şükela:  tümü | bugün
  • kendisinin batıl inanışlarıyla ilgili söyle bir komik olay anlatılır: bohr'un evine ziyarete gelen bir grup biliminsanından oluşan heyet bi de ne görsün? kapıda bir at nalı ya da tavşan ayağı bilemediniz bir tutam sarmısak (bu kısımlar biraz muğlak. neyse işte herhangi bir batıl inanç simgesi diyelim yuvarlataraktan). gözlerine inanamayan heyet kapıyı açan bohr'a "azizim oldu mu şimdi?! sizin gibi bir biliminsanı nasıl inanır böyle huraflere?" anlamına gelen bir iki sitemkar lakırdı ederler. bizim hazırcevap ve nüktedan bohr heyeti şöyle bi tepeden tırnağa süzer ve "inanmıyorum zaten. ama duyduğuma göre inanmayanları da koruyormuş" der.
  • niels bohr çalisma masasinin üzerinde hep bir "at nali" bulundururmus. bir arkadasi bir gün gelmis demis ki: "hoca, sen müspet ilimlerle ugrasan bi adamsin, gerçekten inaniyo musun bunun ugur getirdigine?..." bunun üzerine niels abi ne dese begenirsiniz: "inanmiyorum ama, gerçekten ugur getiriyo!... "
  • gerçeği 2'ye ayırmıştır niels bohr: küçük gerçek-büyük gerçek

    "küçük gerçeği görebilirsiniz, çünkü onun zıttı yalandır; ama büyük bir gerçeğin zıttı başka bir büyük gerçektir, görmek için kimi gerçeklerinden vazgeçmek gerekebilir.."
  • rutherford'un(bkz: ernest rutherford) atom modelini gelistirirken, elektron yorungelerinin farkli katmanlarda oldugunu bulmasiyla heyecandan dugununu erteletip, balayini iptal ettiren fizikci.

    zavalli nisanlisi balayi yapacagi yerde, bohr yazi yazmayi sevmedigi icin ''on the constitution of atoms and molecules'' adli calismayi zorla yazmistir. aska bak!
  • tam adi ile niels hendrik bohr. 1885-1962 yillari arasinda yasami$ danimarkali fizikci.

    babasi fizyoloji profesoru olan bohr, 18 yasinda kopenhag universitesi'nde fizik tahsiline ba$ladi. iyi bir futbolcuydu. daha iyi bir oyuncu olan kucuk karde$i 1908 yilinin dunya ikincisi danimarka olimpiyat takiminda yer aldi.

    26 yasinda doktorasini da tamamlayan bohr, ileri egitim bursuyla cambridge'e gonderildi. burada elektron kuramcisi j. j. thomson ile ve daha sonra manchester'de onun ogrencisi ve yine atom kuramcisi rutherford ile cali$ti. 27 ya$inda 5 oglu oldugu soylenen bir kadinla evlilik yapti. 31 ya$inda, fizik profesoru atandigi kopenhag universitesi'ne dondu.

    rutherford; cekirdekli atom kavramini; yani merkezinde agir cekirdek bulunan cevresinde daha hafif, bulutsu elektronlarin dolastigi bir atom modelini ortaya atmi$ti. atomlarin nasil enerji verdiklerini bu model ve planck'in on yil kadar once yayinladigi kuantum kurami ile acikliyordu. elektronlar gittikce daralan yorungeler cizerek cekirdek etrafinda donuyor ve bu hareketleri ile enerji olu$turuyorlardi. bohr, daralan yorunge ve sonucta cekirdek uzerine du$en elektronlarin varoldugunu kabul etmiyordu.

    atom modeli icin daha inandirici bir bicim ararken balmer'in hidrojen tayfi formulu onu, hidrojen atomunu daha yakindan incelemeye yoneltti. hidrojen atomu lorentz'in belirledigi salinimdayken elektromanyetik i$inim yapmiyordu. aslinda maxwell'in yasalari temel alindiginda, boyle bir i$inim yapmasi gerekiyordu. maxwell'e gore, kapali bir yorungede kaldiklari surece i$inim olmayacagi goru$undeydi. bu celi$kinin nedeni, elektronun sadece bir tanecik kabul edilmesinden ileri geliyordu. nitekim, de brogli, elektronun sadece tanecik degil, dalga boyu ozellikli de oldugunu gosterince celi$ki giderildi. schrodinger de elektronun cekirdek etrafinda donmedigi, yalnizca cevrede duragan bir dalga olu$turdugu goru$uyle, ileri surulenleri dogruluyordu.

