şükela:  tümü | bugün
  • okumadım ama özetinden anladığım kadarıyla solaris'e benzer bir kitap olmalı. hiç bir kitapçıda rastlamadım ayrıca.
  • stanis law lemin kitabidir.

    yenilmez bir gezegene kesfe giden ama ardindan haber alinamayan bir gemidir. daha sonra ardindan baska bir gemi gonderilir.
    bu kitapda geri evrim teorisinden bahseder. ismindeki ironiden de anlasilacagi gibi insanlarin ve bilimin de yenilebilecegini ve pes etmesi gerektigi durumlarinda olabiliecegini tasvir eder.

    kitabin havasi gerilimlidir ve 4te 3 une gelmeden ne olacagini anlayamazsiniz okudukca sizi icine ceker.
  • stanislaw lem'in 1964 tarihinde yazdigi, turkce'ye "yenilmez" olarak cevrilen kitabinin orijinal adi.

    http://www.lem.pl/…ia/tytuly/b_tytulami.htm#invinci
  • klasik yorumu eksik etmeyeyim: kasvetli roman. uzunlugu da optimuma yakin: ~200 sayfa. yillar once (2001?) baslayip yarida birakmistim. su isi bitireyim dedim gecen gun ve oturdum tekrar okumaya basladim.

    her seyden once bana en eglenceli gelen kisim murettebat diyaloglari oldu. horpach'in (kaptan!) milleti tersleyip durmasi komikti, rohan'in pasif agresif tavirlarini tanidik buldum, bilimcilerin "uzman tartismalari" dalgaya musait ve fakat yine de iyiydi (ki bu tartismalara yazarin bakis acisi muhtemelen rohan'da, yani ana karakterde, koordinatlasiyordu). derken kitap bitti.

    "ciddi" bir hava ihtiva ettigi su goturmez. kurgu bakimindan (gezegen-yari-rasyonel-davranis-umutsuzluk) solaris'e benzeyen bir yani var ama daha 'dinamik' oldugunu soylemek lazim. iste rohan zipliyor ediyor, ne bileyim tepegoz savas meydani'na iniyor vs. (tayfadan birinin kisa ve acik "delirdi galiba." tepkisine de *sesli guldum*) solaris'te lem zoom'u gezegen vasitasiyla insan ruhuna cekiyordu, yenilmez'de ise ruh-bilincalti-bilinc muhabbetleri arka planda (hatta hic yok demek mumkun). daha cok olu maddenin tekamuluyle ilgili (necro-evolution) bir fikir jimnastigine girismis yazar.

    cevrelerinde neyin dondugunu idrak etmeye calisan bilimci ve muhendislerden sibernetik sahasinda cirit atanlarin "karsilastigi sorunun karmasikligina gore hacmini ayarlayan beyin" mevzuuna egilmeleri ve "olur mu oyle sey!" neticesine varmalari da heyecanlandiriciydi mesela (tabii yazar oradaki farazi dalaslari tadinda birakmis, sene 1964). "olunun oluye karsi savasi" kabilinden "nooluyo olm?" dedirten ifadeleriyle resmen kara-sibernetik sifatina yerlesen bir roman oldu bu benim icin. olumcul makineler'deki "av" adli hikaye gibi yani. karanlik ve sibernetik.

    kitabin saglam ozelliklerinden biri de, maskulen olmasiydi. heinlein tarzi militarist bir maskulenligi kastetmiyorum. soyle diyeyim, metal gibi bak: gevseklik yok. ziril ziril diyaloglar yok, mimiy soundtrack haliyle yok. sorun var, soru var, amenna cevap da yok ama en azindan cevap dogrultusunda bir caba var. o bakimdan iyiydi yenilmez. karanligina, yavas temposuna ragmen, cogu romanin okuru atil kilan havasindan munezzeh sayilabilecek bir atmosfere sahipti. 2001'in kapatilmamis hesabini kurcalamaktan pisman olmadim yani.

    hazir konusu acilmisken, sahsi bir analizin neticelerini yazmaktan imtina etmeyeyim: surasi benim icin artik acik ki roman ve filmler, yani farazi karakterlerin ve tecrubelerin cirit attigi "eserler", ekseriya zararlidir. zararlidan kastim su: bilhassa da film endustrisi vasitasiyla, yonetmen koltugundaki sahis, seyirciye her daim bir dusuk-seviye iktidar tatbik eder. olaylari anlatirken, karakterleri irtibatlandirirken, aslinda kendi sirazesini doker ekrana. bunu yaparken de, zimnen veya alenen, seyirciye (ki "seyirci" sifati adi uzerinde edilgendir) bariz bir isler-bu-sekilde-yuruyor davranis faz uzayi sunar.

