şükela:  tümü | bugün
  • kendisi ankara’da bir aile hekimi olup başta cso olmak üzere klasik müzik konserlerinin düzenli ziyaretçisidir. ayrıca sözlükte anoktale nick’iyle yazıyormuş kendi açıklamalarına bakılırsa (bkz: babamın öyküsü) ss. ifşa mifşa diye vicdan kasanlar için bunu vurguluyorum. adamın bizzat açıklamadığı hiçbir şeyini ortaya döküyor falan değilim, tereddütü olan açsın tdkdan ifşa kelimesinin anlamına baksın. tek tek “adım bu, nickim bu, facebook’um bu, instagram’ım bu” diye yazmış.

    kendisiyle tanışmam cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası başlığına girdiği öfke dolu bir entry vesilesiyle oldu. bu olayın özeti şurada: (bkz: #72311109)
    bu konuda uzun süredir medeni bir şekilde tartışmaya çalışıyorum kendisiyle, mesajlaşmayla başlayan, benim arada “hadi gel yazdıklarımızı silelim kalp kırılmasın” minvalinde bir mesajla uzlaşmayı falan önerdiğim tartışmamızın ne hale geldiğini nick altıma kustuğu entriden görebilirsiniz - ki şu an benim için en az önemli olan şahsıma ettiği “beş para etmez bir zihin, iteleme züppe, ahmak hödük” gibi hakaretler. bu arada cso’nun bach çalmamasını, daha doğrusu cso’nun 9385768 konserinden 1’inde bach çalmamasını diyelim, “hödük kemalistlik” olarak nitelendiriyor mesela, böyle de ayarsız bir ağız.

    şimdi olay aslında o konserde şunu yapmış bunu yapmış değil. kendini yüksek yerlerde tanıdığı olan, konser programlarını değiştirtebilecek falan biri gibi göstermesi de değil; bunları doğrulamak benim için bir telefona bakar, üşenmedim soruşturdum bu şahsı ciddiye alan çıkmadı. bu şahıs, müzisyenlerin başına gerçekten bela olabilecek, durduk yerde soruşturma geçirmelerine neden olabilecek bir online-sansasyon yaratıyor, millete hakaretler ve ithamlar yağdırdığı yazılarını camianın en ünlü ve mevki sahibi isimlerine kadar ulaştırıyor.bütün bunların gerekçesi “nasıl bach çalmazlar”. e duracağı yeri anlatmak gerekiyor. ve yazdığı şeylerle (“bu laikler dindar diye bach’ı sevmez” “hödük kemalistler” vb.) hedef de gösteriyor - ki dediğim gibi o kadar alakası yok ki. bu ülkede idil biret konserini alperenler bastı bunun gibi provokatörün biri “şarap içiyolar!” diye bir şey ortaya attığı için, ki kadın hiçkimseyle kavgası olmayan dünyanın en şeker insanıdır. fazıl konserine satırla saldırdılar hem de izmir’de. eskişehir’de geçtiğimiz ocak bir senfoni konserine ışid saldırısı önlendi. yaw adamlar black friday yüzünden tezgahtar darp ediyor. bu müzisyenler ne şartlar altında müzik yapıyor biliyor musunuz? böyle canın sıkıldı ve ağzına gelen her şeyi internete kusasın geldi diye bu insanları böyle tehlikeye a-ta-maz-sın!

    hayatta her instagram paylaşımında kolunu kadraja sokarak gözümüze soktuğu rolex’i ve apple çantalarından daha önemli şeyler olduğunu anlamalı. yani burada tipin biri kendi kafasına göre takılacak diye insanların girdiği tehlikelere, yediği hakaretlere bakar mısınız? ayrıca “nasıl olsa beni böyle tuhaflıklarımla tanıyorlar” diye özellikle daha da özgürce herkese hakaretler yağdırma rahatlığını bulduğunu düşünüyorum. kusura bakmasın ama yok efendim öyle bi dünya.

    camdan evin varsa başkasına taş atma.

    bütün bunların ötesinde cinsiyetçi, kadınların aşağılık bir tür cinsel obje olarak gören, bir şeyi överken “öff ne biçim sikiyor, tecavüz ediyor ohşşş”, yererken “tecavüze uğradı, sikildi” demeden edemeyen mide kaldırıcı bir insan. aile hekimi. ya.

