şükela:  tümü | bugün
  • baltalimanı'nda içki içilecek mekan. denize karşı, boğaza karşı, ferah. müzikleri sıradan ama denize karşı, boğaza karşı ferah. eskiden adı başka bir şeydi... küpeşte gibi filan. şimdi işte neruda. adını şairinkinden mi almış bilinmez. ama yeri öyle, şairin sürgünde yaşadığı yıllarda kaldığı evin gördüğü manzaraya benzer bir manzara.. istenirse yemek de yenebiliyor. fiyat uygulaması tuhaf: madem rakı 4 dolar, o zaman bira niye 5.5 dolar *
  • henuz kesfedilmemis oldugundan midir tutunamayacagindan* midir bilinmez oldukca sakin, cihannuma manzarali mekan. boyacikoyde* hemen yol uzerindedir. kenar boyunca*, ki bu kenar denizi goruyor, dosenmis beyaz koltukari pek rahat. isteyen bara ya da yemek masalarina da gecebiliyor. garsonlarin tavri oldukca basarili, basinda dikilmiyor ama ara sira yokluyor ya da aradiginda bulunabiliyorlar. muzik karsisindakini sesini duyamayacagin kadar yuksek degil. sik. rahat. yaz gecelerine lazim.*
  • "güzel istanbul" yerlerden biri. fiyatlar okkalıca ve tarzı da biraz ağır gerçi ama yine de şahane mekan.
  • uzun bir zamandan sonra yeniden baltalimanı'nda neruda's bloom adı ile faaliyet gösteren, kaliteli yemekleri ve iyi servisi ile göz dolduran, ama bir o kadarda boş olan mekan.
  • sözlüğü göz şampuanıyla tanıştıran altıncı nesil yazar.
  • şiir sever altıncı nesil badim. uzun bir aradan sonra döndü aramıza. özletip de gitmesin bir daha.
  • kelimelere can veren, ismini hep bildigim ve yeni yaşımla beraber yüzünü de öğrendiğim arkadaşım.
    bugün onun günü. şimdi bir yılı daha geride bırakıp yeni bir yaşına giriyor. bahar gibi olsun istiyorum ömrü. ışıklı, ümit coşku dolu ve hep neşeli.
    mutlu yıllar.
  • pek öncelerden tanıştığımız ama nereden tanıştığımızı hatırlamadığımız, zirve vasıtası ile sonunda karşılaştığımız ve daha önce hiç tanışmadığımızı anladığımız, bu ironiden her ne sonuç çıktıysa kendimce gayet memnun olduğum pek sevgili yazar insan.
  • nasıl tanıştığımı bilmediğim kişi.

    size kısa bir örnek vereyim, gerisini siz anlarsınız sanırım

    ekşi öyküler kağıt çıktısı üzerinde kalem oynatma muharebesi sırasında:

    feryat: olm, siz nasıl tanışmıştınız?
    htd: sen tanıştırdın ya
    feryat: yoo, ben de sizin nasıl tanıştığınızı bilmiyorum zaten
    htd: neruda, biz nasıl tanıştık yahu?
    neruda: aaa, bilmem

    ...

    feryat için (bkz: ferhat uludere)
  • bazı edebiyat ülkelerinde çok çalışan * ya da çalışgan * demektir.