şükela:  tümü | bugün
  • gayet az sayıda olan jilet keskinliğindeki filmlerin en iyi örneklerinden biri.

    --- mad spoiler ---

    network bugün bu gezegeni yöneten temel güç odakları üzerine bir film. bu da uluslararası para piyasaları ve iş dünyası. karakterler o açıdan sembolik değerler taşıyor.

    arthur jensen: filmde az görünmesine rağmen en önemli karakter. beale'e verdiği vaazda günümüz dünyasını net şekilde özetliyor. özellikle "ruslar kendi parlamentolarında karl marx mı tartışıyor sanıyorsunuz" çok önemli bir tespit. çünkü bunu "türkler atatürk'ü mü tartışıyor sanıyorsunuz" veya "çinliler lao tsu'yu mu tartışıyor sanıyorsunuz" şeklinde genişletmek gerek. bunu fark ettiğiniz anda mesela burda ülke gündeminin neden bu şekilde bazı yerlere doğru sürüldüğünü anlarsınız. beale'in gecenin yarısı duyduğu sesin o olması çok çok önemli bir metafor. bunun anlamı artık bilincimizin en derinlerindeki inançlarımızın - hatta kendi iç sesimizin bile- jensen'in simgelediği "iş dünyası" ve uluslararası şirketler tarafından şekillendirildiği.

    howard beale: jensen'den sonraki en önemli karakter. birşeylerin yanlış olduğunu, yolunda gitmediğini biliyor. kızgın. ama tepkisini koymak için yaptığı her hamle o hoşlanmadığı sistem tarafından çatır çutur kullanılıyor. bu bir paradox. sistemin dışına çıkacak alternatifleri bize sunan yine sistemin kendisi. yani "no way out". üstelik kendi kontrolünde olmayan bir alternatif yol farkedecek olursa bunu hemen kendi çıkarına çevirmeye hazır. bu sahneler çok önemli, örneğin ahmet khan'ın (bir tür usame) saklandığı evde oturulup yüzde komisyonlar üzerinden anlaşmalar yapılması müthiş sahnelerdi bana sorarsanız.

    diana (faye dunaway): ultra sevimsiz özellikleri çok fazla göze sokulmuş olsa da tipik günümüz insanının 30 sene önceden haber verilmesi bu karakter. bir "humanoid" (insanımsı). william holden'ın onu terkederken söylediği gibi herşeyi programlanmış ve senaryolaştırılmış. daha önceki nesillerin insan varlığını ifade etmek için kullandığı duygular onda yok. bir program. bir tür ajan smith. dokunduğu herşeyi kendine benzetiyor veya yok ediyor.

    schumacher (william holden): çıkmazda olan insan bilincinin sembolü bu karakter. filmde en dengeli ve bir çözüm arayan kişi o. ama çevresinde gelişen delilikleri görmesine rağmen fazla müdahele edemiyor. herkes kendi deliliğinden sorumlu sonuçta! ayrıca kendi zayıf noktaları da var ve bu nedenle "humanoid"lere bulaşmak zorunda kalıyor - bu da çıkmaza sürüklüyor onu. bu hepimizin yapmak zorunda olduğu birşey. ama schumacher karakteri çok önemli bir güç gösteriyor; kıvırmıyor, saklanmıyor, oynamıyor. kendi zayıf noktalarının farkında olmanın avantajıyla herkesin zayıf noktalarını da çok rahat görebiliyor. aslında bu açıdan aynı zamanda en "ütopik" karakter. bu kadar açıkça 25 yıllık karısının karşısında durup "biz artık abi - kız kardeş gibi olduk benim yeni heyecana ihtiyacım var, üstelik bunu arayacağım kadının yapay senaryolarla yaşayan bir humanoid olduğunu bilerek" diyebilecek kimseyi tanımıyorum.

