şükela:  tümü | bugün
  • fransanın güneyinde akdenize kıyı bir şehri. gidicek olanların temmuz sonlarında gitmesini tavsiye ediyorm..
    çünküm hem monaco prensliğinin 705. kuruluş yıldönümünde atılan ve 2 saat süren havayifişek gösterisini seyredebilirsiniz hemde nice sadece yılda 1 kere yapılan çiçek savaşına katılıp 1 ay boyunca çiçek kokabilirsiniz.promenan dezangle de bi ileri bi geri volta felam da atabilirsiniz dilerseniz.
  • (bkz: nice yıllara)
  • geçen yaz 1 ay boyunca kaldığım, cannes'a ve monaco'ya trenle yarım saat uzaklıktaki şehir. şehir olarak güzel ama eğlence bakımından pek bir atraksiyonun olmadığı, denizin şehir merkezinde olmasına rağmen boydan boya mavi bayraklı ve tertemiz olmasına şaşırdığım, interrail yapanlar için de iyi bir durak olabilecek yer.
  • (bkz: cote dazur)
    ismi eski yunancadaki zafer anlamına gelen "nike" sözcüğünden geliyo. antoine de saint exuperynin (bkz: küçük prens) en sevdiği yermiş. hatta uçağıyla nice kıyılarına çakılarak* yaşamını yitirmiştir kendisi. bu yüzden onun ismini taşıyan birçok yer vardır nice'de. zamanında türkiyede yaşamış bi almanın işlettiği hostel saint exupery var mesela, gayet makul şartlarda konaklanabiliniyo orada da.
  • turist olarak gidince huzur mekanı oalrak gözüken yer ama aslında öyle olmayan bir yer...
    monaco yu tercih ederim
  • the fast show isimli bbc programı sayesinde, tek başına ve belirli bir vurgu-mimikle kullanılmasıyla mizah potansiyeli açığa çıkarılmış, insanın kurduğu her cümlenin arkasına kondurası gelen ingilizce sıfat. nice.

    ne diyor web sayfasında: "we celebrate the show that persuaded people that 'nice' could be a catchphrase. "
  • denizden uzaklastikca sevimli hale gelen focalilarin kurdugu baska bir kent. ingilizler sayesinde bir ana caddeye* kavusmus akdeniz kenti. (bkz: bellet)
  • şehirdeki yolların sağına soluna dizili halde park etmiş taksilerde, fransızların üstün şoförlük yeteneğinin izleri görülebilir. şehirdeki taksilerin neredeyse tamamı bir tarafından hasarlıdır. hatta yollarında yaya olarak turlarsanız, park yapmaya çalışırken öndeki ya da arkadaki arabalara toslayan, bunlara da etraftakilerle birlikte gülüp geçen sürücülerle karşılaşmanız mümkündür. burada yaşayanların maddi durumu genellikle iyi olduğundan ve tabii akdenizli vurdumduymazlığı nedeniyle, bu tür kazalarla fazla ilgilenmezler, hatta araba iyice haşat olana kadar servise götürmez, o halde kullanmaya devam ederler. dışarıdan gelenler ilk zamanlarda arabaların bu haline gülse de, sonra alışırlar.
  • kozmopolist yapısı, eğlenceleri, kumarhaneleri, mavi bayraklı denizi, normalin üzerindeki gelir düzeyindeki güleryüzlü insanları ile kendine hayran bırakan şehir. orada bulunmuş olan birbiriyle alakasız insanlardan gözlediğim kadarıyla insanların "vatanım" diye bahsedebildikleri, oradan ayrı düşseler bile orayı düşündükleri fransız rivierası. şehir vieux(eski) nice, yeni nice ve banliyölerden oluşur. 7 tepe üzerine kurulmuştur ve sanılanın aksine oldukça büyük bir şehirdir. buna rağmen kış nüfusu 300 bindir, yaz nüfusu 1,5 milyondur. eğlencenin toparlandığı yerler daha çok vieux nice tarafındadır. burada pek çok balık lokantasında akdeniz tarzı birşeyler yiyebilir, ya da irish english publarda fransızcadan uzak, ingiliz aromalı bir eğlenceyi, canlı müziği seçebilirsiniz. kaçırılmaması gereken bir pub için (bkz: www.waynes.fr).
    şehrin içinde kiralar, yiyecek, ulaşım, eğlence, herşey oldukça pahalıdır. birçok ünlünün burada evi vardır (bkz: sol tepedeki elton john un sarayı). monaco ve cannesın tam ortasındadır. italyaya yakınlığı, uçak şirketlerinin avrupa kentlerine düzenlediği uygun ötesi fırsatları ile hafta içi boş olan sahildeki oteller hafta sonu tamamen dolarlar. promenade des anglais isimli sahil yolu, patenli sarışınları, geniş yürüyüş parkuru, güneşlenenleri, köpeklerini gezdirenleri ile tam anlamıyla filmlerdeki miami havasını verir. west end, negresco gibi çok ünlü oteller sahilin en güzel yerinde yolun öte yanını işgal etmişlerdir.
    bir de, okumak isteyen pek çok yabancının, haliyle pek çok türkün de gittiği sophia antipolis isimli bir üniversitesi vardır. bu yabancılar oraya giderkenki motivasonlarını orada hayatın tatlı yüzünü gördükten sonra kaybederler. niçois gülüşü yüzlerine siner, okuldan atılıp ülkelerine dönmek zorunda kalana kadar o gülümseme hüküm sürer.(bkz: http://www.nicetourism.com/…bcam/cam1/cam_pict.html)
  • ing. guzel, ho$.