şükela:  tümü | bugün
  • "the man who sold the world" çalıyordu kafamda, trafikte duran ciplerin yanından usulca yürürken. yine ay sonuna bir haftadan fazla bir süre varken sıfırı tüketmiştim. evden para istesem, "fatura almasak kaça olur" diyen müşteri gibi "nasihat almasak kaça olur?" diye pazarlığa girişsem, ek kaynaklarla idare ederdim belki ama her ay aynı teraneyi yaşamaktan da sıkılmıştım. kendi partisinin mitinglerine devletin uçağıyla giden adamın uçak yakıtını ödüyorum dostlarım, o kadar fakir sayılmam. 19 yaşındaki türbanlının cipindeki benzinin de bir kısmını karşılıyorum. 3 günde bir fatura gelir eve, 10 tane faturadan payıma ne kadar vergi düşüyorsa tıkır tıkır öderim. demokrasinin görkemli seçimlerinin parlak afişleri için de cebimdeki parayı veririm, istemesem bile çalarlar. gasp deyip suç duyurusunda bulunsam, alırlar merkeze "düzeni bozmaya çalışmaktan." sesimi yükseltirsem, biber gazı gelir ciğerime. polisi değil ama ciğerimi severim. devlete borçlu doğduğumdan, hesabım ödemekle kapanmaz. dünyayı satsam ancak karşılarım derken, çalıyordu işte şarkı. nirvana, her zaman yaptığı gibi yine nokta atışıyla vurmuştu beynimi tam ortasından.

    istemediğim kadar çok çalışıp da istediğim şeyleri elde edememem, rızam olmadan benden bir sürü şeyin araklanması da tecavüze uğradığımı hissettirdi. manevi tazminat davası açsam, suçlusu yine ben olurdum. mağdur durumda olup da bunun giderilmesi için çaba gösterirken daha fazla mağdur olmak, her ülkede başa gelebilecek bir olay değil. "sen türkiye'sin, çok düşünme bunları" dediğim an, rape me başladı. fiili tecavüz eden yaşlı sapıkların alenen kollandığı bir ülkede, 14 yaşındaki bir kıza salyalarını bulaştırmaktan daha kötü olan tek şey sorgulamaktır. "din kisvesi adı altında ne kafa siktiniz, ümmetinizi ne kolladınız, inandığınız allah önce sizin belanızı versin" demek gerçek hayatta mümkün değildir, altı üstü bir internet sitesinde, bu entrynin götümüze girebilir gerekçesi ise silinmeyeceğinden bile emin değilim. devletin benden aldığı onca paraya rağmen verdiği tek hizmet, korkudur. sadece bende değil sözlükçü arkadaşım, aynısı sende de var. sindirilmiş bir milletin, sesini ancak bir sitede çeyrek yükseltebilen neferleriyiz. öğretmekten ziyade ezberletmekten yana olan eğitim sisteminin, karşısındakine saygı göstermeyi bırak, kendi düşüncesini bile savunmaktan aciz kadavralarıyız.

    sözlükte yıllardır görüyoruz, adam başkasından bahsederken " bilmem ne yapan orospu çocukları" gibi başlık açıyor. daha ikinci entryde tam karşı görüşte olan bir başkası girişiyor bu sefer "önce kendilerine bakması gereken orospu çocuklarının tespitidir" diye. al birini vur ötekine, cahil kutuplaşmanın binlerce başlıkta incelenmesi. hiçbir şeyi düzeltmeye ya da başkasının omuzlarına basıp yükselmeye çalışmıyorum. artık "bana ne" demeyi öğrendim, sadece kendimden sorumluyum. yaptığım her şey, okuduğum her kitap, gittiğim her film, tiyatro, düşünce, müzik sadece kendimi geliştirmek için. mahşer gününde, bana hesap soracak tanrıya bile gider yapacak kadar hazırcevap olmak amacındayım. "önce sen hesap ver, başkaları adını kullanarak, milyonlarca insanı fakirliğe, açlığa, çaresizliğe sürüklerken ne yapıyordun?" diye soracağım. "her şeye gücün yetiyordu da, tüm iyi niyetli insanlar rezil olurken, kötüler kazanırken, ne halt ediyordun da şimdi benden hesap soruyorsun" diyebilmeliyim. düşüncelerimin köşesi sivrilmeye başladığında, kanamamak için something in the way dinler, yoluma devam ederim. nirvana sakinleştirir, öfkelenmem gerektiği zaman ise bunu tetikler.

