şükela:  tümü | bugün
  • platon'un ölümünden 80 yıl sonra doğmuş plotinus'un ön ayak olduğu yunan felsefesi. platon sokratesten daha sokrat ise, plotinus da platondan daha plantoncudur, en azından hiyerarşi konusunda.
    (bkz: kraldan çok kralcı olmak)

    genel olarak felsefesi metafizikle alakalı çoğu şeyi etkilemiştir, özellikle ortodoks kilisesinde, mısırda ki fatimi devletinde, hatta şah ismailde etkisi göze batar. 30 yaşında romadan irana sürgün edilmiştir. st augustine'den thomas aquinas'a kadar, kadercilik anlayışının temelini bu adamda aramak lazımdır. platonun cevap veremediği ya da net olmadığı "iyi nedir" ve "kaynağı nerededir" sorusuna panteist cevaplar sunar.

    "god is all in all."
  • takipçileri ne kadar reddetse de kanmca tasavvuf felsefesinde derin izler bırakmış felsefe akımıdır.
  • paganizmle kardeştir.
  • hiristiyan ogretilerinin olusmasinda rol oynayan en onemli dusunce akimi. ucuncu yuzyilda ortaya cikmis olan ve tek tanri inancina sekil veren felsefe. temelde politeist olsa da tanrinin tek olmasi ve kutsal ruh hiristiyan neoplatonistler tarafindan teorize edilmistir. porphyry, hocasi olan neoplatonist plotinus'un hayatini kaleme almistir ve bu biyografi dorduncu yuzyilda bircok hiristiyan din adami tarafindan azizlerin hayatlarini yazarken ornek alinmistir. bu akim olmasaydi, muhammed falan olmazdi, oyle diyelim.
  • (bkz: nazizim)
    (bkz: ışid)
  • anladığım kadarıyla tasavvuf/vahdet-i vücut anlayışını ciddi anlamda etkilemiştir bu düşünce sistemi. aynı zamanda hristiyan tanrıbilimi*ni de ciddi etkileri vardır. neo platonculuk'un metafiziğinde de hristiyanlık'a pek benzemese de üçleme inanışı vardır**

    bertrand russell her ne kadar dini öğretilerle felsefeyi birleştiren kişileri pek sevmese de*, plotinos için "insan olarak sevmemek olanaksız." demektedir.
  • (bkz: porphyrios)
  • platon 'un varlık felsefesiyle doğu dinlerine içkin mistizmi birleştirmek isteyen bu akım,bir anlamda şehir sakinlerini (özellikle de yerel seçkinleri) pağanlığı aşan yeni bir inanç arayışına itmiştir.iskenderiye ' de gelişen neoplatoncu ekol, mısır'da doğup roma'da ölen ve düşüncelerini yunan dilinde elen alan platinos tarafından ele alınmıştır.
    filozof, özellikle platon'un parmenides adlı eserinde ortaya atılan '' birden çokluğa geçiş '' (varlıktan varoluşlarına geçiş) sorusuna yanıt aramıştır.platon'daki iyi ideasıaşkın/transandantal bir varlık olarak tarif eden platinos, bu varlığı bir çeşit tanrı olarak tasarlamış; varlığın özüne nüfuz etmeyi arzulayan kişinin kendi ruhundan hareketle ulaşabileceğini ortaya koymuştur.platon'un aksine doğu dinlerinin( musevilik ve daha çok genç olan hristiyanlık gibi ) mistisizmine yaklaşan platinosçu felsefe, hristiyanlık roma'nın resmi dini haline gelmiştir.
    hristiyanlık teolojisini derinden etkilemiştir.neoplatonizm ekolünün doğduğu ve olgunlaştığı (iskenderiye), sonraları hristiyanlık ideolojisinin imparatorluk sathında yayılmasıyla önem kazanacak ve teolojik çalışmaların filizlendiği bir merkeze dönüşecektir.bu durum hristiyanlığın mısır'da kurumsal ve kurumsal bir temele sahip olmasını kolaylaştırmıştır.
  • yeni platonculuk, yeni eflatcunculuk, neoplatonism şekillerinde duymuştum ama neo platonculuğu ilk defa duyuyorum. böylece geriye sadece yeni platonism kalıyor.
  • --- spoiler ---

    hiristiyan ogretilerinin olusmasinda rol oynayan en onemli dusunce akimi. ucuncu yuzyilda ortaya cikmis olan ve tek tanri inancina sekil veren felsefe. temelde politeist olsa da tanrinin tek olmasi ve kutsal ruh hiristiyan neoplatonistler tarafindan teorize edilmistir. porphyry, hocasi olan neoplatonist plotinus'un hayatini kaleme almistir ve bu biyografi dorduncu yuzyilda bircok hiristiyan din adami tarafindan azizlerin hayatlarini yazarken ornek alinmistir.

