1. toplum ve bilim dergisinin 89. sayısında (yaz 2001) "kentte yeni yoksulluk ve çöp insanları" adlı bir makalesi bulunan, ayrıca 25 kasım 2005'te izmit'te yapılan "geri dönüşümün görünmeyen yüzü: türkiye'de sokak toplayıcılığı" sempozyumuna da kocaeli örneğiyle katılan ege üniversitesi sosyoloji bölümü profesörlerinden.
  2. gün itibariyle son sınavına girdiğim ve artık kendisinden ders almayacak olduğum için üzüldüğüm, üniversite hayatımda tanıdığım en tatlı hocalardan biri olsa gerek.
  3. geçtiğimiz günlerde çanakkale üniversitesi biga iibf'ye dekan olarak atanan bir şahsiyet.. bu bakımdan ilginç bir noktaya parmak basmak isterim.. bir sosyolog olarak iibf dekanı olan hoca ile birlikte güzel sanatlar fakültesi'nde de sosyolog olan tülay uğuzman isminde bir hoca dekanlık yapmaktadır.. bu üniversite sosyologlara bu kadar meraklıysa neden fen - edebiyat fakültesi'nin başına da bir sosyolog getirmez anlayabilmiş değilim.
  4. bu sene itibariyle ege sosyolojiden ayrilarak canakkale universitesi edebiyat fakultesine dekan olmus akademisyendir.
  5. 2007-2008 donemi itibariyle canakkale universitesi i.i.b.f dekani olmuştur. ancak biliriz ki gonlu her zaman sosyoloji ve saha arastirmalarindadir. su siralar max planck enstitusu sosyal antropoloji bolumunun yuruttugu bir kafkasya calismasinin turkiye ayagindan da kendisi sorumludur. ayrica saglam marxisttir ve guzel insandir. hocamdır.

    edit: kendisiyle yaptigim konusmada okan universitesi'nde akademik hayatina devam ettigini ogrendim.
  6. asıl adı havva neşe özgen olan, prof.dr., sosyolog, kadın

    en son biga iktisadi ve idari bilimler akademisi dekanı olarak görev yapmış, kimsenin tahmin bile demeyecği bir anda görevinden istifa edip, ege üniversitesine dönmekten de vazgeçerek emekliliğini istemiştir.

    akademik becerisi ve bunu yaparkenki insani duyarlılığı inanılmazdır. çok büyük bir kayıptır.

    ama kendisi kaybolmak istememiş, kaybedilmek için akla gelen her şey yapılmıştır. ve yapılanlar sadace akademik çevreler tarafında da yapılmamıştır.

    edit: egeden emekli olmuş, okan üniversitesinde göreve başlamıştır.
    http://www.okan.edu.tr/tr/okan.php?s=sayfa&no=868
  7. şimdilerde (2009 temmuz) trakya'da (türkiye, bulgaristan, yunanistan sınır üçgeni) yürüteceği uluslararası bir sınır çalışmasına başlayacak ve bu vesile ile memlekette el atılmamış sınır bırakmayacak değerli şahsiyettir. sınır soyolojisi ve bu literatüre içkin daha pek çok konu hakkında muhtemelen yakın bir zaman içinde bilgisine başvurulacak ender bilim insalarından biri olacaktır ve bence olmuştur da. her ne kadar memlekette sosyal bilimcilerin değeri pek bilinmese de, kendisinin yaptığı ve yapacağı çalışmaları merakla izlemeye devam ediyoruz. (ben bizzat katılıyorum). böyle devam hocam...
  8. kanatsiz melek, melek kanatli sosyolog, kendisini dusununce t. s. eliot'in the naming of cats'i hucrelerimde titreyen guzel insan:

    the naming of cats is a difficult matter,
    it isn't just one of your holiday games;
    you may think at first i'm as mad as a hatter
    when i tell you, a cat must have three different names.
    first of all, there's the name that the family use daily,
    such as peter, augustus, alonzo or james,
    such as victor or jonathan, george or bill bailey--
    all of them sensible everyday names.
    there are fancier names if you think they sound sweeter,
    some for the gentlemen, some for the dames:
    such as plato, admetus, electra, demeter--
    but all of them sensible everyday names.
    but i tell you, a cat needs a name that's particular,
    a name that's peculiar, and more dignified,
    else how can he keep up his tail perpendicular,
    or spread out his whiskers, or cherish his pride?
    of names of this kind, i can give you a quorum,
    such as munkustrap, quaxo, or coricopat,
    such as bombalurina, or else jellylorum-
    names that never belong to more than one cat.
    but above and beyond there's still one name left over,
    and that is the name that you never will guess;
    the name that no human research can discover--
    but the cat himself knows, and will never confess.
    when you notice a cat in profound meditation,
    the reason, i tell you, is always the same:
    his mind is engaged in a rapt contemplation
    of the thought, of the thought, of the thought of his name:
    his ineffable effable
    effanineffable
    deep and inscrutable singular name.

neşe özgen hakkında bilgi verin