    --- mad spoiler ---

    oyunculuklar, senaryo, göndermeler neyse de filmle ilgili asıl büyüleyici olan bugünü noktasına virgülüne dek 30 sene önceden nasıl bu kadar ayrıntılı haber verebildiği. arşivde bulunup arasıra howard beale sahnelerinin ve özellikle de arthur jensen monologunun izlenmesinde büyük yararlar var.
  • paul thomas anderson'a göre -metin kalitesi bakımından olsa gerek- gelmiş geçmiş en iyi filmdir.. abimiz magnolia'nın çekimlerinden önce ekibi toplar ve bu filmi izlettirir.. gösterim öncesi yaptığı konuşmada filmin teknik açıdan ne kadar muhteşem olduğundan falan bahsederken arka koltuklarda oturan bir eleman "peki hacı şimdi faye dunaway oscar aldı mıydı bu filmlen?" şeklinde sorar.. o materyalist-pragmatist insana buradan cevap vermek istiyorum: evet kardeşim aldı.. 76 senesinde dunaway oscar da aldı golden globe da.. mutlu musun şimdi? adam sana hayatın boyunca görebileceğin en güzel filmlerden birini gösterecek birazdan sorduğun soruya bak.. yönetmenlik zor zanaatmış..
  • artık bu tarz filmler cekilmiyor , gunumuz hollywood filmlerinden sonra bunyeye ilac gibi gelmistir.
    diyaloglar, kamera açıları, sinematografi, oyunculuk tam anlamıyla dort dortluk bir film.
    sanırım filmin son sahnesine kadar herhangi bir muzikde duymadim bu arada.
  • sozlukte v for vendetta gibi kavram corbasi, devrim basitlestiricisi, anarkososyaldistopyeviutopikantitotaliterantisiddet bir sistem elestirisi (sevmedim sevemedim arkadasim ne yapayim) sayfalarca yer kaplarken; sistemi "hocam olay bu, valla bak, iste hendek iste deve; iste birey iste kurum; iste duygu iste para" seklinde ozetleyen ve bunu bir tv studyosu icinde, hem de 1976 yilinda yapabilen ve gene de degeri bilinmeyen super film. oyle ki, sidney lumet* ve paddy chayefsky* filme ne zaman satirik dense atlayip "lan ne satirigi, gercek olm bu, gercegin ta kendisi, gercek degil derlerse inanmayin" diye de bagirmislardir.

    a streetcar named desire'dan sonra 3 adet oyunculuk odulu toplayan tek film olan network, toplamda 4 oscar almistir. ben faye dunaway'in oscarlik performans sergiledigine inanmasam da (rakibesi rocky'den talia shire, durum vahimmis o sene; gerci carrie ile sissy spacek de alabilirmis rahat aslinda, gecmis zaman olur ki deyip gecelim lafi uzatmadan); oyunculuk, yonetmenlik; ve de en onemlisi senaryo olarak asmis bir filmdir. filmden birkac ay sonra kalp krizi gecirecek peter finch'in neden kalp krizi gecirdigini anlarsiniz filmi izlerken.

    ayrica bu film yapildiginda howard stern daha boston university'de son senesini okumaktadir, oyle de hayran kalinir iste.

    --- spoiler ---

    this was the story of howard beale: the first known instance of a man who was killed because he had lousy ratings.

    --- spoiler ---
  • filmden sonra medya gerçekliğini bir süre hazmedemediğim film. öyle ki; dönen oyunları, bilinen gerçekler yaklaşık bir 30 yıl önce anlatılmaya başlanmış. ama biz hala nelerden söz ediyoruz. peh. filmin anakarakteri howard beale'ın öyle bir konuşmaları vardır ki alıp incelenesi, üstüne düşünülesi, kürsülerde tartışılasıdır. adam kapitalizm gerçeğini gözler önüne sererken, bir yandan aslında deliliğinin aslında bilinçlenmişlik ve farkındalık olduğunu gösterir bizlere.

    --- spoiler ---

    howard beale'ın tv seyircilerine pencerede abuk abuk bağırması söylemesi, sanırım bizim susurluktan sonra tencere-tava ile isyan edişimize benziyor. belki bu hönkürüş filmden kopyadır. kimbilir.

    --- spoiler ---
  • sattıkları ürünün arkasında duran giyim firması.

    20 ay kadar önce aldığım ceketi "kuru temizleme sonrası rengi soldu" şikayetiyle götürdüm 15 gün içinde arayıp "ürünü iade alıp bedelini ödeyeceğiz bekleriz" dediler. ama benim faturam yok dememe rağmen "önemli değil barcode'u var, şu kadara şu tarihte şu mağazamızdan alınmış diyerek sorun çıkarmadılar. *
  • aslında bu filmin en önemli kısımları zeitgeist ta görünüyor. daha fazlası da teferruat. yine de çok önemli bir nokta var, film en sonunda max'in açıkladığı şekilde sembollerle anlatıyor olayları, kişileri sembol olarak kullanıyor gibi geldi bana.

    --- spoiler ---
    diana: açıkça günümüz dünyasını ve hatta televizyonu simgeliyor.

    max: normal bireyi simgeliyor, aslında beale in istediği insan.

    howard beale: inancı, tanrıyı ya da aydınlanmayı simgeliyor. ama sonra onu yaratanlar onu öldürüyorlar. bu bakımdan;
    (bkz: nietzsche)

    frank: klasik kapitalizmi ve pragmatizmi simgeliyor.

    jensen: bu da mükemmel bir gönderme. daha iyisini zor bulursunuz, big brother.

