şükela:  tümü | bugün
139 entry daha
  • cahil marksistlerin bir türlü anlaymadığı sistem. gerçi dünyayla ilgili herşeyi kendi propaganda araçlarından öğrenen adamlardan en fazla bu beklenir zaten. adamlar sömürücü devlet kurumlarıyla liberalizmi birbirine karıştırıyor. ya cehaletlerinden ya da kasten ucuz ideolojilerinin propagandasını yapmak için bunu yapıyorlar.
    liberalizm ilerlemecidir. ve ilerlemeyi beceriksiz üreticileri piyasadan eleyerek yapar. bir örnek verelim. devlet çiftçilere destek vermekten vazgeçer. bunun sonucunda çiftçiler tarlayı sabanı bırakıp şehre göçerler. bu sebepten gıda fiyatları arşa değer. bunuda fırsat bilen girişimciler çok daha az kaynak tüketerek çok daha fazla ürün elde edebilecekleri yeni teknolojilerle yatırım yaparlar. en sonunda aynı ürünün çok daha az kaynağa ihtiyaç duyarak üretildiği ve sebest rekabet ortamı sebebiyle ürünlerin çok daha ucuza satıldığı modern bir tarım sistemi ortaya çıkar.

    marksist iddiası şu; üretimde makineleşmeyle işçiye olan ihtiyaç azalıyor. bu durum bir çok işçiyi işsiz bırakmaz mı? hayır efendim bırakmaz. yatırımcılar niçin makineli üretime bunca yatırımı yapıyor? çünkü daha ucuza daha çok ürün üretiliyor. liberalizmde tekelciliğin olmaması (rekabet) sayesinde üretilen ürünler minimum karla satılmaya çalışılıyor. bu da makineleşmeyle beraber ürünlerinde ucuzlamasını sağlıyor. peki şu noktada diyelim eskiden bir ürünü düzenli olarak 100 liraya alıyordunuz. makineleşmeyle bu ürünün fiyatı 80 liraya düştü. şimdi siz bu artan 20 lirayla ne yaparsınız? eskiden alamayacağınız yeni bir ürünü almaya başlarsınız veya gider bir kafede bir çay kahve içersiniz. nooldu? eskiden ürüne giden para şimdi hizmet sektörüne yöneldi. işte liberalizm malları ucuzlattıkça başka sektörler gelişir. ve bunun sonucunda yeni iş alanları doğar. bak nasıl çözdük işsizlik sorununu.

    ve son 50 yıla baktığımızda istihdamın sanayi sektöründen hizmet sektörüne kaydığını görüyoruz. bu muhakkak makineleşmenin sonucudur.

    peki bunun sonucu ne olacak? yani hiç iş gücüne ihtiyaç kalmadığında millet parayı nerden kazanacak?

    (bkz: vatandaşlık maaşı)

    veya iskandinavyadaki gibi üniversitelerde hayvan gibi akademisyen istihdam ederek işsizlik sorunu çözülecek. yani vatandaşlar fabrikalardan hizmet sektörüne, ordan da işsizlik maaşlarına veya akademiye aktarılacaklar. yani sizin marksist ütopyalarınızı liberalizm gerçekleştirecek.

    edit: bahsettiğim 20 kat daha az su kullanan gelişmiş tarım sistemlerine sanırım hidrophonic deniliyor. youtube'da küçük bir aramayla yüzlercesine ulaşabilirsiniz.
  • marksistlerin bir iddiası; liberalizm doğal kaynakları tüketip bizim kaynaksız kalmamıza sebep olacak.

    hayır efendim olmayacak. çünkü kaynağı kullanıp uzaya fırlatmıyorsun, çöplüğe gönderiyorsun. kaynaklar doğal reserve olarak azaldıkça bundan kar etmeyi amaçlayan girişimciler yeni geri dönüşüm teknolojilerine yatırım yapacak. örneğin alüminyumu geri dönüştürmek doğrudan madende çıkarmaktan daha ucuza mal oluyor. çünkü doğal kaynak olarak az bulunduğundan dolayı alüminyum pahalı. piyasa sürülen alüminyumun yüzde 70'i geri dönüştürülmüş alüminyumdur. geri kalan yüzde 30'u madenden gelir. işte bütün doğal kaynakların sektörleri aynı alüminyumunki gibi olacak.