    edit: kendisi bir sürü 25-30 yaşında genç müzisyeni saçma sapan, temelsiz, tamamen kendi hayal ürünü çıkarım ve ithamlarla ateşe atarken iyi. biz “bu adam bunları bunları yazmış, mesleği de bu” diye, kanıtları doğrudan kendi beyanları olan şeyleri gösterince suç.

    yazmış mı? yazmış.
    doktor mu? doktor.

    eee? nasıl bir adalet ve mağduriyet algınız var anlamıyorum. vah vah amma ifşa ettik be. yukarıda bahsettiğim mesajımı da ifşa ederek cso’nun “kulağını çekmiş” “adam etmiş” (bak sen?) ve “silmiyorum” demiş. evet o mesajı ben yazdım. ben de silmiyorum (silmiştim) hadi bakalım.
  • "bakın lan fakirler benim rolex im var" ve " bakın lan fakirler, iphone kullanıyorum" diyerek bunların onlarca fotoğrafını çekip instagram'da yayınlayan zat.
    kendisinin bizzat herkesin ulaşımına açtığı, herkese açık instagram profilinden bunlar görülebilir.

    bu söyleyeceklerimi hiç kimseyi kastetmeden söylüyorum:
    ne garip insanlar var ki parayla satın alınabilecek nesnelere anlam ve kimlik yükleyip bunları bir statü göstergesi olarak kabul ediyor. aynı zamanda çelişkililer de.
    hem " ben elitim, halk anlasın diye halk ağzıyla konuşuyorum" diyeceksin, hem de tipik bir sonradan görme gibi hareket edeceksin.
    (bkz: bu ne pehriz bu ne lahana turşusu)

    ha bu arada, rolex dedim de, ben roleximi herkesin gözüne sokacak kadar, rolex imin çok sayıda fotoğrafını paylaşacak kadar görgüsüz olsam hologramlı garanti belgesini, faturasını, kart slibini, orijinal kutusunu falan da yanına koyardım.
    " çakma rolex mi, gerçek rolex mi herkes bilsin yaaani."
  • nejat brohi ankara aile hekimleri dernegine uye bir hekim.

    https://www.ankahed.org.tr/…ifalar-nejat-brohi.aspx
    https://imgur.com/a/nwovv

    "ankahed dernek üyesi meslektaşımız sevgili nejat brohi ..."

    kendisi eksisozluk'teki anoktale isimli yazar:

    (bkz: babamın öyküsü)
    (bkz: #70978813)
    https://imgur.com/a/kk5aw

    ayrica: apple manyağı ilginç doktor yazar

    facebook profili:
    https://www.facebook.com/nejatbrohi

    burada eksi'de yazdigi bir çok entry'sini paylastigi gorulebilir.

    nejat brohi in a nutshell:

    * idil biret'e ovgu adi altinda `hayvan,

    hayvansın.`

    demistir.

    (bkz: #72156593)
    https://imgur.com/a/g1fyn

    bir baska entrysinde ise "idil biret hanımefendi muazzam bir emperor beş kaydı yapmış. hem ona bir teşekkürler ve saygı entrysi hemde kibar ince sözleri hafif maço üslupla süsleyip tatlı ve nazik bir sevgi duruşu yapıyorum." diyerek ifadelerini aklamaya calismistir.

    (bkz: #72375300)
    https://imgur.com/a/ngain

    * seksisttir. buna kanit olarak entrylerinden cokca ornek gosterilebilir. turkiye icin cok da sasirtici olmayan bir erkek profili cizdiginden onemsiz gorulebilir. ote yandan bu kisinin bu sifatla nasil aile hekimligi yaptigi merak konusu olmaktadir. acaba kendisine danisanlar bu ozelligini bilmekte midir?

    orn.

    "işte baba nasihati budur. celi’de bu yoldadır. mecburdu yani orkestrasını erkeklerden oluşturmaya, çünkü en iyiye ancak böyle ulaşabilirdi ve o erkekleri de bir ananın karnında taşıdığını, emzirdiğini, bakıp, büyüttüğünü çok iyi biliyordu.

    o analara karşı asla bir saygısızlığı, hadsizliği, zevzekliği olmadı. sadece orkestrasına sızmaya çalışan eksik eteklere, orkestrasını beceremeyeceklerini çok iyi bildiği ama modern kapitalizm ve tüketim döngüsü için her yere sokulmaya çalışılan ve karman çorman edilmeye çalışılan xy ve xx kromozomlarının çorba olmasına karşı korudu celi.

