şükela:  tümü | bugün
  • ibrahim dinlerinin beşeri, hukuki, ve kültürel olarak çuvallaması üzerine, savaşsız ve peygambersiz olarak kendiliğinden ortaya çıkmış ve ibrahim dinini içten içe yetersiz bulan velakin dini ihtiyaçlarını da gidermesi gereken kişilerin sempatizanı olduğu feminist, ekolojik, mistik kent dini.

    problem nedir? problem insanların koca bir medeniyeti tufanda boğan, ibnelik suçuyla koca bir şehire gökten kükürt yağdırıp herkesin ağzını yüzünü kıran, peygamberi cihatçı, halefi\papası namussuzun önde gideni, çok eşliliğe ve köleliğe ses çıkarmayan, cennetinde yumurta gibi beyaz tenli bakire huriler vaat eden, cehenneminde kulunu zebanilere kırbaçlatan tanrıdan uzaklaşıyor. bu uzaklaşma bir anda değil, binlerce yıl süren bir tanrı evrimi vasıtasıyla oluyor. ibrahime misafir olup elini sıkan, bir kavme torpil geçip diğer kavmi batıran tanrı giderek soyutlaşıp daha ılımlı, hoşgörülü, böyle bir cenevre konvansiyonu gibi bir şey oluyor.

    iyi mi? vallahi sakallı arkadaşların kafa kesmesinden iyi. peki nefis mi? değil. hinduism, budism, şamanizm ve eski semavi dinlerin modernleştirip, bilimsel terminoloji çorbası halinde harmanlamasından meydana geliyor. bazı unsurları oldukça batıl, gayrı bilimsel. bazı bakımlardan ileriye dönük, atılımcı, modern. allah değil ama bir "güç".

    bu oluşumu karakterize eden baskın duygu halleri huşu, hayret ve hayranlık. batıl'ı, metafiziği ve efsaneleri var: kristallerin iyileştirici gücü olduğuna, insanların etrafında bir enerji aurası olduğuna, maddelerin, malzemelerin, "frekansları" olduğuna inanılıyor. zannedersem en sık kullanılan terimler "enerji", "frekans" ve "manyetik", ancak bunlar standart bilimsel anlaminda degil, ruhani bir gücü belirtmek için kullanılıyor. evrimleşme, olgunlaşma kavramları da var. standart biyolojik paradigmanın aksine bu tür şeyler genelde düşünce gücüyle ve tek nesilde gerçekleşebiliyor. mesela meditasyonla hücrelerinizi dna'nızı değiştirebiliyorsunuz.

    bu dinin müminleri heisenberg'in belirsizlik yasasını, göreliliği, gödel'in teorilerini hiç anlamadan günlük yaşantıya, insan ilişkilerine uygulamaya çalışırlar. "duyguları da parçacık olarak düşünürsek kimi zaman kızgın kimi zaman neşeli olmamızı da açıklamıyor mu relativite?" gibi laflar edebilirler. heyacanlı, iyimser ve son derece naif olur bu dinin mümini, ve konuşulan kelimenin manası değil intibasıdır aslolan: kulağa ahenkli gelen şey doğrudur da.

    bilim onların göz bebeği olsa dahi, pozitivizm ve materyalizme çok soğuk bakarlar. rasyonel birey onlara göre robottur, ruhsuzdur, fabrikatördür. zira herşey "mantık" mıdır? mesela aşk mantıkla açıklanabilir mi? sevgiyi aletlerle ölçebilir miyiz?

    1. tıp: yeni dalga dininin ana noktası aklın, duygunun beden üzerinde kuvvetli bir etkisinin var olduğu. düşünce gücüyle hastalıkları tedavi etmek, stres gidermek, veya başka bir problemi halletmek mümkün. karakteristik örnekler: masaru emoto, reiki, esp. bazen belirli odaların veya muhitlerin de iyi veya kötü enerjileri olabiliyor. ilaç olmadan "doğal yollarla" tedavi trendi var. bitki kökleri ve çiçek tozları hap olarak alınıyor, değişik kokulu yağlar sürülüyor, tütsüler koklanıyor.