    bohr, "elektron, yorungesini degistirip cekirdege yakla$inca i$ima olur" diyordu. fakat, i$in soguran atomda da elektron cekirdekten daha uzak bir yorungeye giriyordu. bu nedenle, elektromanyetik i$inim, bu parcaciklarin salinim veya hizlanmalarindan degil; enerji duzeylerindeki degi$melerden ileri gelmeliydi. bu dusunce, atom dunyasinin insanin ya$adigi dunyaya benzemedigini gosteriyor, her gecen gun, atomun yapisini sagduyu ile aciklamak gucle$iyordu.

    sagduyu, ornegin gezegenlerin yorunge degi$tirmediklerini soyluyordu. elektron da, oyle herhangi bir yorungeye giremezdi. ayrica, her yorunge degi$mez bir enerji karsiligi idi. eger elektron bir yorungeden digerine geciyorsa, saldigi veya sogurdugu enerji sabit olmaliydi. bu miktar, kuantumlarin tumu demekti. boylece, planck'in kuantum kurami, elektronlarin atom icinde durum degi$tirmeleri olarak yorumlaniyordu.

    hatta bohr, hidrojen tayfindaki cizgilere karsilik olan enerji yorungelerini secebiliyordu. bununla, bir elektronu bir yorungeden, cekirdekten daha uzak bir yorungeye atacak miktardaki enerji kuantasinin soguruldugunu gosteriyordu. ozellikle, ilk kez balmer'in dikkatleri cektigi hidrojen tayfindaki duzgunluk aciklanabiliyordu. elektronlarin belli enerjilerini hesaplayabilmek icin bohr, planck sabitesini 2¡ç ile bolerek kullaniyordu.

    butun bunlara karsilik, tayf cizgilerinin ince ayrintilarini aciklamak icin bohr'un kullandigi model yetersiz derecede karmasikti. yorungelerin yalniz dairesel olduklarini varsayiyor; fakat bu, sommerfield'in beyzi yorungeler varsayildiginda durumun ne olacagi arastirmasini baslatiyordu. sonucta, degisik yorungelerin kabul edilmesi zorunlulugu ortaya cikti. yapilmasi gereken duzeltmeler bir yana; bohr'un modeli atom tayfindaki cizgilerin ilk basarili aciklamasi oldu veya tayf cozumlemeleri ile atomlarin ic yapilari ogrenildi. fakat yasli kusagin tamami, bu gelismeleri benimsemiyordu. rayleigh, zeeman ve thomson kusku icindeydiler. ancak, bohr'un her zaman minnettar kaldigi jeans, ondan yana cikiyordu. aslinda thomson'un karsi cikmalari nedeniyle, bohr ondan ayrilmis ve rutherford ile calismayi yeglemisti.

    kuskusuz sonucta bohr ezici bir basari sagladi ve 1922 yili nobel fizik odulu'nu aldi. bunu izleyen yillarda, ikisi de nobel fizik odulu alan frank ve hertz, deneysel calismalariyla bohr kuramini dogruladilar. bohr, hidrojenden daha karisik atom modellerini bir turlu gelistiremiyor ve "birden fazla elektronun bulundugu atomlarda ic ice kureler vardir. herhangi bir elementin kimyasal ozelliklerini belirleyen en dis kuredeki elektron icerigidir" diyerek cok kuresellilige ilk isaret edenlerden biri oluyordu. bu dusunce pauli sayesinde meyvesini verdi. elektronun hem parcacik (bohr'un fikri) hem dalga (schrodinger'in dusuncesi) olarak tanimlanmasi, 1927 yilinda bohr'u bugun "tumlerlik" diye bilinen ilkeyi onermeye zorladi. bu, birdenbire bir seyin tamamen bagimsiz; fakat her ikisi de kendi kosullarinda gecerli, ikisi degisik bicimde kabul edilmesi ilkesidir.