    çünkü adı gibi biliyordu 1-2, oda belki varsa iteleme xx kromozomu yeri orkestra içi değildi."

    https://imgur.com/a/jz2zo
    (bkz: #25477256)

    entry'de anlatildigi halde altini cizmekte fayda var: kendisinin savundugu ve kendisi gibi seksist olan bu orkestra sefi (celibidache) aletinin ustadi tam ehil bir kadin tromboncuyu sadece kadin oldugu icin asil sefi oldugu munih filarmoni'den uzak tutmak icin her turlu cirkin yola basvurmus bir kisidir. ve nihayetinde mahkemeye akseden davada trombon sanatcisi hakli bulunmustur. aile hekimi brohi bu olayin kahramani sefin tarafini tutmaktadir.

    (bkz: #72413667)

    * (bkz: #71042236)
    https://imgur.com/a/lnvjv

    "benim brückner konserlerinde en önden iki bilet alıp yanıma brückner resmi koyduğumu bilir misin?"

    * sadece bir entrysinden alintilar:

    cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası sanatçilarina " iboşov'un dansözleri gibi sürekli kıvırıyorlar" demis ve eklemistir:

    "bence:

    cso kapatılmalıdır." + "... türkiye'mizin en büyük hayal kırıklığı olan """ şey """ ." + " utanmanız şerefiniz ve haysiyetiniz olsun. " + "ulan haysiyetisiz herifler ..."

    "... onurunuz yok."

    "sizden """ artemis """ [bu tirnaklar brohi'ye aittir. otka] isimli bir müzisyeniniz görmüş. ne beklersiniz: özür değil mi? çünkü doğrusu budur. nah özür. artemis efendi ve cso beni çok ayıp lamışlar, efendim meslek hayatlarında ilk defa bu tepki imiş... ona güzelce, saygılı, açıklayıcı ve kibarca verdim yanıtını ve o da anında kibarca sıvıştı."

    https://imgur.com/a/0ynps

    entry'nin genelinde, programinda en az bir adet j. s. bach yapiti olan bir konserde bach calinmadigini sanarak konserde "bach çalin" diye bagirarak olay cikardigindan bahsediyor. gulsek mi, aglasak mi, kendisine bir doktor mu tavsiye etsek; bilemiyoruz.

    * bach muzigine iliskin goruslerinden bir kuple: 2- bach’ın nice passionatı dururken beethoven piyano sonatlarına kaçarım hep, çünkü hep daha keyifli hem daha melodiktir,

    https://imgur.com/a/yptdx

    ayni entry'den alintilar:

    "bunun için anton brückner konserinde iki bilet alır ve yanıma o’nun ihtiyar ve yaşlı bir adam iken çekilmiş siyah beyaz ince bir kravat giydiği takım elbiseli resmini yanıma koyarım."

    mahler hakkinda vecizeleri: mesela mahler de devdir ama daha çok bence ergenlikten çıkamamış bir dev senfonisttir.

    rengim gokmen'e hitaben: iyi adam, sakin adam ve bence koca sağır’dan daha güzel sevgilileri oldu, eşi kıymetini bilsin derim. yoksa kapar gider türk kızları;)

    kendisi apple manyağı ilginç doktor yazar basligi altinda da irdelenmis. instagram hesabindan bir alinti kafa yapisina iliskin fikir vermektedir: https://hizliresim.com/o6m6vr hatirlatiriz: bu kisi bir aile
    hekimidir.

