şükela:  tümü | bugün
  • bu adam 12 ekim 1960 günü yapilan birlesmis milletlerin genel meclis toplantisinda, sovyetler birliginin dogu avrupaya uyguladigi politikayi hedef alan tartismayi protesto etmek için ayakkabisini çikartip kürsüye vurarak akillara durgunluk yasatmistir...

    soguk savasin efsanelerinden biri o gün yazilmistir..

    herkesin bin tane diplomatik takla attigi uluslararasi bir arena teskil eden bm meclisindeki bu davranis, yarattigi sok dalgasiyla ruslarin meshur "hassasiyetine" delalet etmekle kalmamis, kruscev'in karizmasi da tavan yapmistir...

    lakin bu adami bir siyaset devi yapan bundan da öte birseydir...

    kruscev kendi ayakkabisini çikarmaya kasmamistir, o vurdugu ayakkabi onun ayakkabisi degil, yaninda özellikle bu is için getirdigi tek bir ayakkabidir..

    herseyi stratejik olarak planlamis ve fiilen bu is için ayakkabiyi hazir etmistir... bir dev olmak budur.
  • rivayete göre görevinden ayrılmadan önce, selefine iki adet mektup yazmış ve eklemiş:

    - ilk mektubu zor durumunda kullan. ikinci mektubu ise en zor durumunda.

    selefi makama oturur ve basina gelen ilk zor durumda mektubu açar, şunlar yazılıdır:

    - bütün suçu bana at.

    kruşçev'in dediğini yapar ve olayı atlatır. bir süre sonra iyice zor duruma düşen başkan, ikinci mektubu açmaya karar verir.

    mektupta şunlar yazılıdır:

    - kalk ve iki mektup yaz.*
  • hakkında bir hikaye vardır, ya da başkası olabilir, bilemedim. başkan olduktan sonra bir toplantıda stalin'in hatalarını sayıp döker, verip veriştirir. derken arkalardan bir ses gelir: "peki bunlar olurken siz ne yapıyordunuz?" kruşçev sorunun geldiği yöne dönüp sertçe sorar: "kim sordu bunu?" kimse cesaret edip ortaya çıkmaz. soruyu yineler, yine ses yok. kruşçev soruyu yanıtlar: "ne mi yapıyordum? işte şimdi sizin yaptığınızı yapıyordum."
  • "politikacı, nehri olmayan kente köprü yapma sözü verendir" sözüyle politik dünyanın özünü anlatmış sscb başkanlarından bi ademoğlu.
  • krushcev ile ilgili fıkrayı ilk duyduğumda dağılmıştım. fıkra şöyle:

    1960'lı yıllarda sscb lideri kruşçev'in küba'yı ziyaret etmesi gündeme gelmiş.
    kübalı yöneticiler bu ziyaretin çok önemli olduğunu bildikleri için türlü hazırlıklara girişmişler. hatta bu ziyaretin anısına kruşçev küba'da konulu bir resim yapması için bir ressama talimat da vermişler.

    nihayet ressam kruşçev küba'da resmini tamamlayıp geldiğinde bir de ne görsünler?!
    resimde bir yatak var, yataktaysa sevişen bir çift.

