şükela:  tümü | bugün
  • boston'lu bezgin hemsire erin'le deniz biyologu olmaya calisan su tesisatcisi alan'in -en nihayet- birlesmelerini anlatan cok dokunakli, cok zeki, cok komik, cok huzunlu film.
    tekrar dusununce, bu film gercekten hem cok nese dolu hem de cok huzunludur; tipki karakterciklerimiz ve de filme can veren ucucu, (ve konup vurucu) birbirinden guzel bossa nova sarkilari gibi. (saka maka filmin soundtrack'i cok prim yapmistir, filmden pahaliya satilmaktadir, hatta amazon'da yazan bossa nova manyaklarindan biri, nsw'yi soundtrack'e eslik eden film diye tanimliyor) (tabii bu goruse katilmamaktayiz.dir.)

    edit: thelostcaptainslogbook'un katkilariyla..
  • bazen insana ne koyuyor biliyormusun ?
    gecenin 3 ünde merakla beklediğin nba maçını izlerken mola arasında rastgele bir film görüyorsun ve bir süre sonra o filma takılıp izlediğini farkediyorsun .harika bossanova şarkılar eşliğinde bir film türlü yaşamlar geçiyor gözünün önünden .aşka inanadığın günleri hatırlayarak izlemeye devam ediyorsun son 30 dakikasındasın filmin biliyorsun ama gerek de yok belki başına krık kalpler kalpleri onaran tesadüfler hayatın enteresan dinamiği ve bossanova bir de balon balığı .sonraki durak harikalar diyarında iniyorsun trenden film de bitiyor çok seviyorsun ama paylaşamıyorsun. koca trende yalnız .

    sonrada gecenin 3:38 inde bunu yazıyorsun
  • "hiç bir kitap, ondan bişi okumadan kapanmamalıdır." gibi güzel cümlelere sahip yumuşak bir film. bol sulu, bol balıklı, bol dinlemeli ve konuşmalı, 1998 yapımı boston'lu seyirlik.
  • başrollerini hope davis ve alan gelfant'ın oynadığı 1998 yapımı güzel film.

    --- spoiler ---
    filmde erin(hope davis)'ın annesi kızının yanlız ve mutsuz olduğunu düşünerek gazeteye eş arama ilanı veriyor. ilanı okuyan bir grup arkadaş aynı anda ilana başvurup hangisinin kızı elde edeceğine dair iddiaya giriyor. erin önce kendisini terkedip çevreci arkadaşlarıyla eylemlere katılmaya giden eski erkek arkadaşını unutamadığından ve kendisinden habersiz ilanı veren annesine kızdığından ilana cevap olarak bırakılan mesajları dinlemese de sonunda bunları değerlendirmeye başlıyor. evlisinden, dincisine, sapığından delisine binbir türlü adamla karşılaşıyor. bu arada deniz biyoloğu alan(alan gelfant)'la sürekli yolları kesişiyor ama birbirlerini farketmiyorlar. bu iki insanın hayata bakışı daha doğrusu insanlara güvenemeyişleri, aslında yanlız olmayı sevip bir yandan da çevrelerinde yanlız insanları görüp hayat boyu doğru insanı bulamayıp yanlız kalacakları yönünde korkularıyla yüzleşmeleri ve sonunda wonderland durağındaki buluşmalarını anlatan film.
    --- spoiler ---
  • filmin temelinde hatırlayamadığım bir filozofun, hatırlayamadığım bir sözü vardı. kız sözleri söylemeye başladığında sevgili adayları hep yanlış hatırlayarak tamamlıyorlardı ya da filozofu yanlış hatırlıyorlardı. en son kızı kapan hatun bi tek sözleri ve filozofu doğru hatırlayıp kadının gönlünü kazanmıştı. ha sözler neydi, filozof kimdi,ıssız adaya düşsek yanımızda götüreceğimiz üç melis birkan kimdir? bunlar hep cevabı muamma sorulardır.
  • brad anderson'un bireyin toplumdaki yalnızlığı üzerine yazdığı şahane senfonisi. hope davis'in evinde ekrana yansıyan yüzü, all that heaven allows'u anımsatır.

    --- spoiler ---

    "barda tek başıma otururken yalnız değilim. evde tek başımayken de yalnız değilim. insan kalabalık bir odada veya insanlarla dolu bir metroda yalnız olur. onca insan ve her biri yabancı."

    "bay veya bayan doğru ile nasıl tanıştığın fark etmez. gerçek gizemi size anlatayım. gerçek gizem tanıştıktan sonra beraberliğin devam etmesini sağlayan şeydir."

    "üzüntünün sonu yok. mutluluğun ise var." ("sadness has no end. happiness does.")

    --- spoiler ---

    bunu seven, şunu da sevdi (bkz: happy accidents)
  • başrolünde hope davis'in olduğu, genel hatlarıyla erkeklerin eleştirildiği, biraz yalnız kalmak isteyen kadınların derdine tercüman olan bir film. öyle derin bir hikayesi yok, başrol oyuncumuz filmin başında "yalnız olmak kötü bir şey değil, kendi başına vakit geçirmekten keyif almaktır" diyor ve film bu çerçevede ilerliyor. kızımız güzel bir kız, metroda, yolda, iş yerinde bir kafede ve barda ne zaman tek başına olsa erkeklerin yılışıklığına yalan iltifatlarına maruz kalıyor. ama onu inandığı şey doğallık ve aramaya girişmeden, bir şekilde seni sevecek ve senin kendisini seveceğin birisine denk geleceksin düşüncesi. buna rağmen ne çevresi ne diğer erkekler rahat durmuyor, annesi gazetenin çöpçatan köşesine kızı adına bir ilan veriyor ve olaylar gelişiyor.
    ayrıca filmde tantuni diye bir kızıl derili kabilesi olduğunu da öğrendik. ne kadar gerçek bilemiyorum tabi.
    https://www.planetdp.org/…t-stop-wonderland-dp32113