    bu ilginç aile hekimine iliskin entry'mizi genisletmeye devam edecegiz.
  • yıllardır kendi adını sanını açık açık yazarak hem sözlük hem sosyal medya hesaplarında kimliği açık bir şekilde her konuda herkese sataşan, gittiği konserde istediği besteci çalınmadı diye (daha doğrusu çalınmadığını sandı diye) orkestra müzisyenlerini isimleriyle sözlükte afişe etmeye ve hakaretler yağdırmaya kalkan, sonra bu yazılarını klasik müzik camiasında ünlü ünsüz bir sürü kişinin profillerine yayan, bu kişiler bu yazıları kendi profillerinden sildi diye bir de bir kamyon lafı onlara eden, genç genç müzisyenler hakkında yalan yanlış yazılarını yaymak suretiyle bu insanların itibarını ve geleceğini tehlikeye atan, üstelik tecavüzsüz sikmesiz sokmasız bir şeyi övemeyen veya yeremeyen “aile doktoru”. kimsenin kimseyi ifşa ettiği yok, sadece birinin önüne gelen herkese yalan yanlış karalama kampanyası yapma şuursuzluğuna dur demesi gerekiyor, anlatabildim mi?

    “nejat brohi ‘o kadar da boş bir kişi’ değildir. trust me ;)”
    diyerek instagram’dan şöyle bir şey paylaşmış -uyarıyorum, mantık sınırlarınızı zorlayacak bu belge, zira bana içinde eric clapton, glenn gould, sviatoslav richter, roger federer, tolkien, bilbo ve frodo baggins isimleri geçen bir vize başvurusu okuyacaksın deseler inanmazdım: http://tinypic.com/r/hrev76/9

    burada kanıtlamaya çalıştığı şeyin ne olduğunu düşünüyorum, düşünüyorum, çözemiyorum. ‘bakın ben ingilizce biliyorum, yurtdışlarına bile çıktım’ demeye mi çalışmış, ‘eric clapton konserine gitmiş insanım’ mı demeye çalışmış, ‘bakın ne kadar her alanda bilgi sahibiyim, sizin sevmediğiniz türklerden değilim’ mi demeye çalışmış, çözemedim. çok halkçıydı halkın dilinden konuşuyordu di mi bu arkadaş her konuda sikmeli sokmalı tecavüzlü laflar kusarken.

    zaten olayın asıl komik kısmı bunun bir vize başvurusu mektubu olması. adam resmen ingiltere konsolosuna entry girer gibi mektup yazmış, ingilizce yerlerde (şurada düzelttim hayır olsun diye: http://tinypic.com/r/k0mx07/9 ), konsolosa ‘bak çok kültürlü insanım, param da var, abd’ye de gidebilirdim ama sizin ülkenizi daha çok seviyorum bak’ diye alakalı alakasız bir çuval şeyden bahsetmiş, bunu da niyeyse aylar sonra bir şeyler kanıtlamak için “nejat brohi boş bir insan değildir” diye paylaşmış. aralarda “we will see” falan diyo ahahaha ay ölücem gülmekten

    edit: sonra amerika’ya gitmiş, oradan da bu sefer londra’ya saydırmış (tabi ki sikmeli sokmalı yine) kadın düşmanı aile hekimi: http://tinypic.com/r/2zq4qz6/9

    bu arada facebook profilinde “sağlık bakanlığı’nda” çalıştığını yazmış, inanak mı bilmem ama onu da ingilizce yazmış, hadi yazdın bari ministry‘yi doğru yazaydın be abi.

    halen özür dilemedi ve hakaretlerini silmedi.
  • ifşa etmişler.

    yine kimin canını yaktı acaba nejat brohi, aka anoktale nejat.

    aman sağlık olsun.

    kibar, siyasi olarak orta yolcu, adam gibi adam, gibisi fazla adam’dır nejat brohi.

    anoktale kimliği ile yıllardır yazar olup ekşi sözlük’e taparcasına aşıktır.

    uzun, upuzun ekşi sözlük kariyerinde çok fazla emek vermiştir. nice emek isteyen, bizzat saatlerce yazarak ekşi sözlük’e kazandırdığı entrysi vardır 15bin entrysi arasında.

    ayrıca doktordur ve aile hekimidir.

    hastalarını muazzam sever ve onlarda dr. nejat brohi’yi severler. eryaman’ın aile hekimi olmuştur, yıllarca susuz bölgesinde çalışmış ve hastalarının muazzam sevgisini kazanmıştır.

    ve birgün -20 soğukta kış lastiği olan toyota corolla efsane kasası, ae101 kasası ile

    -daha üst düzey bir wwti corolla’sı olmasına rağmen efsane kasa’sına aşıktır, hafiflik ve serilikten, 900 kilo 120 beygir gençler-

    kahve içmeye starbucks a giderken kaza geçirmiş ve 18 gün komada kalmıştır. 20 gün daha komada kalsa trakeostomi açılacaktır ve 2 günle yırtmıştır.

    komadan çıkışı efsanedir.