    yeni-platonculuğun çeşitli okulları ve
    anlayışları arasında en sistemlisi ve etkilisi plotinosçuluktur. plotinosun öğretisi, her türlü maddeciliği yadsıyan ve tüm-tinciliği ileri süren katıksız bir idealist öğretidir. plotinosa göre evren ve insan, tanrıdan gelmiştir ve tanrıya dönmektedir. iniş merdiveninin ilk basamağında ruhlar, ikinci basamağında hayvanlar, üçüncü basamağında nesneler vardır. çıkış merdiveninin ilk basamağındaysa anlamak, ikinci basamağında sonuç çıkarmak, son basamağında mistik seziş vardır. böylece tanrıdan ruh olarak çıkan nesnel varlık, dünyaya inerek maddeleşir ve madde olarak da esrime yoluyla yeniden tanrıya döner (sudur ve uruc, emanation). *

    platon 'un varlık felsefesiyle doğu dinlerine içkin mistizmi birleştirmek isteyen bu akım,bir anlamda şehir sakinlerini (özellikle de yerel seçkinleri) pağanlığı aşan yeni bir inanç arayışına itmiştir.iskenderiye ' de gelişen neoplatoncu ekol, mısır'da doğup roma'da ölen ve düşüncelerini yunan dilinde elen alan platinos tarafından ele alınmıştır.
    filozof, özellikle platon'un parmenides adlı eserinde ortaya atılan '' birden çokluğa geçiş '' (varlıktan varoluşlarına geçiş) sorusuna yanıt aramıştır.platon'daki iyi ideasını aşkın/transandantal bir varlık olarak tarif eden platinos, bu varlığı bir çeşit tanrı olarak tasarlamış; varlığın özüne nüfuz etmeyi arzulayan kişinin kendi ruhundan hareketle ulaşabileceğini ortaya koymuştur.platon'un aksine doğu dinlerinin( musevilik ve daha çok genç olan hristiyanlık gibi ) mistisizmine yaklaşan platinosçu felsefe, hristiyanlık roma'nın resmi dini haline gelmiştir.
    hristiyanlık teolojisini derinden etkilemiştir.neoplatonizm ekolünün doğduğu ve olgunlaştığı (iskenderiye), sonraları hristiyanlık ideolojisinin imparatorluk sathında yayılmasıyla önem kazanacak ve teolojik çalışmaların filizlendiği bir merkeze dönüşecektir.bu durum hristiyanlığın mısır'da kurumsal ve kurumsal bir temele sahip olmasını kolaylaştırmıştır.

    1450-1600 yılları arasında italya'nın düşünce sistemini şekillendirmiştir. plato, plotinus ve antik mistisizme ait çeşitli görüşlerin hristiyanlıkla harmanlanmasını öngören öğretinin yayılması için, cosimo de medici* tarafından floransa'da platonic academy kurulmuştur. akademiye üye olan alimler zaman zaman plato'nun doğum gününü kutlamak amacıyla ziyafetler vermişler ve diyalogların canlandırmasını yapmışlardır. yine bu düşünce akımı dahilinde, ficino*, plato'nun eserlerini latinceye çevirmiş ve böylelikle batı avrupalılar'a ilk kez eserlere kolayca erişim imkanı tanınmıştır.

    plotinos’un ölümünden sonra yapıtlarını yayınlamış olan en önemli öğrencisi porphyrios (232-304) hocasının öğretisini anlatmaya, temellendirmeye ve savunmaya çalışmıştır. porphyrios’un bir öğrencisi olan suriyeli ıamblikhos, plotinos’un felsefesini polytheizmin teolojisine temel yapmak istemiştir. bu spekülatif teoloji hıristiyanlıktan başka bütün antik dinleri sistematik bir bütünde toplamayı böylece din akımını bir sonuca vardırmayı göz önünde bulunduruyordu. ıamblikhos’un öğrencileri arasında imparator julianus’da vardır. imparator julianus polytheizme dönmüş ve gittikçe yayılan hıristiyanlığa karşı roma dinin yeni-platonculuğa dayanarak kurtarmaya çalışmıştır. yeni-platonculuğun suriye kolu dışında bir de atina kolu vardır.

    529 yılında justinianus yeni-platoncu tutumunda olan atina’daki akademia’yı kapadı; hıristiyanlığa aykırı diye yunan felsefesi okutulmasını yasakladı. bu da antik felsefenin sona ermesidir. böylece bu tarihten sonra bin yıl sürecek ortaçağ’da dini inanca bağlanılacak, tanrının kendisini açması olarak anlaşılan vahyin sözü dinlenecektir. rönesans’a (yeniden doğuş) kadar böyle devam edecektir.

    --- spoiler ---