    "nedir bu böyle? kimdir bu resimdekiler?"
    "efendim bu resimdeki kadın, kruşçev'in karısı. sevgilisini eve almış, sevişiyorlar..."
    "bu ne rezalet! peki kruşçev nerede?"
    "e kruşçev küba'da..."
  • yabancı isimleri direkt olarak değil de ingilizcesinden alıp çevirdiğimiz için kruşçev dediğimiz şahsiyet. ingilizler kelimenin başındaki h harfini seslendirmek için genelde 'kh' harflerini kullanırlar.halil yerine khalil, han yerine khan gibi.doğrusu hruşçov. aynı mallık bildiğimiz cemal,cafer gibi isimleri jamal, jafar şeklinde yazan ve okuyanlarda da gözlemlenebilir.
  • 60li yillarda uzay calismalari konusunda us baskani kennedy ile bizzat buyuk bir rekabete girisen baskandir. ve yine 1960 yilinda amerika yi ziyareti sirasinda sef dizaynir ( sergei korolev) in marsa gonderilmek uzere hazirladigi bir uzay aracinin tasarimini biraz da hava atarak sunuyor. ve ne yazik ki bu aracin uzaya gonderilme deneyimleri iki sefer basarisizliga ugruyor. cilgina donen kruscev korkusundan, son deneyimde roketler calismayinca, teknisyenler butun korunma kurallarini gozardi ederek, aracin yanina gidiyor ve bu arada kendi kendine calisan roketler yakininda bulunan butun teknisyenleri, uzay calismalarinin can damarini teskil eden murettebati yakip kul ediyor ve sirf bu yuzden rus uzay calismalarinin devami bilgili murettebatin yok olusu yuzunden cok uzun bir zaman sekteye ugruyor.... ve tabii ki, bu korkunc faciayi dunya duymadi o zamanlar, aradan cok uzun yillar gecip, demir perde yikildiktan sonra ogrenildi hersey.
  • amerika'yla füzeleri çekme konusunda anlaşmaya varması üzerine fidel kendisinin " bir piç ve orospu çocuğu olduğunu ayrıca taşaklarının olmadığını " iddia etmiş. " göt herif " diyerek sinirini çıkarmıştı. sonra şu güzel ortamı bozduktan sonra fidel'i sovyetler birliği'ne zorla davet ederek yediği boku unutturmak istercesine zorlama bir yalakalığa da imza atmıştır. che'nin sovyetlere yüzçevirmeye başlamasının ve artan güvensizliğinin ardında kruşçev'in bu rolü büyüktür. zaten sovyetler birliği'nin anasını sikmiştir. allah'ın keltoşu.
  • enemy at the gates filminde bob hoskins tarafından canlandırılmıştır.
  • http://www.newstatesman.com/200010020025

    ayakkabi efsanesi hakkinda: bm'deki filipinler temsilcisi "amerika bizi özgürleştirdi,çok teşekkür ediyoruz" gibi laflar etmiyor. yani belki etmistir, transkriptini gormedim sonucta, ama dedikleri ondan ibaret degil. o sirada sovyetler birligi, emperyalizmi elestiren bir resolutioni (onerge mi genelge mi gevende mi neyse) bm'den gecirmeye calisiyor, filipinler temsilcisi de kalkip "dogu avrupada yaptiklarinizi butun dunya biliyorken emperyalizme dusmanmis gibi gozukmeniz ikiyuzluluktur" diyor. hruscev de bu adama serseri diyor, "amerikanin usagi olmakla" sucluyor.

    normalde de epey hanzo bir adam oldugundan gerek parti icinde gerekse uluslararasi arenada bircok konusmasi zaten bu havada gecermis, yani olur olmadik yerde milletin sozunu kesip onlara kufreder, asagilar, kursuleri yumruklarmis. dolayisiyla onca anektod arasindan bu konusmanin bu kadar unlu olmasinin nedeni de filipinliyi azarlamasindan ziyade meshur ayakkabisi. yukardaki linkten okuduguma gore yumrugunu heyecanla vurdugunda saati yere dusmus, onlari almaya yere egildiginde de onceden ayagini sikiyor diye cikarmis oldugu ayakkabilari gorup secimini yapmis.

    ornegin sosyalist macaristan'in moskovadan bir turlu yakasini kurtaramamasi, bir turlu bagimsizlasamamasi, kruscevin mirasini ustlendigi devasa bir emperyalist sistemin dogal sonuclari, o yuzden adami suclamak ne kadar dogrudur bilemiyorum. kaldi ki karsisindaki diger superguc de ayni politikalari daha agresif bicimde uyguluyordu. ama diger uca gidip, kruscevin o ciftestandartla orulu ayakkabi konusmasini ciddiye almak ve emperyalizmi kapitalist duzenle sinirlamak da yanlis