    dinlemeye başlayalı uzun süre oldu, her durumuma göre bir şarkıları hep vardı. evdeki sony müzik setinden walkmene, discmanden mp3 çalara kadar bir çok şey değişti; bu adamlardan aldığım lezzet değişmedi. aylarca dinlemediğim zamanlar oldu, başka gruplar geldi geçti, insan sesi duymak istemeyip klasik müzikle haşır neşir olduğum dönemler de yalan değil ama içlerindeki net öfke ihtiyacım olduğu zaman hep yanımdaydı. come as you are dinledim insana ihtiyacım olduğu zaman. onları kırdığım zaman all apologies. pennyroyal tea niyetine devirdim biraları, sevdiğim kız başka şehirde telefonuma cevap vermezken delirip where did you sleep last nightı çevirdim sabahlara kadar. içimdeki her duygunun süssüz, gösterişsiz, alımsız yansımasıydı nirvana. ne bir ergenlik bunalımı, ne de arayış. ulaşmam gereken nokta, zirvedeyken duyacağım huzurdu.

    "and if you save yourself
    you will make him happy"

    sappy şarkısının ilk iki dizesi. yani diyor ki; herkes kendini kurtarırsa, tanrı bile mutlu olur. herkes kendini geliştirirse, herkes okursa, herkes düşünürse tanrıya ihtiyaç kalmayacağından, o da kafa dinler.
  • zaman yolculuğu gerçek olsaydı ve geçmişe gidebilseydik, ben bu hakkımı sadece iki grubu canlı dinleyebilmek için kullanırdım. 27'ler kulübünün iki üyesi, jim morrison önderliğindeki los angeles'ta kurulan the doors ve tabii ki kurt cobain'in aberdeen'de krist novoselic ile kurduğu nirvana.
    yazık ki ben nirvana'yı, cobain'in ölümünden sonra tanıyabildim. benim bilmediğim nirvana amerikalıydı ama avrupalı gibiydi. sanki abd'den çıkan bağımsızları temsil eder gibi bir hali vardı. ancak grubun aslında ülkenin sesi olması çok uzun sürmeyecekti. grubun kuruluşundan yaklaşık 4 sene sonra yayınlanan, grubu dünya çapında şöhrete kavuşturan single'ları "smells like teen spirit", mtv'de en çok yayınlanan video unvanını kazanarak guinness rekorlar kitabına girdi. grubun aynı yıl yayınlanan albümleri nevermind ise, billboard listesinde michael jackson'ı tahtından indirerek birinciliğe çıktı.

    tüm bunlar müzikseverlere şunu anlatıyordu. nirvana müziğe olan talebi ve ilgiyi, kendi yönüne doğru değiştiriyordu. grup, yaşadığı bu başarılarla inanılmaz bir biçimde mainstream olmuştu. popüler dünyaya girmesi pek de mümkün olmayan "grunge rock" cobain ve arkadaşları sayesinde müzik dünyasının tüm ana listelerini kuvvetli biçimde salladı. aşırı ünlenen her grupta olduğu gibi nirvana'da da, ilk hayranlarının tepkisi oluştu. bu tepki, erken dönem hayranlarının, grubun hazinesini paylaşmak istememesi ile alakalıydı. ancak 1991 tarihi çok şeyi değiştirdi ve nirvana dünyanın en önemli ve en meşhur gruplarından biri haline geldi. magazin dünyası bile, cobain ile eşi courtney love ile yatar kalkar hale gelmişti. yaşanılan gerçek basitçe şuydu; nirvana döneminin zirvesiydi, rock'n roll'a yeniden hayat vermişti ve kurt cobain gelmiş geçmiş en büyük rock starlardan biri olmuştu. bir idol, ikonik şekilde sahnede parlıyordu.