    --- spoiler ---
  • faye dunaway, william holden, peter finch ve robert duvall'ın sahne sahne döktürdüğü inanılmaz film..

    yönetmen sidney lumet'ın da katkısı elbette ki büyüktür, fakat insan, bu filmin senaristi paddy chayefsky'e hayran olmadan edemiyor doğrusu. belli ki hayatının işini yapmış! her şeyini vermiş yazarken.. yüreğinden geldiği için yürekleri parçalıyor film.. çok içten..

    üzerine araştırma kitapları yazılası, esinleme filmler çevrilesi, bir daha bir daha bir daha izlenesi bu sarsıcı filmden hangi diyalogu hatırlatsak ki? onların hepsi de içimize yerleşmiş durumda oysa..

    işte bir örnek:

    "diana christensen (faye dunaway)
    sanırım, ilişkimizi yeniden
    değerlendirmenin zamanı geldi.

    max schumacher (william holden)
    anlıyorum.

    diana
    bizim senaryomuzun gidişatı...
    ...hoşuma gitmedi. tatsız bir dramaya dönüşüyor. genç...
    ...kalpsiz kadın için ailesini ve karısını terk eden orta yaşlı adam evine dönüyor.
    marlene dietrich ve emil jannings, mavi melek. hoşuma gitmedi.

    max
    şov'u kaldıracaksın.

    diana
    evet... gerçek şu ki max, sen bir...
    ...aile erkeğisin. evi, çocukları seviyorsun ve bu çok güzel. ama ben böyle bir söz veremem.
    benden alabileceğin tek şey birkaç ay daha seks ve dün geceki gibi çok tatsız küçük kavga sahneleri. dün gece sana söylediklerim için çok özür dilerim. sen beraber olduğum en berbat insan değilsin.
    inan, daha kötüleri de oldu.
    sen puflamıyorsun, horlamıyorsun...
    ...başka acayip sesler çıkarmıyorsun.
    aslında yatakta çok masumsun.

    max
    niçin kadınlar bir erkeğe söylenecek en ağır sözün, erkekliklerine dokundurmak
    olduğunu sanırlar?

    diana
    seni üzdüysem özür dilerim.

    max
    organlar arasında karşılaştırma yapmayı okul yıllarında geride bıraktım.

    diana
    çok sakin davranıyorsun.

    max
    diana, ilişkimizin bittiğini... haftalar önce anlamıştım.

    diana
    karına mı döneceksin?

    max
    deneyeceğim ama hemen kabul edeceğini sanmam.
    benim için endişelenme. ayakta kalırım. hep kaldım. kalacağım da. ben, asıl seni
    düşünüyorum. pek dayanıklı değilsin. bir ya da iki yıla kalmaz çökersin. ya da...
    ...on dördüncü kat penceresinden aşağı atlarsın.

    diana
    satışı bırak, max. sana ihtiyacım yok. acını istemiyorum. orta yaş krizini ve ölümü istemiyorum.
    sana ihtiyacım yok. şimdi git artık!

    max
    bana ihtiyacın var! hem de çok!
    çünkü insan gerçeğiyle son bağlantınım. seni seviyorum!
    ve bu acı veren, çürüyen aşk benimle senin o anlamsız hayatın arasındaki tek güzel şey.

    diana
    o zaman beni bırakma.

    max
    çok geç, diana. sende beraber yaşayabileceğim bir şeyin kalmadı. sen howard'ın insanımsılarındansın.
    seninle kalırsam, yok olurum.
    tıpkı howard beale gibi.
    tıpkı laureen hobbs gibi.
    tıpkı senin ve televizyonun dokunduğu her şeyin yok olup gittiği gibi!
    sen, televizyonun canlı simgesisin, diana.
    acıya kayıtsız, eğlenceye duyarsız.
    bütün bir hayat tek bir noktaya indirgenmiş.
    savaş, cinayet, ölüm, hepsi senin için şişelerce biradan farklı değil.
    ve günlük iş yaşamı çürümüş bir komedi.
    zamanı ve mekânı bile küçük kareler halinde başa alıp yeniden yaşıyorsun.
    bu delilik diana! öldürücü delilik! dokunduğun her şey seninle birlikte ölüyor!
    ama ben hariç!
    zevki, acıyı ve aşkı hissettiğim sürece ölmeyeceğim."

    geberip gitmeden önce izleyin bu filmi..
  • bu filmi bugüne kadar izlemediğim için kendi kendime çok kızdım. imdb 250 içinde diye bi sürü gereksiz abuk film izlemişiz ama esas izlenmesi gerekeni kaçırmışız.

    filmi izledikten sonra bir çok şey kafama bir anda dank etti.

    reha muhtar haberciliğini kendine has bir şey sanarız genelde ama değilmiş. filmi izlerken reha muhtarı izliyorum sandım.
    ve hatta saadettin teksoy. programlarda yapılan deli saçmalıkları. hepsi reyting artırıcı taktikler olarak buradan aparma belli ki.

