şükela:  tümü | bugün soru sor
  • benim ailemde kurtuluş savaşında gelecek nesilleri uğruna canını veren var nilhan osmanoğlu'nun ailesinde yok. büyük dedem kurtuluş savaşı gazisi nilhanın akrabaları sevr antlaşması imzalayıcısı.

    evet bu topraklar bir zamanlar nilhan osmanoğlu'nun dedelerinin tapulu malıydı ama artık değil. artık bizim. nilhan'a hibe etmek isteyen etsin payını ben etmiyorum. hatta nilhan bu ülkeden tekrar kovulsun istiyorum.

    biz kurtuluş savaşını anadolu'yu işgal etmek isteyenlere karşı olduğu kadar osmanlı hanedanına karşı da verdik. toprağımızı kanımızla ve canımızla aldık adına da vatan dedik, en azından ben bu savaşlarda savaşan aile büyüklerim adına böyle konuşuyorum isteyen başka türlü konuşsun. sonrasında osmanlı hanedanını bu ülkeden siktir ettik. daha sonra siyasiler acıdılar, oy uğruna popülist politikalarla tekrar yurda kabul ettiler, türk vatandaşlığı verdiler bunlara. şimdi bunlar gelmiş sanki hala ülke babasının tapulu malıymış gibi konuşmaya devam ediyorlar. nilhan osmanoğlu'na göre laiklik gereksizmiş.

    buna www.hanedandan.com diye bir sitede cehaletine bakmadan yazarlık vermişler bir de: http://www.hanedandan.com/…ize-benim-dinim-bana/14/

    aklı sıra laikliği ilke edinen adamlarla dalga geçiyor. laiklik ne desen ne mutlu türküm diyene dermişiz biz.

    --- spoiler ---
    şimdi benim anlamadığım devlet yönetim sistemi olarak baktığınız da osmanlı'dan sonra aynı topraklarda bunun bir yasa olması çok saçma değil mi sizce de? osmanlı yönetimi bilmiyor muydu laikliği anayasası yapmayı? 600 yıl boyunca amaçları islamı yaymak, ashabı kiramdan sonra islamı en güzel biçinde temsil etmiş 72 milleti kendi çatısı altında toplayan osmanlı medeniyetinden bahsediyoruz.hem toplum hem yönetim olarak din ile devlet işlerini bir arada tuttuğu için mi bir medeniyet diyemeden edemiyor insan...
    --- spoiler ---

    osmanlı hanedanının torunu olduğu halde bu kadar cahil kalmış, fatihten, hürrem sultandan, kösem sultandan gelen genleri olmasına rağmen böyle rezil bir muhakeme yeteneğine sahip olması bu dünyadaki en büyük sırlardan biri olsa gerek.

    "islamı yaymak" ne demek mesela? islamı yaymak birilerini müslüman yapmaya çalışmak demektir. islamı yaymak din ve vicdan özgürlüğü müdür? adam hristiyan ve sen zorla ya da zorlamadan dahi olsa diyorsun ki:

    -kanka gel seni müslüman yapak.

    sen kimsin ulan? ne hakla yargılıyorsun adamı? sana bunu teklif edecek hakkı kim tanımış?

    buna osmanlının hoşgörüsü diyorlar. osmanlıda dini anlamda hoşgörü yoktur. o devirlerdeki hiç bir memlekette dini anlamda hoşgörü olması mümkün değildir. dini hoşgörü son 100 yıla ait bir kavramdır, 1850'lere kadar yahudilerin avrupa'da toprak sahibi olması yasaktı siz düşünün ötesini ve dini hoş görünün kaynağı laiklik ile sekülerizmdir. bunların kaynağı da rönesans ve reformdur. dini hoşgörünün başka hiçbir kaynağı yoktur. ortaköy'deki kiliseler dini hoşgörüden değil mecburiyetten açık bırakılmıştır. 1850'li yıllara kadar anadolunun ve rumelinin nüfusça çoğunluğu gayrimüslimdir. eğer ortaköy'deki, pera'daki kiliseyi kapatırsan bunca insanla uğraşmak zorunda kalırsın. tıpkı kızılbaşların isyanı gibi bir de gayrimüslimlerin isyanı ile mücadele etmek zorundasın. yani osmanlı gönülden ya da islam öyle emrettiği için değil- ki islamın öyle bir emri de yok- bakın sike sike kiliseleri açık tutmak zorundaydı. osmanlı sike sike tanzimatı, ıslahatı ve meşrutiyeti ilan etmek rum ve ermeni mebusları meclise sokmak zorundaydı. osmanlı sike sike gayrimüslimlere bir takım haklar vermek zorundaydı.

