şükela:  tümü | bugün
  • pişmanlık duyan nefs. iyi ve kötü olanı seçmekte kararsızdır, bu yüzden de bir iç çatışmaya sürekli olarak maruz kalır. bazen bir şey, bazen bir başka şeydir – ikisi de olabilir. aşağı ve yüksek iki nefsin farkına varabilir, ama bilgisi irade içermediğinden aşağı nefsin dürtüleri ortaya çıktığında, bu dürtülerin üstesinden gelmekten tümüyle acizdir. değişim, bu aşamayı geçmiş biriyle birlikte olmakla ve nefsi dönüştüren ve kötü eylemi terk etmek için güç veren ruhani uygulamanın yerine getirilmesiyle gelir.

    ayet der ki:

    “hayır! pişmanlık duyan nefse yemin ederim!” (kuran 75/2)
  • insanın nefsi emmarede iken başkalarında gördüğü hataların kendinde bulduğu yerdir. burada insan düşer kalkar savaş halindedir. iyi ile kötü ikilemi burda yaşanır.
  • eşek inadı gerektiren bir yerdir.
  • levm eden nefs. bu aşamayı atlatabilenin bir daha sırtı yere gelmez. sırtı yere gelen zaten başka tarafa intikal eder, ak kam-kara kam mevzusu gibi...
  • acınması gereken nefistir. yalnız bu acıma daha çok, onun düşüp kalkmasıyla alakalı bir şeydir. kişi bazen defalarca hata işler ve sonrasında tövbe eder. yaptıklarına pişman olur ciddi ciddi. nefs-i emmareye göre bir gelişimdir, takdir gerektirir, ancak şımarıklığa gelemez bu nefis.

    ümit ile korkunun atbaşı gitmesi gereken mertebedir. yoksa sırf ümitlere bağlanmak aşırı iyimserlik, hep korkulardan nemalanmak ise bedbinlik doğuracaktır. allah, kıyamet suresi'nde (75:2) pişmanlık duyan nefse yemin ederken belli bir zümre kastetmemiştir açık açık. burada kendini kınayan nefis, sürekli günaha düştüğü için öteki dünyada kendini kınayan nefis olabileceği gibi, attığı her adımda, "acaba bu adım benim için uygun ve emin bir adım mıdır" sorusunu kendine sorarak herhangi bir hataya imkan tanımayan nefis de olabilir.

    öte yandan kendisini o mertebede sayanların bu hallerinden çok da emin olmaması gereken bir seviyedir. insan bazen nefs-i emmarede bulunduğu halde, bir-iki tövbe etmekle kendisini levvame sularında zannedebilir. halbuki bu durum, ezeli düşman'ın basit bir oyunu olabilir. tıpkı 20 sene kandıramadığı cüneyt'i 20 saniyede kandırmaya çalıştığı anda olduğu gibi. allah yardımcısı olsun, o yol'a niyet edenlerin...

    allah'ın tanıdığı imkanlara rağmen, kuldan beklenen o hatayı yapmamaktır. bir kez bile yaptığında onun pişmanlığını yıllarca çekecek şekilde içinde duymaktır. yoksa, öteki türlü çok kaba tabirle "yalama" yapar. gerçi allah "her daim affedicidir", ama bize yakışan sürçmemek, bir kere sürçünce de bütün hayat boyunca onun ızdırabını duymaktır. hata yapmak kötü, ama tevbe kapısının açık olduğu bilmek güzel; tövbenin ardından bir kez daha vartalara düşmek kötü, ama yine affolma ümidini taşımak daha da güzeldir.

    ayrı bir güzelliği vardır o halin. bazen çok uzun sürse de sabırla beklemek lazımdır bir üste geçiş yapmak için. biz gerçi hala yerimizde sayıyoruz orası başka mesele...

    ideal olan ile realitenin farklı olduğu bir mertebedir levvame. yürümeyi yeni öğrenmeye başlamış bebek gibidir nefis bu mertebede. elbette düşmeler, sürçmeler, kalkmalar ve tökezlemeler olacaktır. anne-babanın, çocuğun elinden tutup her seferinde onu cesaretlendirmesi gibi allah'ın da, kulunun elinden tutacağı ümit edilir.

    maksat ne olursa olsun, herkesin kendi açısından ders çıkarması gereken bir nefistir. bu mertebedeki herkesi günahkar olarak görmek doğru olmayacağı gibi, müttaki olarak görmek de kapsayıcı bir bakış açısı vermekten uzaktır ne yazık ki. mühim olan kişinin kendisinin "ne mal olduğunu bilmesi" ve buna göre hareket etmesidir. kur'an-ı kerim'e bile girdiğine göre, demek ki bir şekilde allah'ın önem verdiği bir nefistir. ama bu önem, o nefsin cenneti garanti görmesini gerektirmez.
  • nefse bulaşmış kanserin birinci aşamasıdır. yalnız bu kanserin iyileşmesi değil gitgide kötüleşmesi beklenir ki nefs yavaş yavaş acılar (pişmanlıklar) içerisinde ölsün. kabus gibi üzerine çöken nefs'ten en sonunda kurtulan ruh rahat bir nefes alsın. nefsi öldüren kanser, ruhu canlandıracak, hayat bulmasını sağlayacaktır. çünkü nefs de ruhun kanseridir.
  • kendisini kınayan, işlediklerinden dolayı pişmanlık duyan ve kendini hesaba çeken nefis.