    76 yılında amerikalının bıktığı ve eleştirdiği şeyi 90'lı yıllarda bizim gözümüze sokmuşlar. biz de yemişiz.
  • sanırım çekildiği yıldan bu yana bir filmde bu kadar fazla (adet babında) üst düzey oyunculuk görüldüğü azdır. film boyunca oyunculuklardan gözünüzü alamayacaksınız. kim oynadıysa inanılmaz işler çıkartmış.

    o kadar ki, filmde sadece birkaç sahnede yer alan beatrice straight en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar ını eve götürmüş. aldığı oscarların yanında, aynı filmden iki en iyi erkek oyuncu adayı ve bir adet de en iyi yardımcı erkek oyuncu adayı çıkartabilmiş bu yapım. yine en iyi yardımcı erkek oyuncu oscar'ına aday olan ned beatty abimizin de filmde sadece üç sahnesi vardır. öyle de bir performans yani. kazandığı ödüller de şu şekilde:

    - en iyi erkek oyuncu: peter finch
    - en iyi kadın oyuncu: faye dunaway
    - en iyi yardımcı kadın oyuncu: beatrice straight
    - en iyi özgün senaryo: paddy chayefsky

    ödüller ve adaylıklardan ziyade, olay senaryoda bitiyor. bir çok insan 1976 da çekilen bu filmin senaryosunun bir distopya olarak yazıldığını düşünebilir, bunun cevabını rahmetli chayefsky'den alıyoruz; "bu gerçek... her kim size bunun gerçek olmadığını söylerse söylesin, bunlar gerçekler. hem de her bir parçası". filmi baş yapıt kategorisine yükselten de bu olay zaten.

    bütün bunlar gerçek ve bu film de tam bir başyapıt.

    --- spoiler ---

    filmin vaaz sahnesinden bir alıntı:

    çevirisi:

    howard beale: (kendi kendine gülerek) " ah ama bizden(televizyondan) hiç bir şekilde gerçeği alamazsınız. size sadece duymak istediklerinizi söyleriz; bunun için çılgın gibi yalanlar saçarız. size, aah, kojak'ın her zaman katili yakaladığını, veya archie bunker'ın` :all in the family` evinde kimsenin kanser olmadığını, ve bir kahramanın ne kadar bela içinde olursa olsun, merak etmeyin, sadece saatinize bakın; bir saatin sonunda kazanacağını söyleriz. size duymak isteyeceğiniz her türlü boktan şeyi söyleriz. biz burda ilüzyon yapıyoruz yahu! bunların hiç biri gerçek değil! ama yine de siz insanlar orada oturuyorsunuz, günlerce, gecelerce, yediden yetmişe, tüm renklerden ve mezhepten insanlar... tüm bildiğiniz biziz. burada çevirdiğimiz ilüzyonlara inanmaya başladınız. bu tüpün` :tvgerçek :lik`, ve kendi hayatlarınızın gerçek dışı olduğuna inanmaya başladınız. tüp size ne emrederse onu yapıyorsunuz! tüp gibi giyiniyorsunuz, tüp gibi yiyorsunuz, çocuklarınızı tüp gibi yetiştiriyorsunuz, hatta tüp gibi "düşünüyorsunuz"! bu toplu çılgınlık, sizi manyaklar! tanrı adına, siz insanlar gerçek olansınız! ilüzyon olan *biziz*! şimdi televizyonlarınızı kapatın. onları şimdi kapatın. hemen şimdi kapatın. kapatın ve bırakın kapalı kalsınlar! tam cümlemin ortasına geldiğim anda kapatın şu televizyonlarınızı! <keps> kapatın!! </keps>

    beale kendinden geçip bayılır ve topluluk çılgınca alkışa başlar.

    orjinali:

    howard beale: [laughing to himself] but, man, you're never going to get any truth from us. we'll tell you anything you want to hear; we lie like hell. we'll tell you that, uh, kojak always gets the killer, or that nobody ever gets cancer at archie bunker's house, and no matter how much trouble the hero is in, don't worry, just look at your watch; at the end of the hour he's going to win. we'll tell you any shit you want to hear. we deal in *illusions*, man! none of it is true! but you people sit there, day after day, night after night, all ages, colors, creeds... we're all you know. you're beginning to believe the illusions we're spinning here. you're beginning to think that the tube is reality, and that your own lives are unreal. you do whatever the tube tells you! you dress like the tube, you eat like the tube, you raise your children like the tube, you even *think* like the tube! this is mass madness, you maniacs! in god's name, you people are the real thing! *we* are the illusion! so turn off your television sets. turn them off now. turn them off right now. turn them off and leave them off! turn them off right in the middle of the sentence i'm speaking to you now! turn them off...

    http://www.youtube.com/watch?v=c5gf0vkxk5q

    --- spoiler ---