şükela:  tümü | bugün
  • sinemayı beyaz telefon filmlerinin istila ettiği yıllarda halk sefalet sürerken bu tür filmlerin anlamsızlığını ortaya koyan ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koymaya karar veren yönetmenlerin oluşturduğu akım vittoria de sicca nın bisiklet hırsızları bu akımın en popüler örneğidir
  • pazartesi gunku finalimin yardirgan* konusu.
  • bi de etkilerine bakmak lazim, sole ki: tekniklerin kullanimi bugunku film yapimciligini etkilemekle kalmamis, zamaninda fransiz yeni dalgasi, dogu avrupa sinemasi ve ingiliz sosyal-realist filmleri de neorealismden bi seyler odunc almistir, kendi ulusal sinemalarindan yoksun ulkelerin -m. cacoyannis (yunanistan), l.garcia berlanga (ispanya), satyajit ray (hindistan) gibi- yonetmenlerini fiseklemistir.
  • (bkz: neo realismo)
  • (bkz: neo realizm)
  • neyin ne oldugu hakkinda kabaca bir fikir edinebilmek icin :
    ( http://www.inblackandwhite.com/…lismv2.0/index.html )*
  • akımın temelinde hep bir ikilem vardır hem faşizmin politik ve sosyal havasından hem dekadantizm etkisinden kurtulamadılar. alberto moravia la disubbidienza adlı romanıdına bu durumu çok iyi anlatır:

    "duyarlılığın son derce uyanık ama bilincin henüz bulaık olduğu o yaşta luca bu fiziksel durum ile derslerine duyduğu derin tiksiti arasındaki bağı ir türlü dengeleyemiyordu aksine fiziksel arzudan başka bir şey hissetmiyordu"
  • 1945 sonrası italya'da doğmuş olan bu akımda sinema yeni bir boyut kazanmış, jean renoir'la birlikte "şairane gerçekçilik" tarzını benimseyen filmler yapılmaya başlanıyor. akıma göre "genel erkek ve kadına yönelmelidir. gerçek hayat oluşumlarında kapıların dışında çekimler yapılmalı; adeta bir belgeselle aynı tarzda olmalıdır." (biryıldız, 66) yeni gerçekçi yönetmenler kamerayı sokağa taşıyarak anti-stüdyo görüşünü oluşturdular. hollywood ışıklandırmasını gözardı ederek yerleşim yerinde doğal ışığı kullandılar. melodramlar bir kenara bırakılarak savaştan sonra zarar görmüş ülkelerin sokaklarına yöneldiler. kamera ile en iyi şekilde eldeki anın gerçeğini yakalamaya çalışırlarken aktör ve aktristler de "doğaçlama" yolunu seçtiler. "çerçeveleme ve kamera hareketi" 1930'lara doğru yerini esnek ve serbest kamera hareketlerine bıraktı. yerleşimdeki doğal sesleri kayıt etmek imkansız olduğundan dialog, müzik ve sesler sonradan ekleniyordu. öykü bırakılarak hayatın acı tecrübesine yakınlık kural haline geldi. hikaye örgüsü olmaksızın bir olay olduğu gibi görüntüleniyordu. fakirlik, işsizlik, savaş sonrası ekonomik kaos ve belirsizlik filmlerin başlıca öğeleriydi. filmlerde son yoktu ve gelecek belirsizdi. italya'nın o günkü tarihsel koşulları nedeniyle insanların içine düştükleri trajedi ve boşluk filmlerde yaratılan boşluğun getirdiği acı ve belirsizlile yansıtılmıştır. bu akımın belli başlı yönetmen ve filmleri şu şekildedir: luchino visconti (the postman always rings twice / postacı kapıyı iki kere çalar.), (terra trema / yer sarsılıyor.), (rocco e i suoi fratelli / rocco kardeşler); roberto rossellini (roma açık şehir, hemşire), (germania anna zero / almanya sıfır yılı); vittoria de sica (sciuscia / boyacı ya da kaldırım çocukları), (ladri biciclette / bisiklet hırsızları)
  • akımın visconti nin ossessione filmi ile başladığı ileri sürülür. ikinci dünya savaşından ve de faşist rejimden çıkmış bir ülkenin boşalımı niteliğindedir.
    mussolini döneminde sinema politik bir araç olarak görülmüş ve bizzat mussolini ve görevlendirdiği oğlu tarafından propoganda filmlerine yönelinmiştir. öyle ki potemkin zırhlısı , iradenin zaferi örnekleri gibi italyan bir film yaptırmak adına mussolini sinema tarihin en büyük bütçeli filmi olan scipone africano yu carmino gallone'eye çektirmiştir. film sınırları aşıp abuk bir film olup kara murat ı, malkoçoğlu nu geçse de mussolini yatırım yapmaya devam etmiştir. ve böylece sinema sektörü denetim ve dönemin baskısı altında film çekmeden de olsa gelişmiştir.

    işte böyle bir dönemin ardından rudolf arnheim, andre bazin, siegfried kracauer gibi isimlerin farklı ama yol gösterici fikirleriyle sinemanın gerçeğe ve varolana yönelmesi veya aslolanın simgelenmesi fikrindeki bu akım ortaya çıktı.

    ortaya çıkışında ise belgeselciler ve calligrafismo etkili olmuştur.

    okuduğum ve gördüğüm kadarıyla en iyi örneği ladri di biciclette dir.

    en önemli isimleri de rosselini , de sica , fellini , visconti , blasetti dir