    sahsen seyrettigim cogu roman ve filmden zarar gordum, nihayetinde ise su neticeye vardim: bir roman, 'vakit gecirmek icin alan sunmak' disinda en fazla 'zararsiz' kademesine ulasabilecek kadar yararli olabilir. bir senaryo, hakikatten uzaklastigi (yahut hakikate bakisi etkisizlestirdigi, hakikatle ilgili hamle yapmayi engelledigi) olcude zararlidir. bu acidan bakildiginda, ana akim edebiyatin ic kiyici debelenmelerinden uzak olmasi bilimkurgunun avantajinadir. neticede, yenilmez de bilimkurgunun mezkur ozelligini tevarus etmis.

    hulasa, yenilmez'i zararsizlar rafina ekledim. en azindan diyebilirim ki, "bir yazarin fuzuli hezeyanlari" seklinde tanimlayabilecegimiz cogu romandan ayri bir yere sahip (deneyin, cidden cogu romana-filme gider o tanim). o yuzden, basucumda olmasa bile hala odamin bir kosesinde duruyor. ", sanki gercekten yenilmezdi."
  • stanislaw lem'in eserleri arasında "diğerlerine oranla daha az yorucu" denebilecek ama gene üstüne düşündükçe kafanızda farklı bilim-kurgusal temaları üretebilmenize imkan verdiren bilimkurgu kitabıdır.
  • stanislaw lem'in en etkileyici kitaplarından biridir yenilmez.

    kitaba da adını veren “yenilmez”, bir uzay gemisinin adıdır. geminin kaptanı horpach, yardımcısı ise rohan‘dır. geminin görevi, regis 3 isimli gezegene inmek ve kendilerinden birkaç yıl önce bu gezegene gelmiş olan kondor gemisinin akıbeti hakkında bilgi toplamaktır. mürettebatı ile birlikte kayıplara karışan ve bir daha haber alınamayan kondor’a ne olmuştur?

    bu da kitaptan güzel iki güzel alıntı:

    “hiçbir anlamı yok ki, diye düşündü. onlar yok etmek istiyor, biz de, hepimiz bir şeyi yok etmek istiyoruz, ama bu şekilde hiç kimseyi kurtarmıyoruz. regis yerleşilmemiş bir yer, insanın burada hiçbir işi yok. o halde bu kemikleşmiş inat niye?”

    “burada kimin hatırı için durup adamlarımızı kaybediyoruz ki? niçin stratejistlerimiz geceler boyunca en iyi yok etme yöntemlerini araştırıyorlar? intikamdan söz etmek mümkün değil ki.”
  • başarılı bir kurgu. bilinmezin gerilimi sırtta bir soğuk ateş.
  • 10.11.2017 tarihinde ithaki'den çıkacak olan kitap.

    arka kapak

    --- spoiler ---

    “yenilmez, giderek yükselen bir gerilimi seven okurları memnun edeceği kadar gizem okurlarını da etkileyecek.”

    -ursula k. le guin-

    solaris’in yazarı stanislaw lem’den, h. g. wells ve jules verne gibi ustaların izlerini takip eden bir bilimkurgu klasiği: yenilmez.

    bilinmeyen bir gezegene yolculuğa giden uzay gemisinin dünya ile bağlantısı bilinmedik sebeplerden ötürü kesilir. regis ııı adlı bu gezegende başta kaptan rohan olmak üzere geminin tüm mürettebatı insanlığın en büyük ikilemlerinden biriyle yüzleşecektir: insan, bilgisinin sınırlarının farkına vardığında verebileceği kararlar ne kadar güvenilirdir? mantık çerçevesinin çok ötesinde bir durumdayken bu soru üzerinden kendini bulmaya çalışan ekip, şimdiye dek anlatılmış en dehşet verici uzay yolculuklarından birinin parçası olacaktır. yenilmez gemisinin mürettebatı bilinçli adımlar atan bir gezegenle yüzleşmek zorundadır.
    --- spoiler ---