şükela:  tümü | bugün
  • bir sorun mu var, neden böylesin manasına gelen soru cümlesi. kar$ıdakinin cevaplama olasılıgı ili$kinizin yakınlıgına baglıdır
  • 3 as bi papaz şeklinde iğrenç espriy*e maruz kalan soru ..
  • tekrarlanması duran adamı delirten sorudur.

    (bkz: annen)
  • insanın cevap olarak "nerden bildin? sen şimdi benim neyzen olduğumu da bilirsin!" diyesi gelen soru.
  • doktora gidiyorum dediğinizde hemen arkasından gelensoru cümlesidir. cevabı bende onu öğrenmek için gidiyorum olabilir pekala.
  • neyin var

    kırılan yerlerine dön!
    dumanlı şarkıların kapattığı
    gölgelen… kirpiksiz kalma.
    kolların kısalmasın üzüntüden
    serinlemek için göğe doğru
    sen de sarılacak bir ağaç bul

    şehirden dön
    baltayı ayır evinden
    kendini bir vakitçiye bırak
    zamanı bozulmuşsa gövdenin
    bütün kavuşmalar sana uzak
    arkana bakma!
    annenin hırkası siyah

    ömrün kendinden başka her şeye çadır
    zarfların seni çizdiği resimler olur
    dinlenmek için dağlara doğru
    sen de tırmanacak bir şeyler bul

    kimse bir vakti unutmaya yanaşmaz
    akşam bilmez akşam olduğunu
    iki dağ baktıkça birbirine
    ağır ağır düzleşir hatıralar.

    (bkz: şeref bilsel) - mağmada kış mevsimi'nden.
  • - neyin var?
    - hiç...
  • uzun zamandır nasıl cevaplayacağımı bilemediğim soru cümlesi... neyim var gerçekten?
    neyin var? hiçbir şeyim yok. ya da çok şeyim var da haberim yok. ikisi de olumsuz oysa.
    biliyorum, insan var olanlarını görmez hiç, hep olmayanlarına hayıflanır... bir şeyler yetmez asla ona. yetinmeyi bilmez... ama bazen de içi boşalmış gibi gelir. çocukken gittiğimiz yaz kamplarında gördüğüm, ağacın kabuğuna saplanmış ağustos böceği kabukları gibi. boş, bomboş... birçok şeye şaşırırken, başkalarının olmayanıyla kendi olmayanını karşılaştırdığında, şımarıklık ettiğini fark edersin. her şeyde bir tam'lık ararsın, uyum olsun diye uğraşırsın. morla mavi yetmez, yeşili de olsun... her şeyi tüketen canlı formları... reklamdaki gibi "al al al, paraları paraları saç saç saç... saç.ma. saçma."

    sonra kafana bir şey düşmesine ramak kalır, ölümden döndüğünü söylerler, "şanslısın" derler. anlamazsın önce. neresi şans bunun? e ölebilirdin? sakat kalabilirdin? sadece 3 ay yattın, şükret. evet, ama neden bu içindeki boşluk peki? sağlığın yerinde? işin var? şuyun var buyun var? e hepsinin yok olması da o kadar an meselesi ki aslında. bir saniyelik iş. bir saniyede işsiz, sakat, ölü, terk etmiş/terk edilmiş olabilirsin. mutsuzsun. daha fazla deri ceketin yok diye mi? hayır. istediğin spor ayakkabıyı alamadın diye mi? tabii ki değil. böyle bir şey değil. maddi bir şeyden bahsetmiyorum. bu, tikinin teki olduğum anlamına gelir mi? gelsin, gelmesin. olmadığımı da biliyorum nasılsa. peki bir şeylerin değerini anlaman için yine hastaneye gitmen, koridordaki sedyelerde günlerce yatan hastaları görmen mi gerekiyor? bak sedye hasta taşımak içindir, ama burda yatırmak için. ve de çok normal, kanıksanmış. allahım nasıl olur bu? oluyor işte. evet, mutsuz olduğun suratının her halinden, sesinin düşük tonundan belli. annen üzülmesin diye telefonda canlı konuşmaya çalışsan da, belli. hastanedeki o insanları görmek bile içini acıtırken, kafanı nereye çevireceğini bilemezken düşün bakalım, onların yerinde olsaydın ne halde olurdun? bu havada balat'ta yalınayak çocukları yine görsen, "sadece birine-beşine elimiz yetişiyor ya, diğerlei ne olacak?" diye düşünürken yine "mutsuzum" diyebilir miydin? sadece "neden ben?" derdin belki de... isyan ederdin. ki bu da kendi içinde bencilliği barındırır. "neden ben de, bir başkası değil?" ya da böyle birini görünce acımaktan, üzülmekten sonra gelen "neyse ki ben değilim" avuntusu kaplardı içini sinsice.

    evet, hayatında sadeleşmeye gidiyorsun, farkındasın. artık alışveriş yapmıyorsun, ihtiyacın olmadıkça almıyorsun, giymediklerini ihtiyacı olanlara dağıtıyorsun; çevrendeki insanlarda da sadeleşmeye gidiyorsun. içinden gelmiyor artık bazılarıyla görüşmek. e onlar da görüşmek istemiyor demek ki, kalabalığa ne hacet... çekil kabuğuna yine, çek duvarları-perdeleri. o sadeliğe yalnızlık diyorla bazı yerlerde, fark etmedim sanma. bu haline de "bunalııım, depresifff" diyorlar. varsın desinler. kelimeler de insan icadı. "nasılsın" mı dediler? "iyiyim" de geç. kimse kötülük duymak istemez, dert çekmeyi/dinlemeyi dilemez. sanıyor musun ki gerçekten cevabını merak ettikleri için soruyorlar? ya da cevabını dinlemeye, seni anlamaya meraklılar mı gerçekten? diyelim diinlediler, senin hissettiğin gibi hissedecekler mi sahiden? amaan, boşverelim, eğlenelim kâm alalım dünyadan değil mi? hobaa, vur patlasın çal oynasın, içelim güzelleşelim be annem!