şükela:  tümü | bugün
  • tori amos'un 1992'deki little earthquakes turnesi sırasında flying dutchman öncesi söylediği improv:

    'come out to play,' she said
    i keep her locked up
    in my head
    don't know what i’m about to say
    that's ok, yes
    hey, that's ok, ah-hahaaa
    got my new shoes..
    had some mean 'ol boys
    rip me to shreds
    but that's ok
    cause i'm here
    and i just had some
    magic beans today
  • juliet adlı güzeller güzeli, biricik yeni ilahımız kızımızın random order adlı debut albümünden, ride the pain ve avalon dan sonraki en güzel şarkılardan biri..çıksın klibi yine o güzelliği seyreyleyelim yine kendimizden geçercesine dedirtir biz fanilere..
  • juliet'in bayramda misafirliğe gitmeden önceki ruh haliyle yazdığı şarkı*. sözlerini tam anlayamıyorum diyen beginner seviyedekiler için copy paste işleminin harikulade sonuçlarını sunuyorum.

    i've got my best dress, and new shoes, my best face, and bells on for you tonight.

    a dangerous attraction was my first impression, would you take me home tonight?

    and if i don't have you, i don't have nothing at all.
    and if i don't need you, i don't need nothing at all.
    to break my fall.

    please do take notice as i am delirious.
    high on the nonsense oh are you oblivious?
    hold on to let go. play yes to say no.
    protest the protest but he never came.

    and if i don't have you, i don't have nothing at all.
    and if i don't need you, i don't need nothing at all.

    i'll find my way home. not to worry 'bout me.
    i'll find my way home, spare your sympathy.

    i've got my best dress and new shoes and great face and bells on for you.

    and if i don't have you, i don't have nothing at all*.
  • hastasi oldugumuz juliet isimli bayanin harikulade sarkisi. boyle ''ben seni cok, pek cok sevdim'' deyip diger yandan da laflari gecirmesi yok mu... ''i'll find my home, spare your sympathy'' dizesi herkesin iliski sonrasinda takinmasi gereken tavri ozetliyor bence. muzikal anlamda zaten denecek fazla bir sey yok, gecen yaza bomba gibi dusen avalon hepimizin aklinda... kisacasi: juliet sen bizim herseyimizsin!
  • paolo nutini şarkısı. pek eğlenceli. ayrıca (bkz: bunkum)

    woke up cold one tuesday,
    i'm looking tired and feeling quite sick,
    i felt like there was something missing in my day to day life,
    so i quickly opened the wardrobe,
    pulled out some jeans and a t-shirt that seemed clean,
    topped it off with a pair of old shoes,
    that were ripped around the seams,
    and i thought these shoes just don't suit me.

    chorus:
    hey, i put some new shoes on,
    and suddenly everything is right,
    i said, hey, i put some new shoes on and everybody's smiling,
    it so inviting,
    oh, short on money,
    but long on time,
    slowly strolling in the sweet sunshine,
    and i'm running late,
    and i dont need an excuse,
    'cause i'm wearing my brand new shoes.

    woke up late one thursday,
    and i'm seeing stars as i'm rubbing my eyes,
    and i felt like there were two days missing,
    as i focused all the time,
    and i made my way to the kitchen,
    but i had to stop from the shock of what i found,
    a room full of all my friends dancing round and round,
    and i thought hello new shoes,
    byebye them blues.

    chorus

    take me wondering through these streets,
    where bright lights and angels meet,
    stone to stone they take me on,
    im walking to the break of dawn. (x2)

    chorus (x2)

    take me wondering through these streets
  • (bkz: paolo nutini)
  • televizyonlarda sık sık karşımıza çıkan puma reklamında çalan paolo nutini adlı gence ait parça. reklamda kendisi de görünür ayrıca.
  • ilk dinlediğim anda beğendiğim nadir şarkılardan birisi. gerek sözleri, gerek vokalin neşesi, gerek gitar tınısı olsun, her ayrıntısıyla pek keyifli, çerez bi muzik.
  • david lynch'in, twin peaks'in karanlik evreni icinde ölümsüzlüge dogurdugu angelo badalamenti parcasi.
    icim kanayarak sabahlara kadar, aglayacak, delirecek kadar mutla dinledigim basyapit.

    sicak bir bahar gecesinin ilik rüzgâri, ormanin karanlik etinden siyrilarak cikar, ve kasabanin agaclarla yüzlestigi dis cemberinden iceri dogru yol alirken verandada gecenin gözlerine bakan yüzünü yalar..
    o ilik rüzgârin icine akittigi, tedirginlik ve korku ile sarmal halinde yükselen huzur kabarir teninin altinda..
    gözlerin ne kadar berrak olursa olsun, ruhun donuklasir bir an, ve keskinlesir..
    icinde ayrilan ve kanayan bir ucurum vardir kacinilmaz olarak, yasanmislardan beslenen... ama bir anda diner kan denizi..
    huzur..
    korku..
    tedirginlik..
    ve huzur..
    audrey..
    karanligin ve icinde sakladiklarinin senin insancil doganin bir parcasi olup olmadigini düsünmezsin bile bir an olsun... karanligin ve icinde sakladiklarinin dogasinin bir parcasi oldugun, bir sezgi gibi, ve sanki bin yildir oradaymis gibi belirir icinde..

    sicak bir bahar aksami, ve aksamin ilik rüzgâri..
    yüzünü yalayarak gecer..
    yüregin heyecanla atar birkac saniye, neden bilmezsin, ve merak etmezsin bile..
    merak ettiklerin bambaskadir artik..
    tedirginlik..
    ve korku..
    ve tedirginlik..
    ne büyük mutluluk bu...
    canlisin artik... bir ölüden bile daha canli..
    huzur..

    iblislerin canhiras cigliklarla yanarak özgürce kostuklari agaclarin arasinda, tüm bilinmeyenin ve sezilenin dinginligiyle yüzünü cevirirsin rüzgârla sarmas dolas, seviserek dans eden her agac dalina, bir cift kücük göz gördügünü düsündügün her köseye..