    * şimdi bir senaryo yapalım ve osmanlı devletinde bir müslüman gayri müslim köyüne gidip de o köydeki bir adamı öldürüp karısına ve kızına da tecavüz etse, sonra o köyden ayrılsa süreç nasıl işliyor görelim.

    osmanlı fethettiği topraklardaki islam dışı milletlerde bir antlaşma yapar. bu antlaşmaya göre güya bu insanlara adalet/özgürlük ve koruma vereceğini karşılığında da cizye ve haraç alacağını, devşirmek için çocuk alacağını beyan eder. bu insanlara zımmi denir. zımmi islam hukukunda bir terimdir ve "zimmet" kökünden gelir. yani bu insanlar osmanlının koruması, zimmeti altına girmişlerdir. bunlara osmanlı elbette bir adalet ve özgürlük vaat eder ancak bunun uygulanması da en nihayetinde kadı denilen ve döneminin en büyük islamcıları olan insanların vicdanına kalmıştır. çünkü gayrimüslim/müslüman davalarında tek yetkili merci müslüman kadıdır. özellikle ufak yerleşim yerlerinde adalet müslüman/müslüman davalarında ve müslüman/gayrimüslim davalarında sadece kadılar aracığı ile sağlanır. gayrimüslim/gayrimüslim davalarında ise o inancın mahalin en yüksek dereceli din görevlisi yetkilidir adaleti sağlamada.

    islam fıkhı/islam şeriatı gayrimüslim/müslüman davalarında çok net:

    http://i.hizliresim.com/g8aqpz.jpg

    -bir insanın şahitliğinin kabul edilmesi için mutlak surette müslüman olması lazım.
    kaynak- bütün fıkıh kitapları

    bu durumda gayrimüslimü öldüren ve kadınlarına tecavüz eden müslümana nasıl ceza verilecek? suçu işlediği yer gayri müslim köyü. şahitlik yapacak müslüman yok ki orada. allah bilir osmanlı tarihi boyunca bunun gibi kaçyüzbin olay yaşanmıştır. bunları bilmeyenler osmanlı farklı dinlere karşı hoşgörülüydü derler.

    *atıyorum ben 17-18-19. yy osmanlısında yaşayan bir müslümanım ve oğlum hristiyan olmayı tercih etti. ben de ona saygı duydum. yaşlandım ve ölüyorum tek oğlum var başka kimsem yok bütün malımı miras aracılığı iile ona bırakmak istiyorum. sizce bırakabilir miyim? hayır bırakamam çünkü hanefi fıkhı bir müslümanın gayrimüslim varisine miras bırakmasına izin vermiyor. bu noktada köyün kadısı askerlerle gelip babanın öldüğü gün neyin var neyin yok devlet adına el koyuyor.

    *bir kez müslüman olan bir gayrimüslimin tekrar eski dinine dönmesinin cezası ölümdür. (çok laik evet) (anadoludaki halkları, şaman türkmenleri vs. yüzyıllar boyunca müslümanlaştıran bu maddedir)

    *ıslahat fermanına kadar yeni kilise yapılması yasaktır, kiliselerin tamiri için devletten izin istersin bazılarına verir bazılarına vermez ancak ıslahata kadar bir kilisenin bir m2 bile büyütlmesine izin vermemişti. (süper laik osmanlı)

    bunlara nasıl anlatmak gerekiyor laikliğin ne olduğunu bilemiyorum. en iyisini vakti zamanında ne güzel yapmışlar: sürmek, ülkeden kovmak, sürgüne göndermek. niye o devirlerde yaşamadık da böyle leş zamanlara denk geldik amk biz?

    hanedan torunları bu aralar çok şımardılar. tayyip'e de pek güvenmesinler tayyip de ölümlü. yarın bir gün yine başbaşa kalırız tıpkı 17 kasım 1922'deki gibi: https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/…32ff20038.jpg

    edit: (bkz: hamza'nın protezi için 25bin tl gerekiyor)
  • eski hanedan mensuplarının biraz yüz bulunca nasıl tepemize çıkma potansiyeli taşıdığını göstermektedir.

