*

şükela:  tümü | bugün
  • nevzat atlığ
    komik isimli, turk sanat muzigi korolarini yoneten ustad, sanatkar, amca. bu i$leri ba$ka yapan var mi, yoksa yeti$tiriliyor mu merak ederim. cunku hep o cikar.
  • aslen tıp doktoru olan müzik tutkunu
  • artik nesli tamamen tukenmis yahut takdire $ayan gorulmeyen (yani rating yapmayan) bir devrin nitelikli sanatcilarindan sadece bir isim.
  • muayenehanesi şişli'de, "atatürk'ün evi"nin hemen bitişiğindedir.
  • 1925 dogumludur. istanbul devlet klasik turk muzigi korosu'nun sefidir. korodaki herkes ondan korkar. anlatildigina gore nalet adamin tekidir. bir zamanlar istanbul radyosu mudurlugu yapmistir.
  • yanlarina bir erkegi almis carcar oten kizlar icin soylenen sef nevzat atlig yonetimindeki kizlar korosu deyimini dillere pelesenk etmis kisi ve sanirim trt sanatcisi
  • ergun balci'nin hayatını yazdığı sanatçı, mücadele insanı.
    japonların yaptırdığı araştırma hakkında ise merhum çinucen tanrıkorur'un yazdığı önemli bir yazı vardır. malûm rahmetlinin atlığ ile arası çok iyi olmasa da; özetle "atlığ için olumsuz bir çok şey söylenebilecekse de, bu iddia yersiz ve gülünçtür" demiştir.
    yine de, hazretin icralarının uykusuzluğa birebir geldiğinin de altını çizmek gerekir. kanaatimce, klasik türk müziğini ilk defa atlığ korosundan dinlemek; bu müziği sevebilme ihtimalini heba etmek manasına gelebilir.
  • devlet klasik türk musikisi korosu'nun efsane şefliği yanında, istanbul üniversitesi türk sanat müziği korosu'nun, kurucu ercüment berker'den sonraki ikinci şefi... röntgen uzmanı olarak doktor, devlet sanatçısı olarak profesör ünvanına sahip müzik adamı...
  • istanbul tıp fakültesi'nde okurken, üniversite'nin korosuna şef olmuş, 54-58 yılları arasında istanbul radyosu'nda müdür olarak çalışmış. 1985'de profesör, 1987'de devlet sanatçısı ünvanlarını almış. 1959 yılında baki süha ediboğlu ile "bestekarlarımızı tanıyalım" adlı programı hazırlayıp canlı olarak radyo da yayınlamışlar..
  • müzikle "amatör" olarak ilgilenen hekim. yönettiği korolarda ritm sazlarına yer vermeyerek, cinuçen tanrıkorur'un, hakkında "büyük usûlleri bilmeyen, sazdan hiç mi hiç anlamayan [kişi]" ifadesini kullanmasına yol açan zat.