    öz annesine “ siz kimsiniz, anneme benziyorsunuz, lütfen anacımı çağırın, ne olur.” demiştir ve karşısında duran annesi: “ oğlum, benim, ben zaten annenim:)))” demiştir.

    işin daha komik tarafı nejat brohi, anoktale nejat bunu da anımsamaktadır.

    uzak hafızası çok çok iyidir. ama kısa dönem, anlık hafızası yeni yeni toparlamıştır.

    aşırı duygusallaşmıştır. muazzam bir his ishali olmuştur. kendi kendine ağlamalar vs.

    gösterişçi değildir kesinlikle, zengin değildir, emekçidir ama parasını kesinlikle istiflemez. sadece vizeler için gerekli, biricik rahmetli dedeciğinden miras 10bin doları yıllardır bankadadır. vize işinde ciddi ciddi işe yaramaktadır, tavsiyedir.

    rolex’ini gösterme derdi yoktur ama rolex batman’i vardır ve in house movement’larının kalitesi walt odets e göre düşük olan rolex batman’ini gündelik takarken breitling’in sadece 1000 tane ürettiği patron suisse’si kasada durur.

    bach takıntılı değildir ama bach’ın beethoven’ın brückner’in yakaladığı bazı tema’ların takıntılısıdır. roger federer, james cameron, yalçın küçük gibi bazı özel insanlara takıntılıdır. ve bu insanların yarattığı özel ürünler, terminator 2 ve nadal federer meşhur maçı, yalçın hoca çay ve muhabbeti gibi.

    özetle zararsız, iyi, kendi halinde bir insan kardeşiniz ve suser’ınızdır nejat brohi.

    sağlık konularınızda daima bana güvenebilirsiniz. elimden geldiğince yardımınıza koşarım. zerre para yada menfaat gerektirmez. çünkü ölümden sonra bir hayat olmadığına inansamda, evren’de bir pozitif güç olduğuna ve bunun negatife baskın olduğuna inanıyorum.

    kanıt : uzayın sessizce büyümesidir.

    bu ocak 2016 ve koma süreci sonrası yeniden doğmuş gibi oldum ve bu süreçte bazılarınızı kırmış olabilirim.

    kusuruma bakmayın, yeniden doğmuş gibiyim.

    siyasi bir görüşüm yok ama anadolu’ya bağlı bir kemalist’tim ve islamcı düşmanı değil, onları kazanmaya çalışan bir kemalist’im.

    yani bence ak partisi de, chp’si de kadim anadolu’da gözü olanlara karşı birlik olmalıdır.

    tekrar edeyim. kesinlikle bach takıntım yoktur. dindar ve her eserinin sonuna “ zafer yalnızca ve hep tanrı’nındır.” yazacak kadar sofu bir adamdır bach ama işte bwv1052, bwv1017 , bach partita 6 gibi nokta atışları olmuştur.

    müzik böyledir işte. bruckner 8 in sonunda sergiu celibidache’nin bizi yıldızlara dokundurup tanrı’nın elini sıktırması yada yazılmış en büyük tema olan beethoven 7 mimimi bölümünü richter the enigma’dan schubert d960 ile slava kapatasın.

    slava demişken :

    bu arada kesinlikle ama kesinlikle gay değilim. aşırı duyarlı bir erkek, sorumlu bir doktor’um, çünkü hasta olmayan ve herhangi bir ihtiyacı olmayan insan neden doktora gitsin değil mi ?

    insan türü yani homo sapiens gariban bir varlıktır. ateş olsak en fazla güneş sistemini yakarız.