    "dedesinin sarayı"nda düğün yaparsa iade-i itibar olurmuş.

    kendisine şahsi yanıtım işler güçler'den geliyor:

    ne gada da pişkin hayata ilişkin peh peh peh peh
  • hanedan-ı osmanlı'dan çıkmış bir nilhan,
    ister ki onda da olsun bir taht-ı revan,
    bilmez midir düşmana kaçmış son sultan,
    halktan hak ister utanmadan bizim kezban
  • sultan filan değildir. sultan sıfatı ancak ve ancak hükümdarlığın fiilen devam ettiği dönemde doğanlara aittir, 1923 sonrası doğanların hiçbiri sultan değildir, erkekleri de şehzade, prens vs değildir.

    sadece dedelerinin ekmeğini güzelce yeme sevdasında bir kadıncağızı bu kadar ciddiye almaya gerek yok.
  • yakın zamanda türbanlanmasını beklediğim osmanlı manifaturacısı.
    tüm bu çıkışların sebebinin ecdad filan değil para olduğunu a haber fanları bile anlayabilir, bu hanımda mangır yok o yüzden bu kadar ortalara düştü.
    bu uğurda, birkaç sene önce "dedemin sarayında evlenmek istiorm" diye halife ağlatan tahtakale abiyesiyle başladığı yolculuğuna şu sıralar hem ebat hem desen olarak ümraniye mobilya showroomu 3'lü koltuğu olarak devam ediyor, ama hala pek sallayanı yok. türban çok yakın. at fava bekle.
  • kendini osmanlı torunu zannedenleri, osmanlı'yı bir bok zannedenleri kandırıp prim yapan bir saray kalıntısı.

    geçti güzelim sizin günleriniz.

    bir de şu osmanlı'yı övenleri anlamıyorum. halk açlıktan, cehaletten kırılırken bunlar sarayda oğlancılık oynuyordu. bu karı da öylelerinin torunu işte.
  • osmanlı değil de kezbanlı hanedanına mensup gibi. o nasıl mail öyle yahu?! neredeyse bir paragraf da suskunluğum asaletimdendir diye girecekmiş gibi geldi bana.

    allah yardımcısı olsun.
  • empati istemiyle savunulan zat.

    benim dedelerim sehit oldu.
    benim kendi dedem ailesinin tek erkek cocugu ve bir anne dort kiz kardese baktigindan savas donemi askerlige alinmamis ama aclikla pencelesmis, evdeki nufusa goturecek ekmek bulabilmek icin hergun kilometrelerce yurumus.
    o dedemin kuzeni savasa gidip bir daha geri gelmemis, oldu mu esir mi dustu bilmiyoruz. bildigim annesi son nefesine kadar oglunu beklemis.
    baska bir dede kuzeni gazi olarak dondu.
    savasta olenlerin, o topraklar icin herseylerini verenlerin, baslarinda erkek yokken bebeklerine bakmaya, karinlarini doyurmaya calisan kadinlarin, magaralarda dogum yapip hem bebeginden hem canindan olanlarin hikayelerini dinledim ben.
    afedersiniz de o empatiyi ben istiyorum. kendisine sultan diyen, bir zahmet bizim gibilerle empati kurup isteklerini ona gore ayarlasin.
    o itibari da kim kaybetti de biz iade edelim!
  • şimdi kendisi sadece "düğünümü dolmabahçe sarayı'nda yapmak istiyorum, ben ve ailem için manevi önemi var. sayın başbakanın da düğünümüzde nikah şahidi olmasını çok isteriz." deseydi yine hakkında atıp tutan çıkardı ama mesele bu kadar büyümezdi. hatta çok büyük ihtimalle erdoğan* güç gösterisini sevdiğinden bu isteğini yerine getirirdi. ancak öncelikle sultan olma şerefinden bahsederek akılları bulandıran bu genç kız ardından başbakana beyefendi diyerek bir nevi onu tanımadığını deklare ediyor, sonra da dedelerimizin sarayı ve iade-i itibar diyerek asıl niyetini gözler önüne seriyor. üstelik bu mail'i direkt erdoğan'a atma imkanı dururken milletvekillerine yollayıp siz bilahare kendisine iletirsiniz dediği için hem başbakanı muhatabı kabul etmemiş oluyor hem de milletin iradesi ile seçilmiş vekillerini -ki meclisin büyük çoğunluğu benim irademi yansıtmasa da yapılan davranış hiç hoş değil- elçi konumuna düşürüyor.