    2. ruh göçü: yaşayan veya ölü bir kişinin ruhunu geçici olarak bedene kanalize etmenin mümkün olduğuna inanılıyor. bazen zor anda kalmış bir sevdiceğin hissettiklerini hissetmekten, uzaktan bir şeyin ters gittiğini algılamaktan bahsediliyor. ayrıca düşünce okumak, astral seyahat ve benzeri maymunluklar da mümkün. çoğu takipçi önceki dininin etkisiyle ölümden sonra hayata da inanılıyor ama bu genelde "başka bir boyuta geçmek", "başka bir gerçekliğin içine doğmak" gibi daha fiyakali tabirlerle belirtiliyor. bir sonraki hayatın maksadı iyilik yap iyilik bul'dan ziyade bir "olgunlaşma süreci" olması.

    3. cevre: yeni dalga dini çevre konusunda oldukça bilinçli. vejeteryanlık, vejeteryanlık değilse bile iyi muamele görmüş hayvanat yemek, geridönüşüm ve genetik olarak modifiye olmamış sebze makbul. beton kötü tahta iyi. plastik kötü yaprak iyi. yeni dinde hayvanların da hakları var.

    4. teoloji: "herşey bir bütün", "hayatın anlamı sevgi" "olgunlaşmak büyümek için varız" gibi laflar sıkça zikrediliyor. ayrıca uzaylılar, melekler, enerjik oluşumlar, ruhlar ve benzeri garabet cisimlerin varlığına inanılıyor.

    5. "hepimizin içindeki gizli kuvvet" teması çok ağırlıklı. beynimizin yalnızca yüzde birini kullanıyoruz, gerisini bir açsak allame-i cihan olacağız, güç ortaya çıkacak, havaya uçacağız benzeri şeyler var. belki de o "varlığı müjdelenmiş, seçilmiş kişi"yiz bizler. yani kişinin manasız hayatına mana, değersiz hayatına değer atfetmesi.

    6. olgunlaşma/büyüme: tesadüflerin aslında tesadüf olmadığı, iş ve oluşların aslında manaları olduğu, ayarlandığı. mesela "iki kişi yolda giderken çarpışıyor. sonra arkadaş oluyorlar ve birisi diğerinden çok manalı hayat dersleri alıyor. dolayısıyla bak, çarpışmaları tesadüf değilmiş" gibi.

    7. insanlar arası ilişki: bu sefer kadınlar tamamen erkeklere eşit. (bire dört eşleşmece, bire iki miras, sen evde otur ben çalışayım filan yok). her inançtan her renkten insana sevgiyle muamele var, savaş cihat yok. kafa kesmek yok. ibneliğe karşıt baskı yok. dinin progresif yanları bunlar.

    bunların yanı sıra kayıp kıta atlantis, nostradamus, piramit inşaatçısı uzaylılar, astroloji, falcilik, nazar gibi yarı geleneksel yarı yeni sentezlenmiş inançlar var.

    buraya kadar mollaları veya yogileri kırmış bulunduysak aflarına sığınıyoruz; ama hepsine de allahtan akıl fikir niyaz ediyoruz.

    referanslar vereyim biraz: immanuel tolstoyevski #8889136, pangaean #8889351, ates #8892030, nemo ramjet (bkz: new age karacahilliginin alternatif karizmasi) ve #6606336, rajhara #8489858

    nefis bir derleme: http://en.wikipedia.org/wiki/new_age

    kavramsal düttürü: (bkz: foton kusagi)(bkz: astral seyahat)(bkz: ramtha)(bkz: transandantal meditasyon)
  • bizden iki sonraki nesle zerre bişey ifade etmeyecek dindir.
  • türkiye'de new age türü "yeni dinsellik"lerin son yıllarda itibar kazanmasının nedeni, modern bireyin rasyonalitenin çaresizliğine ya da acımasızlığına çarpmasıdır.

    orta ve orta üst düzey ekonomik katmanlarda yer alan bireyler, 1999 depremi ile içinde yaşadıkları modernitenin yetersizliğine şahit olmuş; 2001 ekonomik kriziyle de "sığınmış olduğu modern ekonomik sistem"de ya işsiz kalmış ya da iş değiştirmiştır. yani durum bunca rsayonelliğin ardından gelen ilginç bir irrasyonalite (akıldışılık) arzusudur. insan, yüzyıllardır inşa ettiği akılcı sistemden, "akıldışı fakat bilim soslu" yeni inanç akımlarına tutunup kaçmaya yeltenmektedir.