    ışık hızı limit hız ve kıyıda köşede kalan bir güneş sistemindeki belki mars’tan sonra - ve mars’ın içine homo sapiens’in ataları sıçtı- tek yaşanılabilir, evrim gelişebilir denen gezegeni olan dünyada en akıllı türüz.

    ve evet manyak evrimleştik. bana göre yapılmış en büyük filmlerden biridir, 2001 a space oddysey başlangıcındaki primatlar, havaya atılan bir kemik ve uzay, aya gitme..

    peki gerçekten böyle kıyıda köşede kalan güneş sistemlerinde evrimleşen primatlara monolitler yolu ile akıl tohumları eken bir üst medeniyet mi var ?

    bilemeyiz ve bende stanley kubrick değilim.

    bu yeniden doğuş sürecimde işime yavaş yavaş döndüm ve şimdi az hastalı bir yerde tekrar aile hekimiyim. sorun yok zaten az hasta ve yumuşak yumuşak başladım.

    iş hayatım ok ama özel hayatta kırdıklarım malesef oldu. keppra alıyordum ve ciddi ciddi psikolojik etkileri olan bir ilaçtı.

    bu arada bizim ekşi siyasetçiler ve cesur ve yurtsever aydınımız nihat genç keppra kurbanı oldu ama geçti, merak etmeyin, bıraktım aylar önce ve

    ciddi ciddi ritim buldum.

    ve kadınlar ...

    kadınlar kadınlar kadınlar...

    esra demirtaş diyorum ve nokta koyuyorum.

    muazzam bir kişilik.

    efsane .

    haklı olarak beni whatsupp’tan blokladı, çok üzdü yaraladı ama platonikçe o’nu muazzam sevmiştim muazzam.

    anlatayım:

    10-15 yıl önce internetin ilk patlama zamanları ve flickr diye bir siteye üye olmuşum. o zaman daha dial up zamanları ve işte kimi görürsen ekle modu, hatun olunca tabi.

    neyse bizim esra o zamanlar demirkase niki ile siyah beyaz resim gönderme manyaklığında bide şimdi kendi kabul etmez ama hep yüzünün yârısını post eder

    kabul et hoca, malca idi ;)))

    neyse güzel nefis bir dostluk yakaladık. bu arada ekşi sözlük’ün efsane yazarı “zibidi gonzales” moris’le de kanka modundayız.

    şimdi bu moris gerçekten deha. homo sapiens’in taka tuka evrimine aşık olan benim tutku ile sevdiğim yahudi kavmime mensup ama bunun da, yani moris’inde bazı özel rahatsızlıkları var ve deha, dahi bir yahudi olmasına rağmen einstein gibi parlayamadı.

    neyse sorun değil. bizim demirkase amerika’ya gidecek, meşhur faruk amca’sının yanına, sordu bana “ hoca birşey ister misin?” ben hemen atladım “ ooo esroş bana ne olur beyaz macbook ve ipod touch al, ne olur, parasını hemen havale ediyorum.”

    tamam anlaştık ve bu güzel kızcağız gitti usa’ya yine klasik manyak manyak siyah beyaz resimler..

    neyse döndü bu türkiye’ye bende annesinin karnında sanki 5 ay beklemiş gibi “ esra macbook’u mu gönder, esra ipod touch’u mu gönder...” kızcağızın başının etini yiyorum.

    ulan kız amerika’dan yeni dönmüş, bir sabret değil mi?

    bu arada iphone ve macbook air yok, sadece tombalak beyaz macbook.

    neyse benim moris’e söylüyorum, o’nunda kafa fitne ficürlüğe çalışıyor ya, engin civan olayı ve civangate meşhur ve bana “ esragate ” diyor ve bende mal gibi bunu esra demirtaş’a söylüyorum.

    sonra birgün tokat’taki evin kapısı çalıyor ve dev bir koli. allah allah bu ne diye anımsıyorum ve içinden belki bin tane minicik sarsıntı engelleyici gazete kağıdı topak yapılmış macbook air ve ipod touch kutusu çıkıyor ve ben o anda utancımdan yerin dibine geçiyorum.

    ama güzel bir şeyle telafi ettim bu terbiyesizce sen getirmedin imamı. hesap ettim değerini ve ikisi kadar toplam parayı şak nesin vakfı’na esra demirtaş adına yatırdım.

    güzel bir işe yolaçtı be moris’in masum fitnesi ve attık tamamen geride kaldı. minnacık bir anı ve o da daha yapmaz ve pişman.

    hoca , moris’le konuştuk, bak “esra sana whatsapp’tan blok koymuş mu, resmî kapalı, gözükmüyor ise sana blok koymuştur.” dedi. moris bu işlerin kurdudur.

    ayıp ettin hoca ayıb . ne yani anoktale nejat, nejat brohi senin o muhteşem siyah beyaz resimlerinden birini görmeyecek mi? adeta bir hanım stanley kubrick.

    hoca seni bunalttım. özür özür özür. sigara mevzusunda çanını çok sıktım. sonuçta az içiyorsun, keyif içicisinin, özür o bunaltmalarım için.

