1. bilirkişi... özellikle tasvirleri ve tanımları harika... kelime seçimleri, vurguları, laf bindirmeleri şahika... tarihin ve şimdiki zamanın farkında bi adam, osmanlılar konusunda bolca takıntılı, sosyalist görünmeye çalışan bi adam...

    pek severim fakat bir yazısında -ders olsun niyetine- kendi çocuğunun yazdığı bi hikaye[!]yi yazısının sonuna koyması ve çocuğu karşısında şapşallaşmış babalar gibi, bununla övünmesi, buna sevinmesi derinden sarsmıştı beni... gençliğini, gezdiği yerleri anlattığı yazılar ve "oflu hoca" yazıları her daim okunasıdır, arşivliktir.
  2. "biz turk filmlerindeki tecavuz sahnelerini izleyerek masturbasyon yapmis bir halkin cocuklariyiz, kimse bizden saf ve temiz duygular beklemesin" diyen, ilk genclik yillarinda saglam ulkucu olan agresif ama tumuyle gercekci yazar.
  3. saf öfke, yürüyen kan,
  4. kinini bu kadar guzel kusan bi insan gormedim. yazmiyo parcaliyo adeta, acitiyo. severek okudugum yazarlardan.
  5. basın namusu, kalem onuru
  6. barış manço ile ilgili öyle sert bir yazı yazmıştı ki vefat ettikten sonra gerçekten çok şaşırmıştım, aman tanrım, işte aradığım erkek buydu.
  7. solla alakam olmadığı halde yazılarını hayranlıkla okuduğum,içinden geldiği gibi yazan hiçbir yapmacıklığı olmayan,tabuları kafasına göre eleştiren yazar
  8. yazilarini beynimin du$unme hizinda okuyabildigim, ke$ke herkes bu derece durust yazsa die du$undurten, ne olur icinde umut veren bi kac satir yazi da yazmi$ olsun bu sefer die okumaya ba$ladigim yazar.
  9. 'ofli hoca şeriatta ayıp yoktur'
    ses çikartmayun, lafimi dinleyun, bunlar burada söylenecek konişik olmasa, hoca efendu söylemez, lafuni hoca efendu kirk tartar, bir söyler, ne sanaysiniz hoca efendiyi. ey müminler, şu boztepe'den trabzon'a bakaysin, diyorsin ki içinden, insanlar işinde gücünde, ne rahat, işte böyle değil sayun cemaat, memleket alttan alta kaynak, kaynay... kadunin biri bizim hanima danişmiş. bu işler böyledur, bizim hanum da uygun uygun bana söyler, şeriatun gereğuni söyleriz, hanum da yine kaduna söyler. bu kadun yazin, mayis başinda köye çikarmiş kadun başina. anlaşilan o ki, kocasi da kavatin biriymiş, kadun kismi tek başina köy yolina yollanir mi? işte bu utanmaz kadunun finduklukta marabalariyla başundan bir iş geçmiştur, iş ki ne iş, alamet bunlar, iyi dinle müslüman, anla hangi devurda yaşayruk. bu marabadan olmuş mi bir uşak, kocasi da sanayki bu uşak benum uşak... ee kadun, sesuni çikartma otur aşaği, daha ne belani araysin. şimduk, bu kadunin üç ayluk bebeği, her gece kadunin rüyasına giriymiş, kadunin gırtlağuna yapişip, boğaymiş, ne diymiş uşak, "anne! anne! beni babama götür, beni babama götür, yoksa seni boğarım..." üç ayluk uşak deyu bu laflaru eyi dinle. her gece böyleymuş, kadunin yalancisiyum. bizum hanıma demuş ki bu rezul kadın, hoca efendu iyi bilur, çocuğu maraba babasina götüreyim mi? hoca efendu kitaba bir baksun, çocuğu maraba babasina götürmesem daha büyük günaha mi gireyrum? bak kadunin rezuline. şimdi bu kadun benden cevap bekliy. bu iffetsiz şeytan kadunun suçi yoktir cemaat, kocası kavat bunin, kadun başina köy yolina yollanir mi kadun kismi... hanuma iyi tembih ettim. gelursa bu kadin, desun ki ona, hoca efendi kitabin her bir yanina bakti. çocuğu maraba babasina götürmesi cehennemluk günahtur, otirsun aşağu, kessun sesuni. niçun dersenuz cemaat, daha anlamadunuz mi, üç ayluk melake uşak baba mi bilur, kadunin gönlü finduklukta kaldi cemaat, finduklukta kaldi. alacak bizden fetvayi, koşacak findukluğa. ey cemaat nedur bu memleketun hali?
    (bkz: arka kapak)

nihat genç hakkında bilgi verin