şükela:  tümü | bugün
29 entry daha
  • 99 yıl önce bugün...
    2 eylül 1922...

    nikola trikupis...
    yunan generali.
    kendisi afyon'daki yunan ordularının komutanı.
    ilk darbeyi 26 ağustos'ta yiyor, 27 ağustos'ta afyon'u boşaltıp dumlupınar'a çekiliyor.
    30 ağustos'ta dumlupınar'da ordusu imha ediliyor.
    2 eylül günü izmir'e kaçmaya çalışırken dadaylı halit bey'in 5. kafkas tümeni tarafından kıstırılıyor ve uşak'ın 15-20 km doğusundaki göğem köyü'nde bir vadiye saklanıyor.
    burada bir süre bekledikten sonra demiryoluna varmak için ceceli kara murat adlı çobandan yardım istiyorlar.
    ceceli kara murat'da bunları alıyor, demiryolu istikametinin tam tersi istikamete, dadaylı halit bey'in karargahının yakınına götürüyor.
    koca yunan generali bir çoban tarafından aldatılıyor.

    neyse, bu bizim çobanı trikupis'in huzuruna getiriyorlar.
    "neden bizi kandırdın" diye soruyor trikupis.
    çoban cevap veriyor;
    "burası benim vatanım, ben vazifemi yaptım, hadi siz de vazifenizi yapın ve beni şehit edin..."

    ve yunan askerleri ceceli kara murat'ı orada şehit ediyorlar.

    trikupis ve digenis bu olaydan sonra artık direnmenin, saklanmanın anlamsız olduğuna karar veriyorlar ve bir grup subayı önden gönderip dadaylı halit bey'e teslim oluyorlar...

    sonra da ismet paşa'nın karargahına getiriliyor.

    ertesi gün, 3 eylül 1922.
    ve nikola trikupis yanında general digenis ile birlikte mustafa kemal'in karargahına getiriliyor ismet paşa tarafından.
    mustafa kemal ve fevzi paşalar kendilerini selam vererek karşılıyor.

    "hoşgeldiniz general" diyerek söze başlıyor mustafa kemal.

    kendilerine gümüş tabakasından sigara ikram ederek ve hafif tebessüm ederek devam ediyor;

    "yunan orduları başkomutanlığına atandığınızı biliyor musunuz? tebrik ederim..."

    sigarasından bir fırt çekerek arkasına yaslanan trikupis "hayır" diye cevap veriyor.

    mustafa kemal; "bunu bildirmek için dünden beri telsizle sizi arıyorlar" diyor.

    trikupis şaşkın tabi cevap veremiyor, sadece "durumumuz işte bu" demekle yetiniyor...

    düşünün bir yanda yokluktan var edilen, imkanları kısıtlı bir ordu ve başkomutanı.
    diğer yanda tüm emperyalistlerin desteğini almış ve harkulade donatılmış bir diğer ordunun başkomutanı.
    ve kağnı ile kamyonu, kılıç ile mitralyözü alt etmiş ordunun komutanı, diğer komutana "başkomutanlığa atandığını" bildiriyor.

    mustafa kemal ve silah arkadaşları türk mucizesini gerçekleştirirken çok zorluklar çekmiş, ama galibiyet ile birlikte eğlenmeyi de ihmal etmemişler.

    allah hepsinden razı olsun.

    not: yunan orduları başkomutanı trikupis'in teslim olduğu yerde, uşak'ın göğem köyünde bugün "göğem zafer anıtı" bulunmaktadır.
    görsel

hesabın var mı? giriş yap