şükela:  tümü | bugün
  • bu akşam girne belediyesi tiyatro stüdyosu (gibetsu) oyuncularından (aslında bir kişiden ama ekipten bahsediyorum tabiki) izlediğim güzel oyun... geconun yalan dünyası'nın tiyatro versionu gibi eğlenceli.
  • aslında ezberdeki her türlü başarıya ulaşmış bir gazeteci - yazarın, 1'den 1000'e kadar sayıp intiharına doğru ilerlerken; hayatından kesitleri, kendisine nasıl yabancılaştığını, yaşamın 'saçma'lığını anlatması üzerine kurulan oyundur. yazarın yaşamı bu şekilde** algılaması yer yer albert camus ile paralellik gösterse de, intihar ediyor oluşu umutsuz bir noktada olduğunu düşündürür.
  • yaklaşık 2 saat önce tiyatro ayakbağı tarafından oynanan, soluksuz izlediğim peter turrini oyunu. "şimdi bine kadar sayacağım ve kendimi öldüreceğim. 1, 2, 3, 4 .." sözleriyle başlayan oyun, mükemmel ve akıcı bir metne sahip. bu güzel metin, harika bir oyunculukla birleşince, izleyiciye sadece bu eşsiz 60 dakikanın tadını çıkarmak kalıyor.
  • içeriği ve göndermeleriyle çok sağlam tiyatro metinlerinden biri.bundan iki üç sene önce dil tarihte tiyatro bölümünden birinin bitirme teziydi.oynayan çocuğu bir iki senedir de bırakıyorlar diye duymuştum ama o oyundan sonra okulu bitirdi mi bilmiyorum.çok iyi ve ayarlıydı.oyunun metnini çok aradım ve sonunda buldum o da tek başına çok güzel ama mezun olamayan çocukla birleşince izlediğim en başarılı oyunlardan biri oldu.
  • bugün tiyatro ayakbağından odtü mimarlık amfisinde izledim bu oyunu. küçük, seyircilerin oyunculara yakın olduğu sahneye yakışan bir oyundu. benim gibi "kafabi'dünya" izleyiciyseniz, yüksek tempolu replikleri takip etmek güçleşiyor. fakat metin güzel.

    tiyatro ayakbağı'ndan da bahsetmeli. adlarını sık duymaya başlamıştım, hakediyorlarmış. oyunculuklar, sahne düzeni, ses ve ışık kullanımları çok şıktı. mimarlık amfisinin bi' özelliği vardır; özgür, uçuk kaçık imajlı odtü öğrencisi buranın kapısından içeri girdiği vakit durulur. en güzelinden bi' konser olur, kalkıp dansetmeye cesaret eden olmaz. ayakta alkışlanacak performansta kös kös oturulduysa buna yorulsun.
  • 14 aralık pazar günü, murat çidamlı yönetiminde, irfan şahinbaş atölye sahnesi'nde prömiyer yapacak olan peter turrini oyunu. merakla bekliyoruz efendim.
  • hayatımda adam akıllı ilk kez tiyatroya gitmeyi düşünüyorum, bu oyun hoşuma gitti. emre kınay eşliğinde moda'da oynanacakmış nerden esti bilmiyorum ama gidesim var yani. giden arkadaşlar önerir mi, öneriyorlarsa bi yeşillendirsinnler ya. :)
  • emre kınay ın bu gunlerde duru tiyatrosunda sahnelediği tiyatro oyunu . 1000 e kadar sayacağım ve kafama sıkıp intihar edeceğim 1 2 3.. diye başlıyor efenim . oyun cok durağan baslamasina rağmen devamında akışıni buldu. zaten psikolojik bir durumu anlattigindan ritmin cok yuksek olmasini beklememek lazım . sonuc olarak beğendigimi soylemeliyim tavsiye ederim .
    (not : psikolojik bir oyundaki duygu durumu degisimlerini bile gülduru öğesi olarak goren surekli kahkaha atan yaşlı teyze beni tüm tiyatro boyunca kanser etti kendisini buradan kınıyorum .)
  • bu akşam irfan şahinbaş sahnesinde izlediğim tek perdelik ankara dt oyunu.göktuğ tolga demiralp özellikle oyunun sonlarına doğru çok güzel bi performans sergiledi.

    --- spoiler ---
    oyunun başında aslında günümüzdeki çoğu gazeteciye atıfda bulunuluyor.'adamına göre davranma'dan epey bahsediliyor.yahudilerin yanında ırkçılık çok kötü birşey dediğini, almanların yanında ise hapishanedeki kürek mahkumlarının zaten çok yorulduklarını,o yüzden ilaçları alman askerlerinin kullanmasının daha iyi olacağını söylediğini anlatıyor oyuncu.aslında modern insanın bence en büyük sorunu olan 'eğlence tutkusu' ve hayatı bundan ibaret görme yüzünden gelen kaçınılmaz son 'ilişkilerin yüzeyselleşmesi'.çoğumuz bundan yakınıyoruz ama kaçınmak için de pek birşey yapmıyoruz..bile bile kölelik bu olsa gerek diye düşündürttü oyunun bu kısmı..

    bence tam olarak bir psikotik depresyon hastasının gözünden hayatının son demleri anlatılıyordu oyunda.arka planda,aslında oyuncunun beyninde duyduğu sesler,biri var yanımda konuşuyor,ben susuyorum..o işe gidiyor ben yatakta kalıp uyuyorum..demesi..

    1000'e doğru geldikçe gözlerimde artık dolmaya başladı..'ruhsal acı insanı nasıl bu noktaya getirir ' i içimde hissettim gerçekten..bi şizofreni hastası 'kanser olsam tedavisi var,kolumu bacağımı kesersiniz iyileşirim..savaşmak için gücüm olur belki ama beynimde bu hiç susmayan seslerle yaşamak beni öldürüyor' demişti.işte bunu iliklerime kadar hissettirdi bu oyun bana..

    edit:resimdeki çocuk oyuncunun küçüklüğü müydü,özlem duyduğu..sonra da yaktığı..o kısmı pek anlayamadım..

    --- spoiler ---

    başta (bkz: göktuğ tolga demiralp) olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim..