şükela:  tümü | bugün
  • freuda göre psikozdan
    kernberge göre sınır örgütlenmeve psikotikten ayrılan kişilik özelliğidir. mental olduğu hatta bir bozukluk olduğunu kabul edenlerin yaş ortalaması seksen iki buçuktur.
    (bkz: sözlükteki dsmciler)
  • (bkz: neurosis)
  • doktorların herşeyi bağlamaya bayıldıkları bir durum (bkz: psikolojiktir).

    doktora yana yakıla "işte böyle oluyor, sonra böyle başlıyor" vs. diye şikayetimi anlattıktan sonra doktorun cevabı: olur tabi bazen böyle, stres de var tabi, zaten nevrotik bir kişiliğin var..

    destur be kardeşim, 5 dakika oldu karşına çıkalı hemen çözdün olayı..
  • biri (freud muydu, yoksa üniversitedeki oda arkadaşlarımdan biri mi?) nevrotik kişiyi, ne sevebilen ne de çalışabilen, ancak on günün dokuzunda durumu kurtaran kişi olarak tanımlamıştı. diğer bir deyişle, nevrotik, çözülmemiş bunaltı, suçluluk ve tiksinti duygularıyla başı ne denli dertte olursa olsun, tutarlı konuşmayı, görgü kurallarına uymayı, zevkli giyinmeyi ve psikologların (uoksa oda arkadaşının mı?) gerçekliği sınama dediği şeyi başarıyla sürdürebilir....
  • eğer hiçbir sebep olmaksızın hayatınız lanet gibiyse,çok ani duygu değişimleri yaşayıp içinizdeki kaygıyı öldüremiyorsanız,dua ederken içinizden allaha sövmek geliyorsa içinde olduğunuz durum. 2 sebebe indirgersek birincisi sürekli planlayıp yapamadığınız ,yapsanız bile arık doğru zaman vs olmayışından triplere girmenizden kaynaklı.ikincisi ise freudun da dediği gibi yakın zamanda yaşanan doyumsuz cinsel ilişkiden.
  • 2 mart 2019 tarihindeki “lacan arzu hakkında ne diyor?” toplantısı için ıdan oren’in yazdığı metin:

    böylece nevrotik dedi ki: "benim istediğim bu değil!"
    nevrotik kaygıdan arzuya

    ''bütün nevrotik şikayetler belki de tek bir şikayete indirgenebilir: "benim istediğim bu değil!" istediğim sevgili bu kişi değil, çalışmak istediğim iş bu değil, yaşamak istediğim ülke burası değil, kısacası, yaşamak istediğim hayat bu değil! "benim istediğim bu değil!" sabahları kalkarım, gerinirim, dişlerimi fırçalarım -istediğim "bu" olabilir mi? birinci "bu" şeylerin ve varoluşun gerçekliğini, ikinci "bu" ise bazı standartlara gönderme yapar, varoluş gerçekliğinin karşılamadığı bir standardı ifade eder. nevrotik için yaşam hiç başlamayacak gibi görünen gerçek hayatı için bir provadır. ama bu standart nedir? nevrotik bu soruyu sormadığı ölçüde nevrotiktir. çünkü bunu yaptığında, bu soruyu sorduğunda, sadece babasını, atalarını ve ibadet ettiği tanrı'yı bulacak, hepsinin önünde "benim istediğim işte bu, benim istediğim bu değil" diyerek dans edecek. ve taleplerinin çoğu karşılansa da, temel bir reddetme konumunu sürdürür. o itiraz eder. sadece kendi standartlarına itiraz etmesi için tanrılar kurar. bu iyi bir şey - o bir asker olmak istemiyor. ama yine de kendi standartlarını oluşturmayı reddediyor; aslında kendi değerlerini oluşturmayı. bu "benim istediğim bu değil" hiçbir "şeyi" kendine uygun bulmamasının nedenidir. eğer analiz kendi seyrinde giderse, nevrotik sonunda babalarının kendinden farklı olmadığını görecektir. ayrıca onların da yalnızca kendi standartlarını reddetmeleri için tanrıları kurduklarını. paradigmatik lacancı terimlerle söylersek, bu, öteki'nin ötekisi'nin olmadığının kabul edilmesidir; başka bir ifadeyle, nevrotik analizdeki konuşmasında onun bilinçdışı aracılığıyla ifade edilen gösterenler zincirinde nihai bir standart aradığında bulduğu her cevabın nihai bir cevap olmadığına gelip dayanacaktır, çünkü daima başka bir cevap, farklı bir cevap vardır. nevrotiğe "işte-aradığın-bu" kesinliğini verebilecek nihai bir gösteren yoktur. aslına bakılırsa, orada bulduğu sadece bir deliktir. bu delikle karşılaşmaya lacan vı. seminer'de ("arzu ve yorumu") pek çok isim verir: çökme, silinme, kaybolma, fenalık, sıkıntı, bozulma, güvenlik eksikliği, utanç, iğrenme, yok olma, başvurulacak bir mercinin yokluğu, çaresizlik. lacan'ın verdiği bu adlar, nevrotiğin neden oraya gitme konusunda istekli olmadığını anlamamıza yardımcı oluyor (ve ayrıca, neden ilk olarak baba-tanrıları kurduklarını anlamamıza). ama lacancı etikte, bu kabul edişteki kazanç her zaman ödenen bedelden daha yüksektir. freud'un sözleriyle söylersek, nevrotik acı sıradan mutsuzluğa dönüşüyor, ve daha neşelendirici bir şekilde söylersek, huysuz bir iş işten geçti varlığından dönüşüm geçirir (huysuz varlık daimi bir fırsatı kaçırma durumunun içindedir çünkü bu-asla-aradığım-bu-değil durumundadır), içi boşalmış, tatminkar olmayan nesnelerle dolu, nevrotiğin daimi biçimde ilgisinin yitip gittiği bir dünyadaki bir varlık olmaktan çıkar, çünkü bu nesneler onun arzusuyla doludur ve demektir ki ağzına kadar yaşamla doludur. ''

    çeviren: özgür öğütcen
  • freud'un kaynağını fallik dönemde (bkz: oedipus kompleksi)nin sağlıklı bir şekilde çözümlenemeyişinde bulduğu bozukluk. burada bir ip heykel üzerinden anlatımını görebilirsiniz.
  • aynı hataları tekrar tekrar yaparlar.nevrotik kişi çoğu kez kendisine ve başkalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmediğinin farkındadır.kendisine dönüklüğü ve diğer insanlara yönelttiği bencil istekleri suçluluk duygusu yaşamasına neden olur ve gelişen yetersizlik duyguları ve çoğu kimsenin olağan karşıladığı durumlarda kaygıya kapılma eğilimi ,nevrotik insanın sürekli doyumsuz ve mutsuz olmasına neden olur.bu kişilerin ortak özelliklerinden biri de kendi isteklerini bir kenara itip hoşlandığı kız/erkek için onun isteklerini yerince getirir aslın da istediği sevgidir ama bu hareketi kendisine pahalıya patlayabilir