şükela:  tümü | bugün
  • elliott smith'in, 1995 ile 1997 yılları arasında yaptığı kayıtlardan oluşucak double albüm... kayıttan elde edilicek gelirin bir kısmı, portland'da evsiz ve düşük gelirliler yararına çalışan outside in adlı örgüte aktarılıcakmış.
  • 2003'teki ani ölümünün ardından from a basement on the hill adlı, hayatının son döneminde kaydettiği şarkılardan oluşan bir albümü piyasaya sürülmüştü elliott smith'in. "new moon" ise, sanatçının eski ama bugüne dek resmi olarak hiçbir yerde yayımlanmayan şarkılarını içeriyor.

    smith 1994'teki önemsiz ilk albümü roman candle'ın ardından asıl çıkışını 1995'te kendi adını taşıyan ikinci albümüyle yapmıştı. 1997 tarihli either/or ile de büyük sükse yaparak, dev plak şirketlerinin ilgisini çekmiş ve indie label kill rock stars'dan ayrılmıştı. böylece, kendi evinde kısıtlı imkanlarla albüm kaydetme işkencesinden kurtulmuş ve xo gibi bir klasiğe imza atmayı başarmıştı. şimdi asıl konuya dönecek olursak, yeni smith albümü "new moon", sanatçının 2. ve 3. albümlerini kaydettiği süreçte (1995-1997) ürettiği şarkılardan oluşuyor. 73 dakikalık bu ziyafet, smith hayranları için kaçırılmaması gereken bir eser. "elliott smith" döneminden "high times", "georgia, georgia", "either/or" döneminden "go by", "placeholder" ve albüme adını veren* ama ne hikmetse albüme giremeyen şahane "either/or" öncelik verilmesi gereken parçalar. ilk diskin sonundaki big star coverı "thirteen", good will hunting ile oscar adayı olmuş olan "miss misery"nin ilk denemelerinden biri ve elliott smith'in solo kariyerinden önceki grubu heatmiser'ın iki şarkısı (albümün son iki şarkısı aynı zamanda) koleksiyon değeri taşıyan çalışmalar. smith'i "seen how things are hard"ı söylerken dinlemek ve böylece kalbine bıçak saplayarak kendisini öldürmesine sebep oluşuna mantıklı bir açıklama daha bulabilmek ise hem teselli edici, hem de acı verici.
    albümdeki şarkılar şunlar:

    cd1
    1. angel in the snow
    2. talking to mary
    3. high times
    4. new monkey
    5. looking over my shoulder
    6. going nowhere
    7. riot coming
    8. all cleaned out
    9. first timer
    10. go by
    11. miss misery (early version)
    12. thirteen

    cd2
    1. georgia, georgia
    2. whatever/ folk song in c
    3. big decision
    4. placeholder
    5. new disaster
    6. seen how things are hard
    7. fear city
    8. either/or
    9. pretty mary k (other version)
    10. almost over
    11. see you later
    12. half right
  • ölümünden dört yıl sonra hem arkadaşı hem de prodüktörü olan larry clane'in, elinde bulunan duyulmamis tamamlanamamis elliot smith kayitlarini yayinlamaya karar vermesiyle ortaya cikmis nede iyi yapmis album.sanki ölumu bi sakaymis da hala bi yerlerde muzik yapiyormus gibi.
  • yasadigini degil de, gittigi yerde muzik yapip buraya gonderdigini dusunmeyi tercih ettigim elliott smith'in basladigi anda insani ana rahmine geri birakan albumu.
  • stepheine meyer'ın twilight serisine bağlı ikinci kitabı. bu kitapta edward ailesinden birinin bella'ya zarar vermesinden korktuğu için onu bi yere hapseder ve olaylar gelişir. dharma yayınları twilight iyi satmadı diye çevirmeyi reddetmiştir. ayrıca orjinali dahi tüm istanbul aranarak bulunmaz. tecrübeyle sabittir.

    edit: özeti okuyup nasıl sallamışım ama.

    --- spoiler ---

    edward bellayı terk eder.

    şerefsiz.

    --- spoiler ---
  • ing. aysız gecelerden sonra ilk çıkan hilal.
  • sinema versiyonu için the golden compass'ın yönetmeni chris weitz ile anlaşma sağlanan, twilight saga'nın ikinci kitabı
  • edward cullen özlemiyle deli gibi hızlı okunan kitap
  • serinin hayranı olan catherine hardwicke'in onu da koyalım bunu da sıkıştıralım derken, senaryolaştırıcı kadın melissa rosenberg (bkz: the oc)'le beraber el ele verip filmi nasıl mtv video klipler serisi haline getirdiklerini gördükten sonra, chris weitz'ın yönetmenliği konusunda açıkçası büyük umut besliyorum.
  • insanın ağzına sıçan kitaplar kategorisindedir çok afedersin; bella ağladı, ben ağladım.

    --- spoiler ---
    * *
    edward- beni bırakmayacaktın, bunu görebiliyordum. bunu yapmak istemiyordum, bunu yapmak beni öldürürdü, ama biliyordum ki, eğer seni sevmediğime inandırmasaydım kendi hayatına dönmen daha uzun zaman alırdı. eğer benim umursamadığımı görürsen, sen de umursamazsın diye düşündüm.
    bella- temiz bir son.
    edward- [...] yalan söyledim ve çok üzgünüm... üzgünüm çünkü seni incittim, üzgünüm çünkü gereksiz bir çabaydı. [...] ama bana nasıl inanırsın? seni sevdiğimi binlerce kez söylememden sonra nasıl olur da o tek kelimenin benimle ilgili inancını yıkmasını sağlarsın?
    [...]
    bella- biliyordum, rüya gördüğümü biliyordum...
    edward- [...] bana inanman için ne yapabilirim? uyumuyorsun, ölmedin. buradayım, seni seviyorum. seni her zaman sevdim ve hep seveceğim. seni istemediğimi söylemek hayatımda işlediğim en büyük günahtı.
    [...]
    bella- volturi'nin bana yapabileceği en kötü şey beni öldürmek. beni terk edebilirsin; volturi, victoria... bunların hiçbiri beni terk edebilecek olma ihtimalinden daha kötü değil.
    edward- keşke seni terk etmeyeceğime ikna etmenin bir yolu olsaydı. sanırım zaman seni ikna edecek.
    --- spoiler ---