şükela:  tümü | bugün
  • tanım: ateist ve deistler başta olmak üzere, gayr-ı müslimlerin adını duyduklarında kaçacak delik aradıkları rum suresi'nin içerdiği ebedi mucizenin hak olması sonucu oluşan hezeyan.

    gelin şimdi size kuran'ın, hiçbir tevile veya yoruma mahal bırakmaksızın, kesin direktifler ile işaret ettiği bir mucizeyi anlatayım. aynı zamanda bir çok insanın, müslüman olmasına sebebiyet veren bir mucize... kitapsızların yalanlamak için abuksadığı, sürüm sürüm süründüğü, karşısında aciz kaldığı bir mucize...

    kavram karmaşası yaşanmaması için ufak bir not: rum, roma demektir. entry içinde bizanslılar şeklinde de ifade edilebilir ve hristiyanlardır.

    persler ise iranlılardır ve zerdüşt/ateşperest, putperest bir toplumdur.

    öncelikle ilgili ayetlerin mealini bırakayım aşağıya:

    1- elif, lâm, mim.
    2- rumlar (romalılar) yenildi.
    3- dünyanın en alçak yerinde. ama onlar yenilgilerinin ardından yeneceklerdir.
    4- (bu da) 3 ila 9 yıl içerisinde olacaktır. onların bu yenilgilerinden önce de sonra da emir allah'ındır ve o gün müminler, sevineceklerdir.
    5- (bu) allah'ın yardımıyla olacaktır. allah dilediğine yardım eder, galip kılar. o çok güçlüdür, çok merhamet edicidir.
    6- allah'ın vaadi budur. allah vaadinden şaşmaz. fakat insanların çoğu bilmezler.

    ayette açık şekilde yakın tarih hakkında kesin, tereddütsüz ve kendinden emin bir iddia ile karşılaşıyoruz.

    döneminin iki süper gücü olan rumlar (romalılar) ile persler (iranlılar) arasında ceryan eden ninova savaşı'ndan bahsediyor bu ayetler.

    şimdi söz konusu savaşa ufaktan değinelim ki, konu hakkında bilgisi olmayan arkadaşlar fransız kalmasın.

    bakınız dönemin bizans imparatoru herakleios, 610 yılında istanbul’a geldiğinde devlet; siyasi, askeri ve ekonomik yönlerden bitik, imparatorluk hazinesi iflas etmiş, paralı asker sistemine dayanan ordu zayıf ve güçsüzdü. kısacası baştan aşşağa perişandurumdaydı devlet.

    iran kralı sabur ise fırsattan istifade şam, suriye, cezivre, dımaşk, antakya ve bir yıl sonrasında kudüs başta olmak üzere odusu ile birlikte fetihler gerçekleştirerek batıya doğru yağdırıyor ve bizans kralı herakleios'u constantin'e sığınmaya mecbur bırakıp uzunca süre orada muhasara altında tutuyordu. rumlar mağlup olmuşlardı. persler, artık (constantin) istanbul'u da alarak doğu roma imparatorluğu'na son vermeye çok yaklaşmışlardı.

    bu büyük savaş mekke'de hem müslümanlar, hem de müşrikler tarafından ilgi ile takip ediliyordu.

    bunun sebebini işin siyasi boyutuna bakarak anlayabiliriz. müşrikler iranlı'ların galip gelmesini istiyordu. sebebi ise, iranlı'ların kendileri gibi putperest olmalarıydı. müslümanlar ise rumlar'ın galip gelmesini istiyordu. bunun sebebi de, romalılar her ne kadar müslüman olmasalar da kitap ehli ve tek tanrı inancına sahip olmalarından kaynaklanıyordu.

    hal böyleyken müşrikler; iranlıların zaferlerine sevinmişler ve onların tarafını tutarak müslümanlara: “siz ve hristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve iranlılar ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi yendiler. biz de sizi böyle yeneceğiz” minvalinde iddialar dile getirmişlerdi.

    tam bu sırada, herkes bizansın yok olmasını beklerken tokat gibi indi rum suresi'nin ilk 6 ayeti.

    2. ayette olmuş bitmiş bir olayın haberi veriliyor, bunda bir ilginçlik yok.