    tüm bu süreçte klasik tek tanrılı dinler yerine bu yeni dinselliklerinin tercih edilmesinin nedeni ise çoğaltılabilmekle birlikte şunlardır:
    - new age ve nlp gibi akımlar modernitenin bağrından kopup gelmekte, modern yaşama alışan bireye dilsel olarak da daha yakın gelmektedir. en azından "new age" adı dahi "hıristiyanlık" ya da "islam"a nazaran söyleyiş açısından kendisine daha yakın bir kültürel kimliğe işaret eder. new age, modern insan için nişantaşı'nda alışveriş yaptığı bir mağaza gibidir.
    - new age modern yaşama uygun, pazar ekonomisine müsait bir inanç sistemidir. genel anlamda zorunlu ibadetler ve inanışlar yoktur. herkes kendi dinsellik alanına ilginç yamalar yapabilmektedir. "jale geceleri bu mumlardan yakıyorum. içim huzur doluyor"dan tutun da "her sabah 15 dakika yere 45,5 derece uzanıyorum. negatif elektrik ayaklarımdan aşağı yere akıyor"a kadar "her şey"e bir inançsallık atfedilebilmektedir.
    - new age, bilimsel olduğunu iddia ederek tek tanrılı dinlerden daha akılcıymış gibi görünür.
    - belki de en önemlisi şudur ki modernite içinde yetişen birey, ondan kaçmak istediğinde dahi onun içinde kalmaktadır. yıllarca çok uzak kaldığı tek tanrılı klasik dinler, onun için artık "çok uzakta"dır. bu nedenle 42 yaşındaki insan kaynakları müdürü ebru hanım için tütsü yakıp teskin edici müzik dinlemek, namaz kılmaktan daha uygun birşeydir. uygun olduğu gibi, karizmatiktir...
  • iki emir, bes oneri, uc pazarliga acik teklif... musteri memnuniyeti on planda.
    oysa eskiden boyle miydi?
    (bkz: on emir)
  • bu tip akimlarin bazi inananlari (new age mudavimleri, uzayli kultleri, indigo/kristal cocuklar, vs...) turk olduklari ve turkce konustuklari halde planet falan derler, adami delirtirler.

    (bkz: evrensel sevgi planeti)
  • simdi ben bu new age dinlerinin nasil tirt bi sey oldugunu orneklerle aciklayacagim okuyucu ve sen de buna sasirip kalacak, beni sukelalara bogacaksin? neden mi? cunku dusunce gucuyle seni oyle bi etkiliyorum ki, sukelayi resmen cagiriyor, sag ve soldan acilmaya baslamis saclarimi yeniden cikariyor, maasima zam yaptirip kirayi 4 aydir odemiyorum. boyle birseydir new age dini, fengsu, frekans! a hey hey hey!

    17 mayis 2000 gunu galatasaraylilar icin en onemli gundur dersem kimse ozel mesajlar vasitasiyla sahsima kufur etmez sanirim. bu ozel gune istinaden, once hasnun galipteki yonetim binasindan camin cercevenin indigi olayli bi surecte mac biletimi aldim, sonra ucak biletini, budapestede aktarma yaparken 3 kisi gelmeyince son saniye baliyla kopenhag ucagina alindim, mactan bir gece once uzerimde besiktas formasi olmasina ragmen sevgili ingilizlerden cok saglam sopa yedim, ozel kuvvetlerin actigi koridordan kicimi zor kurtardim, maca gelirken bileti otelde unuttum maca 20 dakka kala stada girebildim, hagi kirmizi kart gordu, bulent korkmaz in kolu cikti, arif erdem in kili dondu ve ben butun bu olaylarin uzerine tribunde tirnaklarini yiyen arkadaslarima donup " lan bi kutup ayisinin skmedigi kaldi, eger biz su ana taniklik ediyorsak kesin bu kupayi alacagimiz icindir, baska bir sebebi olamaz" dedim, suker-viera daglara vurdu, popescu burunla abandi, kupayi aldi galatasaray. simdi bu olayda kahramanimizin inanci koca bir ulusun arzusuyla birlesince basari gelmemistir de nedir? kim diyebilir ki bana bunlarin hepsi tesaduf? hani dusunce gucuyle iyilikler, guzellikler yaratamiyorduk? kuvantum fiziki hani tirtti? cevaba gecmeden once baska bir ornekle devam edelim gencler;

