şükela:  tümü | bugün
  • edward hopper'in pek gri zamanlarda, ta kirklarin baslarinda, dunyanin en guzel kavsak barini resmettigi tablosu.. aslinda bar degil de, roaring silence ve chill out arasinda bir camekanli siginak.. icindeki butun o muhabbetsiz, hayatin pimini cekmis gece kuslarina ragmen kendisinin en moody, en ucsuz resimlerinden.. benim de en icinden cikamadigim..

    su an sikago sanat enstitusundeymis.. bir de canli canli icinde kaybolmak lazim..
  • süper versiyonları için bakınız:
    hopper nighthawks
  • uzak bir versiyon da benden olsun o zaman:

    http://www.flickr.com/…otos/atakansevgi/3105334173/
  • chicago'da roosevelt uzerinde "the depot american diner" diye bi yer var. ucuz yemekler, surekli doldurulan kahve falan tipik diner iste. neyse efendim bu mekanin dekoru birebir bu tabloyu kopyalayacak sekilde yapilmis. ben de bugun ogrendim. gerci butun diner'lar birbirine benziyor, musteri cekmek icin isletme sahibinin gotten attigi bi palavra da olabilir.
  • sn. hopper, mr. and mrs. hopper temasini "two comedians"ta da kullanmistir; nighthawks'ta ilginc olan bir diger husus ise bardaki gorevlinin, ciftin mooduna gore yasli veya genc olarak gozukebilmesi imis.. akla dorian gray'in portresi** geliyor hemen ama onemli olan cetin altan'in duy dedigi: "mutlu insanlar unlu olamaz".
  • henüz görmeyenler/görüp de tekrar görmek isteyenler için, kısaca:
    http://www.ibiblio.org/…treet/hopper.nighthawks.jpg
  • ışık-gölge, derinlik, oran-orantı yok efendim valör dengesi vs. gibi anlamadığım tüm teknik hedeler beri dursun, duygu olarak yoğunlaşırsanız yemmin ediyorum o gece dışarı çıkmış kadar oluyorsunuz. böyle ayrı sevdiğim bir çalışmadır. benzer kafayı yakalamak isteyen arkadaşlar herbert simon'ın satisficing kavramıyla bir süre haşır neşir olurlarsa bir ihtimal bar tezgahındaki dördüncü kişi olmaya adaylar. *
  • edward hopper tablosu olanı, bana nedense bire bir the catcher in the rye'ın verdiği hissi verir.
  • resimde yalnızlığı, izole bir hayatı ve savaş zamanındaki ayrılıkların getirdiği yabancılaşmayı görüyoruz.

    lokantanın içindeki parlak ışıkla sokaktaki karanlık arasında tezat var. içeride sakin ve sıcak bir ortam var ancak bu ortama dahil olamıyoruz çünkü bir giriş kapısı yok. bu şekilde yalnızlığımız vurgulanmış.

    net bir öyküsü olmasa da dükkanın içinde de yalnızlık hissi devam ediyor. kimse konuşmuyor. 1941'den bir yıl sonra yapılan resimde garsonun şapkasında pearl harbor'a bir gönderme yapılmış. dükkanın dışına baktığımızda sokaktaki dükkanın içinde tek bir yazarkasa görüyoruz. bu sokakta gündüz vaktinde de canlılık olmadığı düşünülebilir. ayrıca pencereleri incelediğimizde perdelerinin yarısı örtülmüş, hareketsiz, hiçbir hayat belirtisi taşımayan bir apartman görüyoruz.

    hooper, çiziminde her şeyi o kadar canlı ve gerçek göstermiştir ki, izleyiciye sanki tablonun içindeymiş etkisi yapar.
  • hopper'ın en meşhur tablolarından biri. sokaklar boş, perdeler kapalı, birbiriyle hiçbir şekilde iletişime geçmeyen insanlar... ne bakışlar kesişir ne biri diğerine dokunur... tablodaki bireyler izolasyon içerisinde birbirlerine yabancı oldukları gibi izleyiciye de yabancılar. barın bir kapısı yok dolayısıyla içeriye dahil olamıyorsunuz. öyle dışarıdan izliyorsunuz sadece. tablodaki en sıcak mekan haliyle sizin için de soğuk bir yalnızlığa dönüşüyor. hopper yine dokunmadan tenimize işliyor...