    üçüncü ayette ise, ayetin indiği dönemde perişan halde olan bizanslıların perslere karşı tekrar galip geleceğini müjdeliyor. hem de bunu öyle bir özgüven ile söylüyor ki, altıncı ayette "allah vaadinden dönmez" diyerek tastikliyor.

    dördüncü ayette ise, "bid'a sinin" ( birkaç sene sonra) yenecekler ifadesi ile bu vaadin 3 ila 9 yıl arası gerçekleşeceğini belirtiyor.

    evet, 3 ila 9 yıl arasında...

    senin arapça kelime haznen "ikra"dan ibaret ekşici. nereye, ne diye hemen vövövövö... dur la bi nefes al.

    her neyse, abuk subuk itirazlar gelmeden arapça birikimimi kullanarak anlayabileceğiniz şekilde anlatmaya çalışayım.

    arapça'da tekil (mastar) için ayrı, iki adet için "tesniye" dediğimiz ayrı, 3 ve üstü için "cemi" denilen, aynı kökten fakat farklı eklerle gelen farklı kelimeler kullanılır.

    "sinin" kelimesi "cemi"dir. yani en az 3 yılı işaret eder bu kelime.

    "bid'a" kelimesi ise türkçedeki "küsür" anlamındadır.

    efendime söyleyim; ben sana "20 küsür" dediğimde aklına nasıl 20'den 30'a kadar olan sayılar geliyorsa o şekil işte.

    "bid'a" kelimesini kullanarak "cemi" olan "sinin" kelimesinin anlamını, yani 3 yıl olan galebeyi maksimum 9 yıl ile sınırlandırıyor bu ayet.

    bakınız bunlar çok cüretkar ifadelerdir. yok olmanın eşiğinde bir devletin persler gibi neredeyse bütün doğu'ya hakim bir orduya galip gelme ihtimaline kimse inanmazdı. zaten öyle de oldu. kuran'nın muhammed'in sözü olduğuna inanan müşrikler şaşkınlık içerisindeydi.

    muhammed neden bu kadar büyük konuşarak kendini riske atıyordu?

    neyse, allah'ın müminlere verdiği bu müjdeyi duyan müşrikler o kadar ihtimal vermiyor ki yenilgi üzerine yenilgi almış, parçalanmaya yüz tutmuş rumların üzerindeki enkazı atıp tekrar ayağa kalkabileceklerine, 6-7 yıl sonra başlarına geleceklerden habersiz; "muhammed aklını kaçırdı" şeklinde alay edip müslümanlarla eğleniyorlardı.

    ve nihayet allah'ın vaadi gerçekleşti...

    herakleios reis, patrik sergios ve istanbul (constantine) halkının baskısı ile kilisenin de tüm imkanlarını seferber ederek idari yapılanmayı düzenlemeye giriyor ve eyalet sistemiyle kuvvetli bir ordu kurmayı başarıyor. herif bu orduyu kurarken, kilisedeki altın ve gümüş eşyaları bile eritip kullanıyor.

    batı tarafında savaş halinde olduğu devletlerle de barış imzalayarak, avrupadaki bütün kuvvetlerini anadoluya çekiyor ve tek bir noktaya yoğunlaşıyor.

    herakleios’un komuta ettiği bizans (roma) orduları, 622 yılından itibaren perslere (iranlılara) karşı savunmadan "saldırı" pozisyonuna geçip, toros dağları'nın güneyindeki ıssus’da persleri talan ediyor ve anadolu’dan çıkarıyor.

    (rum suresinin haberini verdiği bu zaferler dönemi başlarken, müslümanlar medine'ye hicret etmekteydi.)

    622'den 627 yılına kadar perslere ufak çıkarmalar yaparak kendilerini iyice toparlayan romalılar, 627 yılındaki ninova savaşı’nda iranlıları patates edip kesin bir yenilgiye uğratıyor ve bu galebeyle (bizans) roma zaferleri doruk noktasına ulaşıyor.

    müslümanlar da rahat bir nefes alıyor, zira ateşperest/putperest iranlılar yerine; tek bir tanrıya inanan, kitap ehli hristiyanlar ile komşudurlar artık.

    mucize arkadaşım bu. tarih mucizesi. "mucizeler bugün neden gerçekleşmiyor" falan diyorsun ya hani...

    burada belirtilmesi gereken bir şey daha var. surenin 3. ayeti, rumlar’ın “dünya’nın en alçak yerinde” yenildiklerini belirterek o dönemde, son yüzyılda ancak farkına varabildiğimiz jeolojik bir gerçeğe parmak basıyor.

    rakımını zar zor günümüzde ölçebildiğimiz dünyanın en alçak bölgesinin "lut gölü" olduğunu “edna el-ard” diyerek 1400 yıl evvel söylemiştir rum suresi.

