şükela:  tümü | bugün
218 entry daha
  • dani rodrik, boston review bünyesinde kaleme aldığı makalesinde şunları söylüyor:

    neoliberalizmin kaygan, değişken bir kavram olması, açık bir savunucu lobisi olmaması, onun ilgisiz veya gerçek dışı olduğu anlamına gelmez. dünyanın 1980’lerden itibaren pazarlara doğru kesin bir kayma yaşadığını kim inkâr edebilir? ya da şu merkez sol politikacılar —abd’deki demokratlar, avrupa’daki sosyalistler ve sosyal demokratlar— deregülasyon, özelleştirme, mali liberalleşme ve bireysel girişim gibi thatcherizm ve reaganizm’in bazı temel inançlarını şevkle benimsediler mi? çağdaş politika tartışmalarımızın çoğu, sözde homo economicus temellere dayanan normlar ve ilkelerle dolu olmaya devam ediyor.

    ancak neoliberalizm teriminin esnekliği, aynı zamanda ona yönelik eleştirilerin çoğu zaman hedefini kaçırdığı anlamına da gelir. piyasalarda, özel girişimcilikte veya teşviklerde -uygun şekilde kullanıldığında- yanlış bir şey yoktur. zamanımızın en önemli ekonomik başarılarının arkasında bunların yaratıcı kullanımı yatmaktadır. neoliberalizmi küçümsedikçe, neoliberalizmin bazı faydalı fikirlerini çöpe atma riskiyle karşı karşıya kalıyoruz.

    asıl sorun, ana akım iktisadın çok kolay bir şekilde ideolojiye bürünmesi, sahip göründüğümüz seçenekleri kısıtlaması ve kalıp çözümler sunmasıdır. neoliberalizmin arkasında yatan iktisadın doğru bir şekilde anlaşılması, iktisat bilimi kılığına büründüğünde ideolojiyi tanımlamamıza ve reddetmemize olanak sağlayacaktır. en önemlisi de kapitalizmi yirmi birinci yüzyıl için yeniden tasarlamak üzere şiddetle ihtiyaç duyduğumuz kurumsal hayal gücünü geliştirmemize yardımcı olacaktır.

    metnin tamamı ayşe yanar tarafından türkçeye çevrildi ve sosyalbilimler.org'da yayımlandı.
hesabın var mı? giriş yap