    üstüne biraz düşmüş olabilirim, bunlar içinde özür.

    seni muazzam sevdiğim doğrudur. dev bir sevgi var yüreğimde sana karşı ama senin gibi bir seksen boyunda taş gibi bir güzeller güzeli bir hanımefendi ile benim gibi bir cücenin de olmayacağını bilirim hoca, mal değilim yani.

    beni bloklaman, ilgisizliğin biraz bunu yüzüme vurdu.

    yalnızım hoca, yalnız öleceğim. sonuçta ben seni uzaklardan sessiz ve kendimce severdim, yüreğimi bu kadar dağlamana hiç gerek yoktu,

    üzdün ve yaraladın hoca hak etmemiştim.

    bir süre dinlediğim her acı şarkı sen oldun. biliyorsun senin de yolun zamanında antalya’ya uğradığı için seninle beraber deli gibi levent yüksel konserine gidelim dedim, beynine tecavüz ettim ama sen hayır dedin hep.

    akıllısın hoca akıllı, hep sana derdim cin’sin diye. cin gibisin hoca çünkü bu antalya kırosu sezen aksu ablamızın annesinin cenazesine gitmemiş. o anda bitti gözümde. ekşi deki levent efendi’nin başlığındaki son entryme bakabilirsin.

    ama selami şahin’e mutlaka ama mutlaka git. hatta sana “ bu oğlana biraz zaman tanı.” demeyen “ bu oğlanı defet.” diyen kankişinle git.

    sonra nilüfer efsane’dir. git ona , ah sende olacaktı kankişinle beraber marinaport konserinde ve haluk levent, haluk levent, haluk levent.

    selam olsun adana’nın gururuna, bin selam olsun insanlık medeniyet tarihinin en fazla yardım, hayır konseri veren koca yüreğine..

    bunlara beraber gidebilirdik. tamam sevgilin izin vermiyor, ben size ısmarlar ve götürürdüm, siz uslu durmak kaydı ile arkada ben önde..

    yani seni böyle kardeşin gibi, gibisi fazla, minnacık cüce kardeşin olarak seviyorum ve sen beni sildin.

    ayıp ettin hoca ayıp, kalite ve klasına hiç yakışmadı, hamlanmışsın.

    hoca aramızda kalsın ama siyah beyaz resimlerin de biraz, ne birazı bayağı fostu. foslamıştın bu b/w resim işinde..

    benden kaçma ve beni bloklamanda bu acımasız tutumunda resimlerinin olmamışlığına karşı dik duruşumuzda etkisi var, biliyorum.

    bu hayatta kadın milletine karşı dürüst olmayacaksın hoca !

    neyse, başlığında bu son entrym ile kapatıyorum. benim için hep ve çok değerlisin. sana filmlerdeki gibi bir aşk değil ama arkadaşım, arkadaşım sensin filmindeki gibi muazzam bir sevgi duyuyorum.

    sözlerim kesinlikle boş değildir. mesela bana david bowie konserine gidebilirim birtek dedin araştırdım, uğraştım o adamın müziği ile ilgili ama bir türlü beni kendisine bağlayacak bir tema’sı çıkmadı.

    bari sana saygı, sevgi ve bağlılığımdan mezarını ziyaret edeyim dedim, o da yok. adam komple fail yani..

    hoca aramızda bir darılmaca olmasın ama müzik işinde de fosladın.

    söyle sana whatsupp’ta bu bücüre blok koy diyen sevgiline anoktale nejat bana feci bir ayar verdi de diye ağla..