    özet olarak kuran; ayetlerin indiği o dönemde per perişan halde olan romalıların, dünyanın en alçak yerinde yenildiğini söyleyerek bir mucize (rum/2), yenilgilerinin ardından tekrar yeneceklerini, tekrar galebe geleceklerinisöyleyerek bir mucize (rum/3), bu galibiyetin üç ila dokuz yıl içerisinde gerçekleşeceğini söyleyerek bir başka mucize göstermiştir (rum/4).

    - şimdi bir an olsun kuran'ı yazdığını iddia ettiğin peygamberin yerine koy kendini.

    100 değil, 300 değil, 500 değil he, yalnızca 10 yıl ötesi için kimsenin ihtimal vermediği böyle bir kehanette bulunabilir misin?

    mekke'de binbir çeşit zulüm görüyorsun. işkenceler, protestolar, boykotlar, ambargolar...

    yani tamam, belki sonuç alabilmen için dönemin şartları gereği büyük oynaman gerekebilir fakat böyle bir durumda, gidip elin roma-iran savaşı hakkında atıp tutmanın, üstelik artık yenilgilerine kesin gözüyle bakılan rumların -müthiş bir özgüven ile- tekrar galip geleceğini söylemenin akla mantığa sığar yanı var mı?

    - şimdi ise bir an olsun "ne var yeaa, tarih boyunca bir çok kişi bu tarz ön görülerde bulunmuş" dediğin olayın gerçekleşmediğini düşünsene.

    en salt haliyle, kurduğun sistem çöker, sana inanan kim varsa inancı sarsılır, müşriklerin ellerine koz geçmiş olur, bütün çaban boşa gider.

    bu mevzunun "tesadüf" şeklinde yorumlamaktan çok daha fazlasını hak ettiğini anlamışsındır umarım.

    hem rastlantı değin şey bir kere, iki kere olur. ama bir çok rastlantının bir araya gelmesi tesadüf değil, hakikattir.

    ve kuran'da "rastlantı" dediğin bir çok mucize var. -senin demenle- bu rastlantıları tek tek değerlendirmek "tesadüf" şeklinde yorumlanabilir; fakat bu rastlantıların bir araya gelmesi hakikattir.

    bu anlattıklarımın -teoride her ne kadar inkar etseler de- pratikte gayr-ı müslimleri rahatsız ettiğinin farkındayım.

    şimdi inkar etmek için gidip debelen dur, yan yat, kırk takla at, amuda kalk...

    ya da ne bilim.

    "tanrı neden kullarını cehenneme atıyor", "tanrı varsa neden çocuklar ölüyor" yada, sanki din olmasaydı insanlar kendi menfaatleri uğruna savaşmayacaklarmış gibi; "dinler yüzünden hep savaş çıkıyor" şeklinde sözde çelişkilerle kendini kandır.

    edipitto: itirazlara yanıt entry'si: #72572414

    yazının site versiyonu
  • müslümanlar için mühim bir mucize ve kur'ân'ın allah tarafından vahyedildiğinin kanıtlarından sadece bir tanesi.

    bu tarz mucizeler kur'ân-ı kerîm'de çokça mevcuttur. bir tanesi de ebu leheb ve karısı hakkında olan suredir. tebbet suresi;

    (111:1)- ebu lehebin elleri kurusun, kurudu da
    (111:2)- ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı
    (111:3)- (o), alevli bir ateşe girecektir
    (111:4)- karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir)
    (111:5)- boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır

    ebu leheb müslümanların, bilhassa hz. muhammed'in düşmanıydı. islâm'ın yayılmasını durdurmak için envai çeşit engeli koyan bir insandı. aslında tek bir cümleyle kitabı hataya düşürebilirdi. bu ayetler vahyolunduktan sonra "ben pişmanım, artık müslüman oldum" deseydi, bahsi geçen ayetler kur'ân'da çelişkili ayetler olarak geçerdi. yani müslümanlara karşı büyük bir koz olurdu. fakat ne oldu? ebu leheb kafir olarak öldü. işte bu kur'ân'ın mucizelerinden sadece bir tanesidir.
  • ortaya sure adı ve ayet numarası bırakacağına ne idüğü belirsiz, yine parantezlerle dolu meal bırakmış mal başlığı.