    eğri oturalım doğru konuşalım: bahsettiğimiz genç kız öğrenimi nedir bilmiyorum ama diplomatik dil ve protokole aile terbiyesi ve eğitimi sayesinde son derece hakim. yani bu mail'de kelime analizi yapacak olursanız her birinin özenle seçildiğini fark edeceksiniz. alelade yazılmış bir tiki şımarıklığı değil anlayacağınız. hatta bence bir sonraki adımının da alt metni. ne diyor nilhan osmanoğlu? düğünümü dolmabahçe sarayı'nda yapmama izin verirseniz iade-i itibarım gerçekleşecek, yani beni, ailemi ve benden gayrı 16 sultanı bu toprakların simgesel de olsa asıl sahipleri ilan edeceksiniz diyor. peki sonra ne olacak? benim anladığım asıl amaçları, avrupa'daki monarşinin devamına izin veren ülkelerde** olduğu gibi, protokolde yer edinmek, yabancı devlet adamları ile diplomatik temaslarda söz sahibi olmak ve tabii ki bu simgesel görevlerin karşılığında maaşa bağlanmak. yani olsun canım ne var ki demeden önce isteklerinin ucunun nereye varabileceğini de hesaplamak lazım. düşündüm de maalesef diplomasiden nefret eden başbakan, herşeye rağmen özellikle de "izin verme" yetkisinin kendisinde olmasından çok hoşlanacağı için yine de nilhan osmanoğlu'nun arzularını yerine getirecektir.

    bir de osmanoğlu ailesine atalarımız diye sahip çıkan bir kitle var ki cahilliklerine gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. bakın tek bir adam düşünün, başka bir milletten bir kadından çocuğu olmuş. sonra o çocuk bambaşka bir milletten bir kadından çocuk yapmış ve bu böyle 30 küsür defa tekrar etmiş. şimdi bu kadar karışan bir gen haritasında hangi aileden, kimin atasından, kimin soyundan bahsettiğinizi bir daha düşünün ve lütfen aklınızdan pervasızca geçenleri yazıya dökerken de düşünmeye devam edin. evet, atalarımız falan diye bağrına basmak çok romantik hareketler de bu akılsızlara desem ki senin kanında italyan da var, rus da, yunan da, beni öldürmekle tehdit eder. ama osmanlı senin atan... allah akıl fikir versin, ne diyeyim.

    son olarak tabii dedesinin sarayı, benim dedemin olacak değil ya diye savunanlar var ya, onlara da değinmeden geçemeyeceğim. bütün monarşilerde bu böyledir, halk hükümdar için çalışır ve o sırada halkın içinde bulunduğu durum hükümdarın zerre umrunda değildir. yani kazancın vergisini verip düzgün bir hayat sürmekten değil, hükümdar ne kadar uygun görürse o kadarıyla yetinmekten bahsediyorum. mesela ailenin sofraya ekmek koyacağı parayla -tabii milyonlarca aileden söz ediyoruz burada- hükümdar sarayında zevk-ü sefa içinde yaşamış, yetmemiş halkın sırtına ekstra borçlar yükleyerek daha büyük daha görkemli saraylar inşa ettirmiş. şimdi bu paranın sahibi kim oluyor?? olay, ingiliz gemisine binip kaçmak olmadığı gibi tek bir padişaha indirgenemeyecek kadar da kapsamlı bir konu.

    tarihte sırf halk aç gezerken saraylarda gösterişin devam etmesi sonucu fransız ihtilali gerçekleşti, rus devrimleri yaşandı. osmanoğlu ailesinin başı sultanahmet meydanı'nda kesilmediği için şanslı olduğunu unutuyoruz bence. ülkeden sağ salim çıkmalarına izin verilmiş, hatta yıllar sonra af ile geri dönmelerine de göz yumulmuş. mesela fransızlara gidip de marie antoinette senin atalarındadır, aksini iddia ediyorsan aşağılık kompleksin var de bakayım, ne oluyor. sanki bir bu topraklarda imparatorluk yıkılmış, daha önce böyle şeyler yaşanmamış gibi içselleştirmeyi ne çok seviyoruz oysa ki. bu mantığa göre, şimdi biri çıksa, ben son doğu roma imparatoru* xii konstantinos paleologos'un bilmem kaçıncı kuşak torunuyum, istanbul'daki dikilitaşların hepsi dedeme hediye gelmişti, yerebatan sarnıcını da dedelerim yaptırmıştı dese ne yapacağız? külliyen tapularını mı devredeceğiz? hah, işte bu ne kadar akıl karı ise, dolmabahçe'nin osmanoğlu ailesinin olduğunu iddia etmek de o kadar akıllıca bir iş.
  • şurada dediğine göre napolyon şöyle demiş: ''sultan abdulhamit han benden sonraki ikinci zengindir''.
    napolyon 1821'de ölmüş. abdulhamit han 1842'de doğmuş. yani napolyon daha doğmamış birine ''benden sonraki ikinci zengindir'' demiş!
    biri bu 5. göbekten osmanlıcılık oynayan arkadaşa tarih dersi versin.