve o sistemi bu bilinen gayeden saptırmaya, savaşan dış ve bozucu tesirler bulunacaktır. sonrada bu bozucu kuvvetlerin tesirlerini yok edecek veya daha mütevazi tabir ile hafifletecek tedbirler manzumesi mevcut olacaktır.

    işte bozucu tesirleri tedbirlerle ortadan kaldırarak sistemi her an istenilen gayeye yönetmeye kontrol denir.

    kontrol bu şekilde tarif edildikten sonra nefis kontrolü mefhumunu ele alabiliriz.

    kâmil bir insandan ne anlıyoruz evvela bunun tarifi gerekir. bu husustaki çeşitli tarifler arasında en basit ve olduğu kadar şayanı dikkat olan şu tarif beni çok düşündürür.

    sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma.

    eğer bir kimsenin davranışı yukarıdaki kimsenin davranışına uyuyorsa o insan kâmil olmuştur demektir. zira yukarıdaki tarifin içinde çok önemli prensipler olan tolerans, diğerkâmlık ve bir kelime ile insanlık yatar.

    hemen hemen bizi aynı neticeye götüren umumî bir düsturu mevlana şöyle açıklar.

    olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol.

    eğer iyice düşünülürse yukarıdaki düstura tamamı tamamına uyulursa bir çok arzu edilmeyen kötülüklerin önüne geçilmiş olur. bununla beraber şunu da itiraf etmek yerinde olur ki iyi ve kâmil bir insan beklenen davranışı basit ve umumî bir formüle sokmakta kolay değildir.

    gaye böylece tespit edildikten sonra şimdi insanları bu gayelerinden saptırmaya gayret eden bozucu tesirleri analiz etmeye sıra gelir.

    bunların arasında oldukça zorlu olan bir tesire eskiler ''nefsi emmare'' tabir ederler ki biz daha çok hayvanî hisler de diyebiliriz. bu büyük ve tabii olan gruptan başka çeşitli hırsları burada saymak yerinde olur ; menfaat, mal hükmetmek, hırsları gelir ; bunlara ilaveten kin, gayz, yalancılık gibi his ve davranışları da sayabiliriz. bu bozucu tesirlerde genel bir özellik vardır oda hemen hepsinin tabiatta mevcut oluşudur.

    şimdi tabii ve zorlu olan bu kuvvetlere karşı koymak için ne yapmalıdır ? yine burada genel kontrol teorisinin enaz kaidelerinden faydalanmak yerinde olur. saptırıcı tesirleri tartmak ve nefsin gayeden ne kadar ayrıldığını tesbit etmek gerekir. buna nefis muhasebesi denir. her an yapılmadıkça iyi bir kontrol yapmak kabil değildir. adetâ kontrol bu muhasebeden sonra başlar zira hata ve sapış artık belirli olmuştur. bunun tedbirlerle izalesi yoluna gitmek gerekir.

    saptırıcı kuvvete karşı tedbirleri ele almadan önce kontrolün ne şekilde tatbik edileceğini, yani metodundan bahsetmek yerinde olur. kontrol usullerinden biri olan ve (kapalı sistem) adıyla anılan usulde esas takip edilen yol saptırıcı tesirlere sisteme ulaşmadan bloke etmektir ; diğer bir deyimle sistemin teorisi demektir. bu usul nafiz bir kontrol usulü gibi görünürse de basit olduğu kadar tabikî güç olan bir yoldur. zira hayat şartları bu çeşit kontrolü imkansız kılar. buna tesirlere karşı bloke edilen sistem, yaşatıcı kaynaklardan da mahrum kaldığı için boğulur, ayrıca nefis kontrolünde bozucu tesirlerin yalnız dışarıdan gelmesi de bahis konusu değildir, zira kontrol edilecek sistem canlı bir yaratıktır, bozucu tesirlere dıştan bloke edilse bile fesad içeride mevcuttur. kalenin içten düşürülmesine benzeyen bir harp sistemi karşısında kalınır.

    kontrolün diğer bir usulü daha vardır. buna açık sistem adını veriyoruz. burada sistem her çeşit tesirlere karşı açık bulunmakla beraber silahlanmış bir vaziyettedir, gelecek bozucu tesirlere karşı koyacak tedbirleri vardır demektir, bu tarz kontol daha elastiki ve daha mütekamildir.

    yalnız bu tarz kontrolün nafiz olabilmesi için bozucu tesirlerin tenevvürü ve şiddetine eşdeğer nisbette tedbirlerin de çeşitli ve kuvvetli olmaları gerekir. diğer bir adıyla manevî silahlanma adı verilen bu dinamik kontrol tarzında topa ve tüfeğe yalın kılıçla gitmenin faydası olmadığı aşikardır. kontrolün metodlarını böylece tespit ettikten sonra şimdi nefis kontrolük için yapılması gerekli silahlanmaya ve daha doğrusu tedbirler manzumesine gelelim. bunlar arasında şunları saymak yerinde olur :

    1 - tahsil
    2 - kültür
    3 - inanç sahibi olmak
    4- ilahi aşka yönelmek
    5 - bedeni ve fikri riyazetler
    6 - tekrarlı telkin

    gibi bazı davranışları sıralamak kabildir, bunlardan bir çoğu bilhassa bilgi nevinden olanları kontrolde hatanın tespitine yarar ; diğerleri nefsin yükselmesi için bozucu tesirlere karşı savaşır.

    nefis kontrolünün en güç tarafı, herkes için hangi yakın ve hangi tedbirlerin ne derece müessir olduklarını bulmaktır.

    insan toplumuna çeşitli yön veren dinlerin ve çeşitli tarikatların doğuşu, bu veya şu yalan nefsin kontrolünde daha müessir olduğu iddiasından ileri gelse gerekir.

    şurası da kesin olarak bellidir ki tedbirlerde tek çeşit iyi bir kontrol için deva olmaz. düşman kadar silahlı olmak esas düstur olmalıdır.''