    direk ayeti verse mucize demagojisi yapamayacak şark kurnazı başlığı.
  • bütün evren ve bütün zamanlar için vahyolunmuş bir kutsal kitabın kısa vadeli yerel siyasi tahmin içermesindeki deruni hikmetleri ortaya koymuş entry.

    kur'an ın vahyinin başlangıcıyla yazıya dökülmesi arasındaki süreye bakıp pis pis gülen alçak atayistleri de gün yüzüne çıkarır.

    (bkz: bir kur'an editörü olarak muaviye bin ebu sufyan)
  • ebu leheb müslüman olsaydı o zaman da işte dinin gücü, lanet ettiği insan bile doğru yolu görüp müslüman olabiliyor, denecekti. üstüne bir de, bazı ayetleri iptal eden ayetler var, şu ayet de tebbet suresindeki hükmü iptal etti. allah dilediğini kaldırır dilediğini koyar, denecekti. o yüzden yanlış taraflarda aranan hezeyandır.
  • itiraz 1: ninova ile lut gölü arasında 830 km var... vırı vırı vırı

    el cevap: ninova savaşı: persler diğer adıyla sasanilerle rumlar yani doğu roma(bizans) arasında yaşanmıştı yalnız savaş yalnızca mezopotamya adlı bölgede ninova'da geçmemiş aynı zamanda 613-628 yılları arasında pers güçleri suriye ve mısır'a kadar uzanmış hatta hristyanların'da kutsal mekanlarından olan kudüs'te hakimiyet kurmuşlardır. işte tam da bu yıllarda sasaniler lut gölü çevresinde hristyanlığın dini merkezlerinden olan kudüs'ü abluka altında tutmuşlardır. yani tampon bölgelerinden en önemlisini oluşturduğunu da söyleyebiliriz lut gölü civarının. savaş sırasında da ninova'da yaşadıkları yenilgileri aynı şekilde lut gölü'ndeki birliklerinde de yaşayan sasaniler haber verildiği üzere ürdün topraklarından tamamen silinmişlerdir. zaten şuradan da anlaşılmalı ki; hz. ömer kudüs'ü sasanilerden değil hristiyanlardan alıyor.

    sonuç olarak savaş arexes nehri boyunca devam ederken bir taraftan da mezopotamya'da devam etmiş diğer taraftan da, mısır suriye ve kudüs'e kadar gelmiştir. osmanlı'nın birinci dünya savaşı'nda birçok cephede savaşması olarak da düşünebilirsiniz.

    itiraz 2: allah'da tam bilmiyormuş ki, 3 ila 9 yıl arasında diyerek tahminde bulunmmuş. vırı vırı vırı

    el cevap: dönemin en büyük savaşı olan ninova'da bahsediyoruz arkadaşım. mahalle kavgası mı 10 dakikada oldu bittiye gelsin?

    surenin de inmiş olduğu 616 yılında romalılar bitik halde, 621 yılına kadar ufak çıkarmalar yaparak kendini toparlıyor ve 622 yılında taaruza geçiyor. 625 yılında ise savaş nihayete eriyor ve bizanslılar 9 yıl sonra bölgenin büyük bölümüne hakim olarak, şam'da (tabuk) medine'deki müslümanlara komşu oluyor.

    itiraz 3: kuran değişime uğradı.

    acıyorum la size. kuran'ın mevsukiyeti husunda hiçbir şey bilmeyen, oturduğu yerden idealist idealist atıp tutan, iddiasını temellendiremeyen amipler tarafından gelen iddia tama olarak; kuran'ın 5. halife döneminde düzenlendiği...

    kafalarının alacağı yok da, bir umur işte. kuran'ın muhafaza edilişi hakkında şüpheleri olan varsa şöyle alalım
  • tam tarih yerine tölerans verilmesi, ilahi bir kesinlik yerine kul yapısı bir tahmin içerdiğini hissettiren olayın yaşattığı hezeyan.