    edit: keza burada en sorunlu doğal kaynak sanırım petrol. buna karşılık olaraksa özellikle alglerden biyoyakıt üretimine muazzam yatırımlar yapılıyor. yakın gelecekte yeni girişimciler bu sorunu da çözecek gibi görünüyor.
    veya;
    (bkz: elon musk)
  • bir marksist iddiası; liberalizm insnaları borç batağına sürükler.
    hayır efendim sürüklemez. adam akıllı rekabetin olduğu, girişimciliğin kolaylaştırıldığı ülkelerde ihtiyaç ürünler son derece ucuz olur. örneğin almanya, bizim lüks kabul ettiğimiz bmw'ler almaya'da işçi otomobili. bu nasıl oluyor? alman markaları daha ucuza daha kaliteli araçlar üretmek için birbirleriyle kapışıyor. bunun sonucunda bmw işçi otomobili oluyor. işte liberalizm ihtiyaç ürünlerin hem kalitesini arttırır hem ucuzlatır.

    şimdi ideal bir liberal ekonomide insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmazlar. çünkü herşey zaten ucuzdur. ha peki sırf lüks tüketmek için veya öngörüsüzlükleri, ahmaklıkları yüzünden borçlandılarsa bunun sorumlusu liberalizm midir? hatta geçenlerde saınrım şanlı urfa'da bi adam hem kendisi hem kızı arka arkaya dikkat etmeyip uçurumdan düşerek ölmüşlerdi. bunun suçlusu dağ mıdır? eğer ahmak olmazsan liberalizmde ekonomik çukura batmazsın.

    edit: sanki liberalizm insanların harcamadığı parayı talep ediyor sanki. kardeş o krediyi kendi ayaklarınla gidip kendin çektino bankadan. o kredi kartıyla bütçenin üzerinde harcama yaparak kendin borçlandın. liberalizm sana zorla harcatmadı o parayı. bütçeni aşacak harcamalar yaptıysan bu senin suçun liberalizmin değil. salak mısın niye özeniyorsun lüks tüketime?
  • tükiye'nin şu an yaşadığı ekonomik krizin sorumlusuysa yine liberalizme uyulmaması. geçenlerde ne tartışıyorduk?

    "ey merkez bankası faizleri indir" diyordu bizim islamcı.

    fazileri arttırmaları gerekirken indirdiler bunun sonucunda hayvan gibi döviz yurtdışına kaçtı. keza fabrikalardan alınan vergileri uçurdular. yatırımcılarda yurtdışına kaçtı. kaldık dazlak gibi ortada.
    cem toker 2012'de sanırım bir üniversite konferansında anlatıyordu ülkenin bu politikalar yüzünden krize gireceğini. anasını satıyım bir dinlemiyorlarki liberalleri.

    edit: tabi bu kısa vadede yaşanan ekonomik sorunların sebebi. birde türkiyenin bir türlü refah seviyesinde gelişmiş ülkeleri yakalayamamasının sebepleri var ki naçizane en önemlisinin ülkede yine liberalizme aykırı olarak girişimciliğin önünün kapalı olması olduğunu düşünüyorum. bir ekşi şeyler içeriğinde denk gelmiştim. konu türkiye'den niçin büyük yazılım şirketleri çıkmıyor olduğuydu. bir yazılımcıda bahsetmiş ki "bunun için yeni şirket kurman lazım ki daha işe başlarken en az 30 bin lira'yı ıvır zıvır gereksiz şeylere harcaman lazım işte bu yüzden türkiye'de bu alanda girişimcilik yapılamıyor" ancak ilgili paylaşımı bulamadım bulursam linkini eklerim.

    edit: buldum fiyat 30 bin değil 53 bin liraymış;
    https://seyler.eksisozluk.com/…engel-vergi-oranlari

    edit2: devletçilik kafası ve aşırı kamu harcamaları sebebiyle vergiler çok yüksek hocam, çok yüksek. bu durum girişimciliğin önünü tıkıyor. o sebepten ülkeyi kalkındıracak büyük firmalar çıkmıyor.
  • nedense dalga geçtikleri komunistler gibi amerikanın bağrından çıkıp dünyaya yayılmasına rağmen halen gerçek neoliberalizm bulunamadı.

    ne zaman neoliberalizmin toksik etkilerinden bahsedilse aman efendim bu neoliberalizm değil ile savunulur ama artık dinazorluğu bırakıp gözü açmak lazım.