    şüphesiz ki o dönem seattle ya da abd'nin farklı yerlerinde (ya da avrupa'da) nirvana'yı izleyenler, ne kadar önemli ve tarihi anları deneyimlediklerini bilmiyorlardı. cobain'in ölümü kendi efsanesini daha da büyütmüş, grup paha biçilemez ikonlardan birine dönüşmüştü. özellikle 93 yılında mtv için çekilen unplugged serisi, bir çok farklı grubun performansı kanalda yayınlansa da, nirvana'nın bölümü eşi benzeri görülmemiş ve ikinci sıradaki performansı bile hatırlamayacağınız bir mükemmellikteydi.
    cobain ve arkadaşlarından bize harika akorlar ve mükemmel şarkı sözleri kaldı. nirvana'nın müziği sizi o kadar farklı duygu durumlarına sokuyordu ki, bu müziği tanımlayabilmeniz için bir sürü sıfat kullanmanız gerekecekti. melankolik, rahatsız edici, hüzünlü, kışkırtıcı, sakinleştirici, haz verici bunlardan sadece birkaçı.
    grubun en çok sevdiğim özelliklerinden biri de şuydu; nirvana, hiçbir zaman ticari kafayla üretip albüm yayınlayan bir grup olmadı. hesap/kitap işlerine en az bulaşan grup olmaları da onları değerli kıldı. nirvana insanlığa bahşettiği güzel duygularda hep cömert oldu. stüdyoya giren grup üyeleri, ürettikleri müziğin hepsini ve fazlasını bizlerle paylaştı. "bu 3 parça gerçekten iyi oldu, bunları sonraki albümde yayınlayalım" şeklinde bir tarzları olmadı. elde avuçta ne varsa, hepsini dinleyicilerine açtılar. cobain'in ayağı hiç gaz pedalından inmedi. kendisi pist dışına taşan ve freni olmayan bir nascar aracıydı.
    grubun, cobain'in ölümü üzerine dağılması, 90'ların ik yarısına tekabül etmesine rağmen, 2000'lerden sonra bile online stream'de inanılmaz dinleme rakamlarına ulaşması, grubun 90'ların başında müzikte yarattığı devrimin etkilerinin, hala devam ettiğinin kanıtıdır. şimdi de grubun en sevdiğim 21 şarkısını listeleyerek, kendi nirvana listemi paylaşmak istiyorum. listede 21 şarkı olmasının sebebi, bu sayının budizm'deki yeri ve dolayısı ile grubun ismiyle olan bağı.

