şükela:  tümü | bugün
  • uğur yücel den başka türkiye den frank rijkaard ın da oynadığı film.
  • bu filmi uzun zamandır bekliyordum ve ilk andan beri fatih akın'ın böyle bir class'a dahil olmasına pek sevinmiştim. bunun prestiji, önemi vs. çok büyük alfabetik olarak bile fatih akın soyadından dolayı önde görünecek, daha ne olsun ama şöyle de bir getirisi var; film türkiye'de sadece festivaller ve küçük salonlarda oynamayacak, vizyona da girecektir tahminim. uğur yücel canım ciğerimiz dışında, çin'in en gözde hatunlarından qi shu ve bacanak paulie burt young'ı yönetmesi de fatih akın'ın bölümünü merakla takip etmemize yol açacaktır. takip etmemiz derken? dersen;
    daha çok türkler, almanlar ve fatih akın'ı tanıyanlar elbet. çünkü bu noktada yvan attal'a, robin wright penn ve ethan hawke; shekhar kapur'a julie christie ve john hurt; jiang wen'e ise andy garcia ve hayden christensen düşüyor, üstelik neredeyse her segmentte ünlü bi yıldız var. üstelik natalie portman faktörü de var. ama bu açığı çekeceği filmle kapatabilir fatih akın, üstelik bu durum uğur yücel'i de parlatabilir. bekleyişteyiz bakalım.

    son olarak da filmin ismi paris, je'taime çakması new york i love you yerine; i love ny olsaydı daha güzel olurdu bence. tam ny ruhuna, karakterine uygun düşerdi..

    edit: üstelik-üstelik-üstelik ne kardeş.. aklım entride miydi acaba?` : sih`
  • senaryosunu elimize aldığımızda karşımıza karalama defteri gibi bir şey çıkar. daha muntazam işlenmiş olanı için (bkz: anlat istanbul)

    --- spoiler ---
    uğur yücel'in rol aldığı hikayede; uzak doğulu bir kadını, yine o yörelere özgü olan soya sosu kullanarak portreleme fikri oldukça etkileyiydi. yere yığılma ve ayıldıktan sonraki öpücük sahnesi de öyle.
    --- spoiler ---

    velhasıl, filme en elle tutulur hikaye fatih akın'ınki idi.
  • fatih akın'ın filminin müziklerinin ilhan erşahin'e ait olduğunu da söylemeden geçmeyelim.

    fatih akın-uğur yücel-ilhan erşahin trio'su beklentileri oldukça yükseltiyor. kafayı kırmayalım da. her şeyin hayırlısı. (emekli bitirişi)
  • new york'u oven, hatta dunyanin merkezi diye tabir eden taksi soforune etkilenmez ve gormus gecirmis gozlerle bakip "can be for a while" diye noktayi koyan ugur yucel sahnesiyle tarihteki diger buyuk sehirleri ve kacinilmaz olarak istanbul'u hatirlatmis film. boylesine comak sokmak mi denir bilmiyorum ama biz turklerden gayet beklenebilir bir haraketti ve bu baglamda imzamiz atilmis gibi hissettim, hosuma gitti.

    film genel itibariyle cok tatmin ediciydi, ozellikle ressamla cinli kizin ilk karsilastiklari sahnenin kurgu harikasi olduguna inaniyorum. birbinden bu kadar alaksiz iki kisi bulmak bi sanat, iki saniye icinde arada cok guclu bir cekim/etkilesim varmis gibi gosterebilmek ayri bir sanat olsa gerek.

    bu arada filmi izleyen yabanci arkadaslarim ugur yucel'in oyunculugunu cok begendiklerini belirttiler. o oyledir dedim, bakisi bile yeter, ozellikle gozleri nemliyse kacariniz yok, seveceksiniz...
  • hakkında yapılan tüm yorumlarda paris je t'aime ile karşılaştırılması zorunlu olan film sanırım. gerek sözlükte gerek yabancı veya türk sinema forumlarında iki filmin karşılaştırılması üst düzeylerde. new york i love you'u izlerken böyle bir karşılaştırma yapmak yerine filmden, sinemanın büyüsünden zevk almaya çalıştım ve yeterince tatmin oldum.

    15 tane farklı new york hikayesi araya new york manzaraları serpiştirilerek işlenmiş. bu manzaralar da ortalama bir filmden alışık olduğumuz time square-manhattan-özgürlük heykeli üçlemesinden değil new york'un her yerinden güzel kesitler var. fatih akın'ın da yönetmenlerden biri olması tabi ki filmin bizim için değerini artırıyor. her yeni kısa filmde hep onun sırasını gelmesini bekledim. belki ilk sırada fatih akın filmi olsa geriye kalanları o denli meraklı izlemezdim.

    kısa filmlerdeki konuların birleşmesi ya da birleşmemesi önemsenecek bir ayrıntı değildi bu film için. hepsini kendi içinde değerlendirmek gerekirse, en beğendiğim kuşkusuz tekerlekli sandalyeli aktris kız ve liseli çocuğun partiye gittiğiydi. onun dışında ethan hawke'nin sokak fahişesi ile muhabbeti ilginçti. hawke sanki before sunrise setinden 5 dakikalığına çıkıp bu filme uğrayıp gitmiş gibiydi. uğur yücel'in sokaktaki yürüyüşü, karşıdan karşıya geçişi, resminin üzerine düşmesi, yemek yiyişi ile her saniyesi ayrı ayrı kurgulanmış gibi geldi. fatih akın o kısacık film için bile çok çok uğraşmış gibi. new york'ta yaşayan göçmenlerin bolluğu, insanların büyük şehir içindeki kayboluşu, aşkın anlamlı anlamsızlığı gibi konular da bolca işlenmiş hikayelerde.

    genel olarak paris mi new york mu diyen birine kesinlikle paris diyecek olsam da film olarak ikisini de ayrı ayrı güzel buldum.
  • --- spoiler ---

    zıkkım tane karakterin içerisinde sadece uğur yücel'in canlandırdığı ölmüştür... en yarım kalan hikaye onun oynadığı olmuştur.

    --- spoiler ---
  • sevmedim, sevemedim bu filmi... çok şey anlatmak istemiş, ama hiçbirini de anlatamamış... herşey fazla yarım kalmış, fazlaca üstünkörü üzerinden geçilmiş... daha güzel bir film bekliyordum, yazık, hayal kırıklığı oldu...
  • öylece akıp gidiyor. son derece keyifli bir film. uğur yücel'i görünce gurbet eldeki amcam memlekete gelmişcesine sevindim. bu amele his umarım bir tek bende oluşmamıştır. her neyse filmin müzikleri şahane, görüntüler ve müzikler insanda bir fırsat yaratıp new york'a gitme isteği yaratıyor.

    bu akşamdan sonra hayalim new york'a gidip, bulduğum ilk restorana girmek ve akabinde sigara içmek için oradan çıkmak, yabancı bir adamdan ateş istemek ve kendini olayların akışına koyvermekten başka bir şey değildir. sonrasında nasip olursa o adamla 63 sene yaşayıp didişe, sevişe, öpüşe geberip gitmeyi de isteyebilirim ama hayallerimizin de yere basması gerekiyor ne yazık ki:( içimdeki hayalperest gerizekalıdan nefret ettiğimi belirtmeden işbu entry'i bitiremezdim.

    neyse film güzel. izleyin. şu soğuk kış gecelerinde alın manitalarınızı kolunuzun altına, şaraptır, sıcak çikolatadır, saleptir bir arada höpürdeterek izleyin. benim gibi iflah olmaz yalnızlardansanız da sarılın sıcak su torbasına. afiyetler olsun..