şükela:  tümü | bugün
  • tiyatroda nüktedan oyuncu karakterine "nekre" derler, demişlerdi hatta diyebilirler.
  • nekre: beklenmedik, hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü öyküler anlatan kimse.
  • arapçada ingilizcedeki article'ın yani "a/an" ön takısına karşılık gelen, türkçede ise tam bir karşılığı olmayan belirsizlik durumu.

    mesela: arapçada kalemun: bir kalem, el-kalemu: kalem (ama bildiğimiz bir kalem).

    bir kelime'nin nekre olup olmadığını anlamak için başında "el" ön takısı olmadığının ve sonunun tenvinle (in/un/an) bittiğinin görülmesi yeterlidir. el- ön takısı gelince sondaki tenvin düşer.

    ingilizce bilenler bu konuda hiç zorluk çekmezler:

    arapça: kalemun => ingilizce : a pencil
    arapça: el-kalemu=> ingilizce : the pen.

    nekre'nin zıttı ma'rife'dir.
  • çıban ve yaradan çıkan kan ve irin.
  • kelime anlamı belirsizliktir.
  • nükteden gelir.
  • (bkz: nekira)
  • belirsiz, bilinmeyen anlamina gelen terimdir. cok bilmemekle birlikte, alani olan arkadaslar duzeltsin. arapca'da isimler temel olarak marife ve nekre olmak uzere ikiye ayrilir. marife, arefe yani bilmekten gelir, bilinen, belirli demektir. kelimeleri marife yapan bazi durumlar vardir. en basitinden harf-ut tarif yani el, es gibi ekler, -kuran-i kerim'de de sikca yer alir ( es-semsu, el gameru)- belirsiz bir ismi belirli yapar. ingilizce ki the'nin karsiligidir. bir de sey soyleyeyim, bir isim belirli yani marifeyse tenvinli olamaz. yani semsun belirliyse semsu olur. burdan yola cikarak sanirim es selamun yerine es selamu demek gramer acisindan daha dogru olur sanirim. benim bilgim bitti, bunlar da ukde olsun. (bkz: marife) (bkz: harf-ut tarif)