şükela:  tümü | bugün
  • hastalık sonrası iyileşme devresi
  • turkiye'nin ecevit'in hastaligi doneminde tani$tigi kelime.
  • (bkz: nekahat)
  • hastalığın bitiminden sonra, sağlıklı hale geçme süreci. galat-ı meşhur şekliyle "nekahât" olarak bilinmektedir.
  • vücudumuzdaki çeşitli organ ve sistemlerle barışmaya çalıştığımız günlerdir.. bu biyolojik tanımdı, şu da manevi tanım: bedeni terk etmekte olan hastalığın bıraktığı boşluk sayesinde sağlığın en hissedilir olduğu günler, adeta bir farkındalık.. bunu, sağlığın kanıksandığı, bir sonraki hastalığa kadar sürecek olan fütursuz günler takip eder.
  • tadı, başka hiçbir şeyde olmayan bir histir. yerini başka hiçbir şey tutamaz.

    "his var mı bu alemde nekahet gibi tatlı
    gönlüm bu aşkın heyacınıyla kanatlı" *
  • şifa'nın; oda kapısının eşiğinden hastaya şöyle bir göz atmasından sonra, yanında refakatçi olarak getirip odaya bıraktığı, yorgun ve mütebessim arkadaşıdır, nekahet. şifa içeri girmez. çünkü insan sağlıklıyken şifa'ya sahip olduğunun farkında değildir. bu sebeple hasta yatağının başucuna en son gelen ziyaretçi nekahettir. peşinden ziyaretçi gelmesine de lüzum yoktur, ayağa kalkılır, hafif sızlayan bakışlarla ama tebessüm eden bir çehreyle. şifayı kapmak kolaydır. şifayı bulmak için ise hiçbir arayışa girmemek lazım. zira istirahatteyken, şifa gelir bulur insanı.

    "hastalıktan yeni kalkıp henüz iyileşmiş, iyiliğe yüz tutmuş olmak hali. hastalıkla sıhhat arasındaki hal. fehmetmek, anlamak, bilmek. seri' intikal etmek. çok çabuk anlayış." diye zikrediliyor lugat sahifelerinde, manası.

    birinci ve ikinci cümlelerde anlatılan tanımını herkes bilir, genelde. lakin esas anlamı sonraki tanımlara bırakılmış gibi.

    iyileşmeye yüz tutan insan, anlıyor, hem de hakikaten hayli çabuk anlıyor, sağlığının kıymetini. sahilde maksatsız serseri* yürümenin başlı başına bir nimet olduğunu, hızlı ve dinç hareket kabiliyyetine sahip olabilmenin parayla pulla satın alınamayacak kadar saadet bahşettiğini, iştiha'sızlığın tatsızlığı ile gelen dilediği gibi yeme-içme serbestisinin pek geçici olduğunu, güçlü olduğuna dair vehmettiği nazarının yerle yeksan oluşunu, ferhad gibi kuvvetinin doruğunda olup dağları delebilecek güce sahipken bile gözle göremeyeceği minicik varlıklara yenik düşebileceğini, bir firavunun kafasını kendi emriyle parçalatmasına sebep teşkil eden topal bir kör sineğin gücünü.. bilmekten öteye geçip anlamaya başlıyor.

    kanuni sultan süleyman'ın meşhur vecizesini hatra getiriyor behemehal. "olmaya cihanda devlet, bir nefes sıhhat gibi."

    nekahet; yorgunluk ve tatlı bir halsizlik olarak, çöker tüm bedene, ağır bir yün yorgan gibi. bakışlara fer gelmesi ile iyileşmiş olduğuna kanaat getirilir, ayna karşısında.
  • perihan mağden şiiri:

    akıl dişim çıktı.
    şimdi kendimden çok rüyalarıma güveniyorum.
    tepsilerde sunduğum ruhum, bir
    sundurmanın altında istirahatte.

    yağmurlar, sivri pabuçlar, kötü mektuplar
    diye sayıklarken kimileyin
    kamışlar dalgalandı mı toparlanıyorum.
    baskınlarda kedisiyim kendimin.
  • gürültülü bir şekilde new born dinlemek suretiyle şımarılan süreç. 2:59'da başlanan ve 3:30'da doruğa çıkan ekose sabahlıklı kafa sallama halleri ise öksürük ve baş dönmesi ile kesilse de mal gibi yatılan bir hafta sonrasında iyi gelmiyor değil.