    şu an şirketokrasi denilen şey tamamen neoliberalizmin ürünüdür. sonuçta neolibralizm şirketler üstündeki vergiyi kaldırmak, regulasyonları kaldırmak ve şirket hisse değerini maximize etmeye çalışır. bunun sonucunda da neolibrallerin çok şikayet ettiği(bence etmediği) plütokrasi ortaya çıkıyor.

    rekabetin fiyat düşüreceği iddiası artık komik bir espri olarak bile ciddiye alınacak olay değildir. madem rekabet fiyatın düşmesini sağlıyor serbest piyasada neden abd sağlık sistemi dünyanın en pahalı ve verimsiz sağlık sistemi.
    neden bu serbest kapitalist piyasada 100 sene önce icat edilip insanlık yararına patenti 1 dolara satılan insülin fiyatları hala artmakta?
    abd dunyanın en verimsiz saglık sistemi
    insulin fiyatlarının artışı
    evet bu kapitalist ve tüm dertlere derman olması gereken serbest piyasanın mükemmel başarılarından biri, afrikada vs bile artan ortalama yaşam süresini amerikada düşürmeyi başardı.
    abd de ortalamayaşam süresinin düşmesi

    çok övülen amerikada 3 milyarderin toplam serveri geri kalan en dip %50 den fazla. baya oldukça başarılı bir sistem bu açıdan.(bu daha kayıtlı olan, offshorelarda tavaf eden gizli paralar buna dahil değil)

    üste yazılan güzellemeler spesifik 1-2 konunun seçilip bakın ne güzel diye ortaya konduğu zırvalardır. 40 yıldır bir sike derman olmayan 2008 de dünyayı büyük bir yıkımın ucuna getiren sistem.(kendisinin ürettiği zarar bankaların devletleştirilmesi atlatıldı. gelecekteki krizde ne olacak kimse bilmiyor.)
  • tröst neyd,duopoly neydi, vahsi kapitalizm neydi?
    cevabini veremeyen sikko tiplerin boka batmis hayalleridir. komunisti sevmem, neoliboslardan ise nefret ederim.

    hayir bunlar bir de ayn rand okuyup super zeki, entellektuel, girisimciyiz filan saniyorlar kendilerini...
  • ideal bir neoliberal ekonomide insanlar borca sürüklenir.
    adım adım anlatayım belki neoliberallerin kafası biraz basar. yoksa bu durum das kapitalden günümüze bilinen bir durumdur. tendency of the rate of profit to fall

    1) çünkü şirketler kar maksimizasyonu yapmak için maaşların artmasını engellemye çalışırlar.
    bu durum gerçek gelirlerin gerilemesine veya durmasına yol açar.
    abdde 1970(neoliberalizmin doğduğu tarih) lerden bu tarafa maaşlar üzerinde gerçek bir artış yoktur. kaynak
    güzel bir grafik

    2) bu durum hane halkı tasarruf oranını dusurup harcanabilir gelirlerini azaltır.
    şurada abde de70 lerden bu tarafa kişisel tasarrufların nasıl göçtügünü görebilirsiniz oldukca güzel bir paper.
    grafik

    3)bir sonraki aşamada temel ihtiyacını dahi karşılamamaya başlayan hane halkı tüketimi kısar.
    bu durum ortalama büyüme hızlarını düşürür.
    amerikada 70lerden bu tarafa büyüme ortalaması istikrarla düşmektedir.
    kaynak

    4)büyümenin düşüşü mevcut yönetimi, finansal piyasaları ve şirketleri panikletir. burda fed gibi merkez bankaları devreye girip faizi düşürür. insanları daha fazla borçlanıp harcamaya teşvik eder ki büyüme hızı düşmesin.

    bu grafikte hane halkı borcunun amerikada gdpye oranla nasıl dramatik şekilde arttıgı görülebilir.

    ortada bu kadar kanıt varken halen neden neolibralizm savunulur bilmem. ama savunanların şunu iyi bilmesi lazım. biz de salak değiliz.
1 entry daha