*

şükela:  tümü | bugün
  • yeni klasikcilik, 19. yuzyilin sonunda sembolizm'e tepki olarak dogan sanat akimi.
    edebiyat sahasinda oldugu gibi diger sanat dallarinda da klasik zevk ve uslubu yeniden canlandirma gayesini tasir. turk edebiyatinda en onemli temsilcisi yahya kemal beyatli'dir.
  • 18. yüzyılın yarısından (1750) başlayıp napolyon'un krallığının düşüşüne tekabül eden 1815 yılında kadar sürmüş sanat akımıdır. barok stile karşı bir tepki olarak doğmuştur. klasikleşmiş eserlerin basite indirgenmiş, modernize edilmiş kötü uyarlamaları ortaya çıkmıştır. bu suretle ortaya çıkan eserlerin bir şeye benzemediği sanat tarihçileri tarafından da sıklıkla tekrar edilir. diğer bir deyişle, lümpen bir akımdır.
  • edebiyat romantik, bireyci olmaktan çıkmış, rasyonel, toplumsal olmuştur. düzen her şeyin üzerinde tutulmuştur. şairler, jonson'u shakespeare'e tercih ediyorlar, okuyucular, klasikleri daha çok beğeniyorlardı. ilk okuduğunda insanın ısınamadığı, şairce bulmadığı soğuk eserler çıktı ortaya; ama onların da tadına sonradan varıldı.
  • 20. yüzyılda romantizm ve empresyonizme karşı girişilen çalışmalar. müzikteki başlıca temsilcileri stravinski ve hindemith'dir.
  • (bkz: bela bartok)
  • 18. yüzyılda barok ve rokoko'ya tepki olarak çıkmış olan avrupa sanat akımı.
  • yeni klasik sanat olarak bilinen bu akım, sanatta yeniden ilkçağ unsurlarının ön plana çıkması anlamına gelir. 17. yüzyılda fransa’da, barok (özellikle aşırı süslemeciliğine) ve rokoko’ya tepki olarak gelişen bu avrupa sanat akımı, daha sonra yerini romantizme bırakmıştır. antik yunan ve roma eserlerinin konu ve stillerini kullanır. çeşitli sanat dallarında etkisini göstermiştir.
    resimde, yeni tarzın teknik özellikleri, ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren, keskinleşen çizgilerdir. bu akımın en büyük ustası ressam jacques louis david’dir.

    dünya edebiyatındaki çıkış noktasına baktığımızda, ingiltere’de, john dryden’in olgunlaştığı 1660 yılından 1700’e kadar ulaşan devre edebiyatına neoklasizm denilir. bu yazarlar gelenekçi ve klasiklere, özellikle de roma’lılara karşı çok saygılıydılar. edebiyat; mükemmeliyete uzun çalışmalardan sonra ulaşılan bir sanat olarak görülüyordu. sanat kurallarına sıkı sıkıya bağlılık vardı. akıl, mantık, ölçü, ahenk; nazım ve nesirde aranan özelliklerdi. cemiyetin sosyal çevresindeki insan, klasikleri ilgilendirmiyordu. ideal bir insan anlayışı geliştirmişlerdi. insan her şeyden önce düzenli cemiyetin ayrılmaz bir parçasıydı. insanın kâinattaki yeri ve görevi ile ilgili genel bir görüş geliştirilmişti.

    türk edebiyatı'nda ise sembolizme tepki olarak doğan bu şiir akımının en güçlü temsilcisi yahya kemal beyatlı olmuştur. paris’te öğrenci olarak bulunan yahya kemal, parnasları tanımakla klasizmi öğrenmiştir. bu tesir altında türk şiirinin klasiğini arama ihtiyacını hissetmiştir. klasiklerin temel prensipleri divan şiirimizde de vardı. kendi şiir anlayışını bu bilgiler üzerine kurmuştur. yahya kemal, biçim yönünden eski ancak öz bakımından yeni olarak adlandırabileceğimiz şiirleri ile neoklasizmi, türk şiirine uyarlamıştır.

    *

    edit: (bkz: enasilduygularininsani) tarih hatasıyla ilgili uyardı. teşekkürler.
  • fransa'da doğan, 1780-1820 yılları arasında egemen olan sanat akımıdır. aydınlanma ve fransız devrimiyle sıkı bir yakınlık içerisindedir. bu akımla beraber uslamlama, akılcılık ve deneysel bilgi öne çıkmıştır. neo klasik sanat akımı, ahlaki değerler ve davranışların biçimlenmesinde önemli bir rolü olduğu iddiasındadır. sertliğe yönelik bir yüksek ahlak ciddiyeti eğilimindedir. toplumsal gerçekçidir. toplum için sanat anlayışını benimser. en önemli amaçlarından biri de barok öncesi dönemin, saf kabul ettikleri sanat anlayışına dönmektir. barok ve rokoko soyluların, aristokratların sanatıysa; neo klasisizm, halka yakınlaşmış ve yalınlaşmış bir sanattır. halkın sanatıdır da diyebiliriz. hatta bunun sebebini devrime bağlamak kuvvetle muhtemeldir.

    bu akım en çok resim sanatında kendini göstermiştir. ilk çağ unsurları öne çıkmış, eski yunan ve roma tarzı yeniden canlandırılmış, modernize edilmiştir.

    biçimsel özelliklerine değinmek gerekirse;
    yalın ve çizgisel bir anlatım benimsenmiştir. pastel renkler kullanılır. ışık-gölge etkisindense çizgi ve forma önem verirler. renkler ve ışık etkileri, bütünüyle bir çizgi ve form bileşkesine bağlıdır.

    ayrıca

    (bkz: jacques-louis david)
    (bkz: jean-auguste dominique ingres)
  • ''fransada doğdu, avrupalı oldu, helal olsun sana, neo klasisiiiizzzmmm, neo klasisizzzmmmm...'' diye tezahurat yapmışımdır öğrenim hayatımda. bu akımı ortaya çıkaran sanatçıları tanıma şansım olsaydı iki çift lafım olurdu kendilerine. özellikle jean auguste dominique ingres kardeşimin kulağından çekip; ' be kardeşim klasizm mlasizm atıp tutuyorsun da o kadının bacağını sakat çizmişsin, daha oran-orantıyı, anatomiyi çözememişsin' diyesim geliyor.
  • antik yunan ve antik roma dönemine ait tarzların yeniden canlandırılmasıyla ortaya çıkan bir akımdır. bu akımın en önemli özelliklerinden biri önceki dönem olan barok sanatı’na ve aşırı süslemeciliğe duyulan tepkinin ortaya konulmasıdır.

    1700’li yıllarda yapılan arkeolojik kazıların bu akıma önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir. bu kazıların önemli olanlarından bazıları pompei’de yer almaktadır. ayrıca james stuart ve nicholas revett’in öncülük ettikleri atina harabelerinin rölövesinin çıkarılması da bu hususta önemli aşamalardan birisi olarak kabul edilir. bu akım ilk olarak italya’nın roma şehrinde başladı, ardından barok ve rokoko akımlarının yaygın olarak bulunduğu almanya gibi ülkelere sıçradı.