şükela:  tümü | bugün
  • nil karaibrahimgil'in usta karşısında rolünü hatırladığı telefon konuşmasıdır.
    http://www.sabah.com.tr/…0a1-4fa1-b0f8-3c4e6fc7836c
    (bkz: nil karaibrahimgil'in neşet ertaş'a mektubu)
  • nil karaibrahimgil'in malum ayıbının son perdesidir.

    telefon konuşması kaydetmek nedir allah aşkına? bu kayıt için izin aldın mı? almış olsan bile dilediğin özrü ve 2 hafta önce tanımadığın birine gösterdiğin sözde saygıyı bu şekilde insanların gözüne, kulağına sokmak, ispat etmeye kasmak da neyin nesidir? o özür ve iltifat dolu cümleleri kendin için mi söyledin, yoksa sadece başkalarının tepkisini çekmemek için mi?

    yeter artık, fena halde sıkıldım ben bu çocukluktan... ve samimiyetsizlikten...
  • (zrrrrrrrrrrrrrrrrn)

    - efendim?
    - a, merhaba; neşe beyle mi görüşüyor mu?
    - yanlış aradınız evladım, neşet ben
    - neşet mi, a o kim ya tanımıyorum ben?
    - la havlee..
    - hehehe şaka şakka, ben sizden özür dilemek için aradım neşet bey
    - estağfurullah güzel kızım, ben unuttum, sen de unut..
    - ah çok anlayışsınız gerçekten. bundan sonra filmlerinizin sıkı takipçisi olacağım..
    - film mi, ne filmi yavrum?
    - e siz aktör değil miydiniz?
    - tövbee, neyse kızım özür dilemene gerek yok, benim biraz işim var kusura bakma..
    - ama olmadı ki böyle, bu pazar size maden suyu ısmarlamama izin verin lütfen
    - ...
    - alooo
    - (meşgul tonu)
    - telefonuun başında, çaresiz bekliyorum, bekliyorum ama çalmayacak biliyorum.. aa.. bu benim şarkım değildi ya? yok yok o son maden suyunu içmeyecektim...
  • reklam tezgahının ikinci ve umarım son ayağı. öyle yani sanırım... ivreaaanççç!

    (kendisi hakkında bana bile yazdırıyor ya, nil hanımkızı ayrıca kınıyorum! pis!)
  • "nitekim yanlış anlaşıldığımı düşündüğüm için dün oturup size bir mektup yazdım. bunu eğer paylaşmak isterseniz yarın belki gazetelerde de herkes okur..."

    bu mudur? niyet neşet ertaş'tan özür dilemek mi? yoksa kamuoyu baskısının önünü almak mı? ne bu, mektubu paylaşmak isterseniz, yani; bi mektup yazdım bunu gazetelere verin de kamuoyu baskısı azalsın.

    olayların buraya kadar olan bölümünde nil karaibrahimgil'i eleştirmiyordum. sadece müzikle uğraşan bir ailenin kızı olarak bilmemesine şaşırmıştım. neşet ertaş sayemde tanındı sözünün ise çarpıtıldığı çok barizdi. kastı başkaydı ve kasttettiği şey doğruydu. evet, gerçekten neşet ertaş'ı bilmeyen, duymayan, dinlemeyen gençler var ve bunların çoğu muhtemelen nil karaibrahimgil'i dinliyor. maksadını aşan bir ifade kullanmış olsa dahi ana fikir olarak öyle bir şey demek istememişti. ama yaptığı bu telefon görüşmesi ve telefon görüşmesi sırasında kullandığı ifadeler; bir büyük ustaya karşı olan mahcubiyetten ziyade üzerine gelen kamuoyu baskısına karşı atılmış bir adım gibi duruyor. hoş olmadı. ben size diyorum, mektup da yazıyorum siz bir zahmet gazeteye verin, herkes okusun. muhtemelen mektubu gazeteye veren nil karaibrahimgil.

    bu telefon görüşmesini kayda almak, mektubu gazetelere vermesini tembihlemek, nihayetinde mektubu gazetelere vermek. özür kabahatinden büyük derler ya, o hesap. özgür kız dediğin böyle yapar mı? ben özgürüm ha, hadi canım.
  • neşe tertaş ın numarasını tanımadığından dolayı hiç olmayacak telefon görüşmesidir.
  • -hakkında bu kadar entry girildiğine göre başarılı olmuş reklamdır.

    ha pardon bu başlık değil miydi yaa?
  • nil karaibrahimgil'in daha çok ,ebeveyninden yardım isteyen küçük çocuk rolünde oynadığı maxi single albüm.