    tamam bana çok ayıp ettin, eşsiz güzelliğinin ve iq 200 lük zekanın arkasına sığınarak beni yüreğimden yaraladın ve kalbimi dağladın ama sen hep odamda, yanımdasın, bak :

    https://instagram.com/p/bco-e8racnf/

    yazıyı kimin yazdığını anımsadın değil mi? dilerim esas kızımız, yazı sahibi hala böyle mükemmel yazıyordur ve dilerim seni benimle konuşturmayanlar az utanırlar.

    sağlık olsun, sağlık. ihtiyaç duyduğun her an alo demen yeterlidir, her sağlık sorununda senin hep yanındayım.

    ayrıca sen muazzam, nefis, dev bir mimarsın. evimi çizmeni çok çok isterdim ama buna tenezzül etmezsin, ben kimim değil mi, salla.

    sağlık olsun, ben seni buruk bir tebessüm ve hüzünle anımsar ve dinlediğim her ama her şarkıda seni hatırlarım.

    ayıp, ettin, üzdün.

    tamam biraz saçmalamıştım ama bana biraz dayanabilirsen.

    neyse bu benim kaderim. sen üst düzey elit sınıftan, sanatı, müzik’i, resim’i, kültürü bilen, kavramış olan adam gibi adam bir mimarsın ve şirketin mutlaka kıymetini bilsin.

    gibisi fazla çünkü sanatçı ruhun var, kıymetin mutlaka bilinmelidir.

    varsın bana blok koy, benimle hiç konuşma. sağlık olsun ne diyeyim. lise platoniğim ışıl ve üniversite platoniğim ciğdem’i devirdinya kalbimde sağ ol varol,

    bin selam olsun denirkase . hep duvarımda, baş köşede bu resim var :

    https://instagram.com/p/bco-e8racnf/

    aramakla, sormamakta, üzerine her yerde blok koymakla benim gibi zararsız kendi halinde bir insan çok üzdün ve kalbini sağladın ama sağlık olsun.

    şimdi dinlediğim her melodi sensin be hoca.

    klas isim oldun, efsane’sin.

    nice şarkı sensin ve hergün sana yazmak ve seni ne kadar çok sevdiğimi söylemek isterim ama sevgilin kızıb beni dövmesin hoca.

    ben cüce, minicik bir oğlan, sen taş gibi bir fıstık, afet, efsane.

    spotify’da sana adanmış bir demirkase adlı playlist’im var; her gün sana şarkı adamak ve sırf sen david bowie dediğin için o muazzam gırtlağı da senin için detaylı incelemek isterim hoca ama işte:

    yüreğimde hep bir hüzün kalıyor.

    esra demirtaş = efsane ve benim yüreğim için hüzün.

    sevgi, saygı, bağlanmıştık, vefa, özlem ve gözyaşlarım ile kalbimden, korteksime çakılısın cin hoca,

    hugs :

    esra demirtaş, efsane güzel , fıstık kız, mimar kız, uzun kız, liseli kız :

    https://youtu.be/qfm_bt1dpce

    ve son şarkı , herşeyi, yüreğimdeki tüm hisleri anlatıyor. seni ve sevgilinle olan aşkını rahatsız etmemek için hergün seninle konuşmak, her şarkıda yüreğimde seni hissedip seninle konuşamamanın acısı ile hoşçakal , hüzünle elveda, dinle :

    https://youtu.be/nlmtc-djo4e
  • (bkz: pardon soru neydi)

    soru gay misin değildi. böyle bişey diyen olmadı, bu açıklama niye ki şimdi ne alaka?

    soru neydi? soru kendi halinde saçmalasa kimsenin umrunda olmayacak bir zatın sözlerinin ve yazdıklarının başka insanların hayatına etki edecek noktaya gelmesiyle ilgiliydi. kadın düşmanlığı, nefret söylemleri, hedef gösterme ve kontrolsüz hakaretti.

    bi bırak laf salatasını arkadaş. özür dileyip kustuğun hakaretlerini silmen gerekiyor. hakaret etmiyorum diyorsun, hakaretten patır kütür entrilerin siliniyor. e demek ki bilmiyorsun lafın sözün ayarını.

    not: hiç uyuşturucu kullanmadım. öylesine belirteyim dedim.
  • tinypic linkleri gordukce nejat brohi'ye daha cok hak verdigim asil ruh hastaliginin 2017 yilinda mobilde acilmayan o siktigimin tinypic linklerini veren kisilerde oldugunu anladigim baslik.