    1920-1930 doneminde bohr, bir ozel bira sirketinin desteginde atom calismalari enstitusu'nu kopenhag'da kurup yoneterek, (joule zamanindan beri bira sanayinin kuramsal fizige en buyuk katkisi) burayi kuramsal fizigin mekke'si yapti ve bilimsel yetenekleri kopenhag'da toplayarak adeta yeni bir "iskenderiye" olusturdu. 1933 hitler almanya'da iktidara gelince, korku icindeki meslektaslari yararina elinden geleni yapti, ozellikle yahudi fizikcilerin guvenligini sagladi. bir toplanti icin 1939 yilinda amerika birlesik devletleri'ni ziyareti sirasinda hahn'in "uranyum, notronlarla (on yil kadar once chadwick'in buldugu yuksuz dolayisiyla notron adi verilen parcacik) bombardiman edilirse parcalanir (fission)" dusuncesini lisse meitner'in aciklayacagini soylemesi uzerine toplanti dagildi ve bilim adamlari bu dusunceyi sinamak uzere ulkelerine donduler. daha sonralari bu dusunce dogrulandi ve olaylar hizla geliserek atom bombasinda doruk noktasina ulasti.

    bohr, fisyon surecine ait bir kuram gelistirmeye koyuldu. bunda atom cekirdeginin sivi damlasi gibi davrandigini varsayiyordu. bohr, bu modelden yararlanarak, birkac yil once dempster'in buldugu uranyum 235 izotopunun fisyona ugradigi sonucuna vardi ve bu cikarimi kisa sure sonra dogruladi.

    danimarka, 1940 yilinda isgal edilince chadwick'in onerisine uyarak binbir guclukle isvec'e kacti, boylece muhakkak bir tutuklanmadan kurtulmus oldu. orada faaliyetlerini genisleterek, cogu yahu olan bilim adaminin hitler'in elinden kurtulmasini sagladi. sonra kucuk bir ucakla ingiltere'ye gecerken yuksekten ucmak zorunlulugu, neredeyse oksinjensiz kalip olumune neden olacakti. danimarka'dan ayrilmadan once franck ve lane'in kendisine emanet ettikleri nobel madalyalarini da birlikte aldi (kendi madalyasini da finli savas kurbanlarina yardim icin hibe etmisti) ve asit dolu bir siseye doldurarak nazilerin elinden kurtardi.

    1945 yilinda amerika birlesik devletleri'ne gecerek, los alamos'daki atom bombasi projesinde calisti. atom bombasinin sonuclari hakkindaki endiseleri ve uluslararasi denetim amaciyla atom sirlarinin butun muttefiklerce paylasilmasi istegi winston churchill'i neredeyse tuuklanmasini emredecek kadar kizdirmisti. savastan sonra kopenhag'a dondu. asitte erittigi madalyalari tekrar dokdurttu ve sahiplerine ulastirdi. bohr, atom enerjisinin bariscil amaclarla kullanilmasi icin durmadan, yorulmadan ugrasti ve 1955 yilinda cenova'da ilk "baris icin atom toplantisini" duzenledi. bu cabalari da "baris icin atom" armagani ile odullendirildi.
  • söyle guzel bir sözü vardir:
    bir dogrunun tersi yanlistir ama derin bir dogrunun tersi baska derin bir dogru olabilir.
  • atomaltı partiküllerin sadece gözlemcinin varlığı karşısında ortaya çıktıklarını anladıktan sonra "kuantum fiziği karşısında şoke olmayan onu anlamamış demektir" diyen bilimadamı.
  • ali murat guven basliginin altindaki yegane olumlu giri$lerin sahibi sozluk yazari.

    o kadar savunma gorunce $a$irmi$tim dogrusu, kim destekleyebilir ki bu adami diye, meger butun olumlu entry'leri ayni ki$i yazmi$.
  • bir belgeselde söylenildiği kadarıyla yazı yazmak gibi bir fobisi olan bu yüzden doktora tezini annesine yazdıran ve babasının "doktoranı yapacak düzeye gelmişsin, kendi işini kendin yap" demesi üzerine babasıyla kavgalar eden, evlendikten sonra yazılarını karısına yazdıran fizikçi.
  • bohrium elementine adını veren kuantum fizikçisi.

    einstein'la şöyle geyik bir fotoları vardır: http://upload.wikimedia.org/…stein_by_ehrenfest.jpg