şükela:  tümü | bugün soru sor
  • anadolu tarımının 150 yıllık öyküsü adlı kitabın yazarı. kitap yazılama yayınevi tarafından yayınlandı.
  • bologna süreci sorgulanıyor adlı derlemeyi yayına hazırlayan akademisen.
  • dün sol gazete'nin kültür sayfasında milcho manchevski'nin yağmurdan önce (pred dozhdot) isimli filmiyle ilgili güzel bir değerlendirme yazısı yazmış olan allahsız komünist.*
  • beyaz yakalılar meselesine giriş mahiyetinde yazmış, devamı gelecekmiş...

    (bkz: #45624503)
  • kendisinin tespit niteliginde şöyle de bir yazısı daha var:

    "‘yüzde 60’ niye bize düşman?

    şu kadarını söyleyebilirim, mesele dindarlık-laiklik meselesi değil. en azından sadece o değil.

    evet, çoğumuz ailesinin görüşlerinin de etkisiyle cumhuriyet’in laiklik ilkesi ve batılılaşma-modernleşme projesiyle içselleştirilmiş bağlar kurdu. aldığımız eğitim aklımızı açan, dinsel inançları sorgulamayı kolaylaştıran nitelikteydi. böylece azımsanmayacak bir kısmımız din ile ilişkisini tamamen kesti. çoğumuz ise sadece manevi bir dayanak olarak inanıyor ve dinin vecibelerini yerine getirme işini en kötü ihtimalle ölüm korkusunun aklı karartmaya başladığı yıllara erteliyor. ama gerçek hayat, platon’un mağara alegorisinin tam tersidir. maddi gerçekler ideallerin değil, idealler (veya düşünceler) maddi gerçeklerin gölgesidir. dolayısıyla akp mitinglerini dolduran kitlelerin bizden hazzetmemelerinin sebebi sadece dini duygularımızın daha “gevşek” olması olamaz. eğitimli, profesyonel emekçilerle az eğitimli yoksul kitleler arasındaki psikolojik mesafenin böylesine açılmasının maddi bir sebebi olmalı.

    bu sebep ücret eşitsizliğidir.

    patron, vasıflı emekçiye daha fazla ücret vermek zorundadır çünkü o emekçi hayatının bir bölümünü çalışmaya başlamadan önce eğitime ayıracaktır (evet, kendimiz için değil müstakbel patronlarımız için okuyoruz). dolayısıyla, mühendis veya doktor ücreti asgari ücrete eşit olamaz çünkü arada fark yoksa kimse patronların hayrına yıllarca üniversite okumaz; ücret eşitsizliği kapitalizmde zorunludur(1).

    buna rağmen, yoksul kitlelerin görece yüksek ücret alan profesyonel emekçilere düşmanlığı yeni bir olgu; zira akp gericiliği, daha önce hiçbir iktidarın cesaret edemediği bir işi yaptı ve bir kısmı sefalet koşullarına yaşayan kitlelere bizi hedef gösterdi. islamcı muhafazakârlığın din ve ahlakını reddediyor olmamız bir meseleydi kuşkusuz; ama ülkenin üzerine çökmüş karanlığın başmimarının sesini titrete titrete çektiği “hor görülmenin ne demek olduğunu biliriz” söylevleri “bunlar rakı sofrasında ülkeyi kurtarır”dan çok “bunların tuzu kuru, siz sefillere ben sahip çıkıyorum” vurgusuna dayanıyordu.

    çok sayıda insanın geçinmek için akp’ye el açar hale gelmesi, geçim yardımlarının hak olmaktan çıkıp basbayağı adam seçilerek verilen bir sadakaya dönüşmesi, yoksul kitlelerin giderek “kalpsiz dünya karşısında afyona” muhtaç edilmesi bunu kolaylaştırdı(2). ama asıl mesele resmi söylemde “mum gibi eriyen ama aydınlatan” öğretmenin yerini “yılın üç ayı yata yata maaş alan” öğretmenin; şifa dağıtan doktorun yerini günde yüzlerce vakaya bakmak zorunda bırakılan ve acil serviste hasta yakınları tarafından linç edildiğinde sahip çıkılmayan doktorun almasıydı.

    yeni türkiye inşa edilirken devletin âli kürsülerinden yaşamın her alanında yoksullara hedef gösterildik. hayatımız kuşatıldıkça da çaresizliğin verdiği öfkeyle cahil bırakan ile bırakılanı aynı kefeye koyduk ve sıradan insanlara duyduğumuz öfkeyi çok sakil biçimlerde dışavurarak yenilgimizi kendi elimizle tamamladık. biz aziz nesin’in “halkın yüzde 60’ı aptal” lafı üzerinden kendimizi eylerken akp’nin ideolojik bombardımanı altındaki yoksullar sefil hayatlarının sebebi olarak asla karşılaşmadıkları koç ve sabancıları değil, her gün karşılaştıkları bizi görmeye başladı. akp ilkellik ve hasetlerini körükledikçe, sahip olduğumuz ve herkesin sahip olması gereken yaşam kalitesine kendileri de sahip olmayı değil, bizim elimizdekileri kaybedip onlar gibi olmamızı ister oldular.

    artık kaçacak yerimiz kalmadı. elimizdeki ayrıcalıkları (ki buna düşünebilme ayrıcalığı da dâhil) savunmaya çalıştıkça, her şeyi kaybedeceğiz. bu cendereden tek kurtuluşumuz var: toplumun tutabildiğimiz kadarıyla gerici kuşatmayı yarıp, sefalet ve cehaletten başka bir şey üretmeyen bu düzeni yıkmak, herkesi eşit ve insanca bir yaşama kavuşturmak zorundayız."

    link
  • (bkz: #51347089)
  • "anlayarak tiksinmek" başlıklı yazısı sanırım bugüne değin komünizm bayrağı altında yazılmış, yoksullara yönelik en derin nefreti yansıtan yazı. bu kadar elitist, bu kadar küçük burjuva, bu kadar snob insanlar neden komünizmi kendilerine hobi bellemişler anlaması güç! çekin kardeşim elinizi komünizmden, ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun amk.
  • diksiyon konusunda aşmış, çok bilgili ve tarafsız, komunist*, bazen değişik hareketleri olan akademisyen
  • ömer koç'un evi yıllar önce terk eden abisi
  • bilmiyorlar ama yapıyorlar adlı kitabı ile bugün, okuyanı çepçevre kuşatıp belki de zihnen yenileyecek; yarınsa adı çokça zikredilecek.