şükela:  tümü | bugün
218 entry daha
  • klasikleşmiş bir distopyadır.

    içinde şöyle bir cümle geçer: "bir insan bir devrimi korumak için bir diktatörlük kurmaz, diktatörlüğü kurmak için devrim yapar." (bkz: diktatör/@derinsular)

    tema:
    (bkz: popüler kültür/@derinsular)
  • ilgili distopyada bahsi geçen uygulamaların çoğuna türkiye cumhuriyeti'nde rastlamak mümkündür.

    hasan cemal'in 1915: ermeni soykırımı adlı kitabındaki şu bahis, bu çerçevedeki dehşet verici örneklerden biridir:

    --- alıntı ---

    bizim devlette tarih korkusu vardır.

    ankara'da bir zamanlar devletin güvendiği, yaşlı başlı emekli diplomatlarımız sabah vakti resmi arabalarla toplanır, genelkurmay'da ya da bir başka yerde devlet arşivlerine yollanırmış.

    mesaileri, 'özel görev'miş!

    resmi tarihimize aykırı düşebilecek 'sakıncalı' belgeleri arşivlerden ayıklamak diye tarif edilebilecek bu 'özel görev' kaç yıl sürdü bilmiyorum.

    yine devleti bilen güvenilir bir kaynaktan dinlemiştim.

    1950 yılı mayıs ayı.

    demokrat parti tek başına seçimleri kazanır ve türkiye'de siyasal iktidar ilk kez halkın oyuyla el değiştirir.

    onca yıl kendini devlede özdeş kılmış chp'nin tepelerindeyse telaş rüzgarları esmektedir.

    chp'li içişleri bakanı görevini dp'li bakana devretmeden once, zamanın önde gelen birkaç resmi tarihçisiyle birlikte içişleri bakanlığı'nın tozlu arşivlerine girer, tarama yapar ve halkın oyuyla iktidara gelmiş yeni partinin eline geçmesini istemediği bazı belgelerden 'temizler' bakanlığının arşivini...

    ...

    ankara'dan washington'a gönderdiği bir yazıda, entelektüel derinliği olduğu anlaşılan bir amerikalı diplomat, türkiye'de resmi tarihçiliği eleştiriyor. ve gerçekler karşısında kafasını devekuşu gibi kuma gömen bu anlayışı, 1991'de tarihe karışan sovyetler birliği'nin totaliter tarih anlayışına benzetiyor.

    demiş ki gizli telgrafında:

    "türkiye'nin resmi tarihi katı tabular, inkârlar, korkular ve mecburi kılınmış kaba tahrifatlarla dolu. türkiye cumhuriyeti'ndeki resmi tarihçiliğin bu halleri, eski sovyetler'in akademik dünyasında anlatılan eğlenceli bir fıkrayı hatırlatıyor.

    "komünist parti'nin tarih fakültesindeki yetkilisi, parti kadrolarını ideolojik tehditler konusunda uyarırken, 'gelecekten kuşkumuz yok, o biliniyor. ama geçmiş, o allah'ın belası geçmiş yok mu, sürekli değişiyor,' diye yakınır.

    --- alıntı sonu ---

    kaynak: cemal, hasan. 2012. 1915: ermeni soykırımı. istanbul: everest.

    tema:
    (bkz: tarih/@derinsular)
331 entry daha