    sene 1991-92 olmasi lazim, o donem sayisal loto yok ama ona benzer bir sey var ve 7-8 hafta devretmis, yekun abarmis 2 trilyona vurmus. milletin yolda, yatakta, sokakta konustugu tek sey bu 2 trilyonu kim indirecek, bana ciksa gotumu nerelere vururum, boyle bi toplumsal cilginlik hali. iste boyle bir atmosferin icindeyken sevgili annem artik nerden havadis aldiysa "kesin bize cikacak adim gibi eminim" demeye basladi. oyle makarasina falan degil ciddi ciddi saga sola telefon acmaya, copu almaya gelen kapiciya "arifcim muhtemelen bu bizden son cop alisin, haftaya daha buyuk bi yere tasiniyoruz kismetse" falan demeye basladi. simdi boyle bir durumda diger ev sakinlerinin bu durumla tasak gecmesi lazim degil mi? yok lan topyekun biz de delirdik! ben dakka basi "skerim lan zaten robert koleje falan yazilirim" diyerekten tamamen ders calismayi kestim, yepisyeni timbirlendleri sokaga vurdum mesin topa falan asiliyorum annem bile " vur oglum vur 1 hafta sonra yenisi alicaz nasil olsa" diyor, kardesim ne kadar ansiklopedi kitap var yirtiyor zevkine ( la bu hep boyledi skti birakti gecmise ait ne varsa, onun bu lotoyla piyangoyla pek alakasi yok aslinda cesit olsun diye yazdim ahaha), babam fren balatasi bitmis arabayi servise goturmuyor eve jip katalogu, mercedes katalogu falan getiriyor hergun araba bakiyoruz, renk seciyoruz, annem her gun gasteden bogazda yali falan bakiyor , a hey hey hey!

    noldu peki bu kadar inancin sonucunda? yuksek yogunlukta konsantre edilmis istek, umut ve arzu isinlari? ne oldu? yuzde yuz dusunce gucu, atlantisten gelen lemuryali savasci ruhu ve 30 bin isik yili uzaktan mesaj yollayan orion paratoner diregi girdi kicimiza nolcak mina koyim?! ben o donemi 3 kirikla bitirdim ki 5 den zor kurtardim, timbirland yalama oldu yenisini de almadilar yarrak gibi gittim geldim okula, babam balatalari eline aldi bi daha bizim eve birak katalogu mercedes lafini agzina alani kaziga oturttuk, annem depresyona girdi hala kendine gelemedi, kardesim hala yirtiyo biseyleri ahaha. nerde frekans, pozitif enerji, 2 adana bi urfa? ha nerde? ebenin ami ali sami. new age dini budur iste. everything is something happened.
  • acayip post-modern bir dinsel hissiyat bu. açmaya gayret edeyim:

    genç bir insanken halen, enigma denildiğinde aklıma bir monk komünü gelirdi. adamlar sabahları kalkar, ayaklarını yıkar, toplu kahvaltıdan çıkar ve kimi ayin salonuna, kimi eski yazıtları okumak için büyük kütüphaneye geçer gibi fikirler uyanırdı aklımda. sonra enigma'yı gördüm bir mtv röportajında. kel, snop, ikea salonunda oturmuş, nip tuck karakteri gibi bir italyanımsı kişilik. sanki müziği isviçre'de kayak yapma ile paris'te kahvaltı arasında, salonunda bulunan hipermanyetik tuşlu cihaz ile icra ediyor.

    haliyle dumur oldum o genç halimle. neyim, nasılım şaştı.

    post-modern durum baya psikopat bir durumdu. allahtan geçti.
  • bir tur tuketim toplumu uzantisi (bkz: extension)
  • aptal bilimin kendini çok büyük zannederek dalga geçtiği... organize dinler ile de çok iyi anlaşamayan.... gerçekte din olmayan.... ama doğa dinleriyle çok rahat sentezlenebilen.....

    düzene en az marksizm kadar karşı olduğu için milletin altına yapmasına neden olan inançlar topluluğu... ha solda değildir... ama eğer içini okursanız görebilirsiniz doğaya dayanan diğer inançların yapısıyla içten ve kökten bağlantısını... ayrıca otorite karşıtı ve birey odaklı tutumu...

    ha new age dininden de değilim ama syncretism yoluyla eski dinden çok alınanlar olduğunu farkedebilmekteyim...