    21.) "you know you’re right" (nirvana, 2002)
    listede yer alıp, cobain'in ölümünden sonra yayınlanan tek şarkı. eğer cobain ölmeseydi, biz bu şarkıyı başka türlü bir haliyle dinleyecektik. mutlak surette cobain farklı bir dokunuşunu burada da hissettirecekti. bu haliyle de çok güzel olan şarkı, cobain'den duyduğumuz son kayıtlardan.
    spotify
    youtube
    20.) "love buzz" (bleach, 1989)
    orijinal kaydı 1969 yılında yayınlanan "shocking blue" şarkısı. nirvana'nın love buzz cover'ı, grubun konserlerinde farklı bir atmosfer yaratıyordu. aynı parçanın prodigy cover'ı da mevcut. onu da ayrıca paylaşıyorum.
    spotify
    youtube (live @ paramount)
    shocking blue - love buzz
    prodigy - phoenix
    19.) "pennyroyal tea" (in utero, 1993)
    kurt cobain'in olabildiğince sakin bir şekilde icra ettiği parça. 93 yılında yayınlanan albümün, çok sevilen single'larından da biri. unplugged versiyonu da ayrı bir güzel.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    mtv unplugged versiyonu
    18.) "very ape" (in utero, 1993)
    iki adet elektro gitardan çıkan ve bu seslere hasta olanları mest eden kısa parça. evet maalesef parça tam siz alışırken bitiyor. şarkı baya kısa. gruba sonradan katılan pat smear ın elektrosundan çıkan seslerin verdiği haz paha biçilemez.
    spotify
    youtube
    very ape guitar lesson
    17.) "territorial pissings" (nevermind, 1991)
    kurt cobain'in çığlık çığlığa haykırdığı bir şarkı. yüksek ritmli nirvana parçalarından olan "tp" konserlerde seyirciyi gaza getiren, yüksek enerjili bir parça. grunge rock'ın neden sevildiğinin ve punk'tan gelen evrimsel kodları nasıl ihtiva ettiğinin güzel bir örneği. şarkının içinde barındırdığı müthiş söz kalıbı; "paranoyak olman, peşinde olmadıkları anlamına gelmez."
    spotify
    youtube
    16.) "dumb" (in utero, 1993)
    o güzel çello sesiyle bizi buluşturan nirvana şarkısı. nirvana'nın slow şarkılarda da çeşitli duyguları dinleyicisine aktardığını nevermind albümünden de biliyorduk. dumb da grubun en iyi işlerinden. unplugged versiyonu kanımca albüm kaydından bile daha iyiydi.
    spotify
    youtube albüm versiyon
    dumb / mtv unplugged
    15.) "sliver" (incesticide, 1992)
    nirvana diskografisindeki en özel parçalardan. klibindeki sağa sola kuklavari sallandırılan bebek de cobain'in öz kızı "frances bean cobain". sliver, dinleyicisinde anlamsız tepinme etkileri yaratan bir şarkı. güzel sözleriyle "çocuk kalan kurt" un hoş çığlıklarıyle güzelleşen bir şarkı.
    spotify
    youtube video clip
    14.) "polly" (nevermind, 1991)
    küçük kız çocuğu polly'nin hüzünlü hikayesinden esinlenerek oluşturulmuş bir parça. nevermind albümünün en iyi slow ritm şarkılarından. dave grohl back vokalde çok iyi. grubun hüzünlü yapısını en iyi yansıtan eserlerden.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    polly / mtv unplugged versiyonu
    13.) "about a girl" (bleach, 1989)
    grubun 89 yılında yayınlanan ilk albümlerinin öne çıkan parçası. cobain'in eski sevgilisi için yazdığı ve erken dönem nirvana işi olduğu belli olan, pırlanta gibi bir kayıt. mtv unplugged new york çekimine de grup, bu şarkıyla konsere başlamıştı.
    spotify
    youtube albüm versiyonu
    mtv unplugged versiyonu
    12.) "all apologies" (in utero, 1993)
    in utero albümünde yer alan en iyi slow şarkı. hem huzur verip hem de gerenlerden. tatlı/ekşi sos misali bir nirvana çalışması. elbette şimdi söylemek kolay ancak cobain'in intiharının ipuçlarını verdiği bir parça bu aynı zamanda. tam nirvana kafası.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    all apologies / mtv unplugged new york
    11.) "in bloom" (nevermind, 1991)
    efsaneleşmiş albümlerin a2 parçası her daim çok önem arz eder. nevermind albümünün de a yüzünün 2. şarkısı "in bloom". büyük hit, smells like teen spirit'ten sonra albümü dinleme devamlılığı sağlayan harika bir parça. hatta şuna eminim, grubun hayranlarından önemli bir kısmı bu parçayı "teen spirit" ten bile daha çok seviyor. siyah / beyaz klibindeki efendi görünümlü grup üyelerini dağıtması da hala hafızalarda.
    spotify
    in bloom video clip
    10.) "where did you sleep last night?" (mtv unplugged in ny, 1994)
    gelelim grubun yaptığı en iyi coverlardan ikincisine. 19. yy doğumlu abd'li blues efsanesi lead belly'nin "in the pines" adıyla bilinen şarkısına yapılan olağanüstü cobain dokunuşu. kurt cobain, ezici ve ciğer sökücü vokaliyle şarkının efsaneliğini nirvana boyutuna taşıyordu. abd topraklarından da "damar" parça çıkabileceğinin en güzel kanıtı bu parça. herhalde bir cover ancak bu kadar güzel yapılabilirdi. mtv unplugged yayınının en iyilerinden olan çalışma, konser kaydının son şarkısıydı ve izleyicileri büyülemişti. ordaki izleyiciler, kendilerine adeta süper loto ikramiyesi çıktığını, yıllar sonra anlayacaklardı.
    spotify
    where did you sleep last night? / mtv unplugged in new york
    in the pines / lead belly original song
    9.) "drain you" (never mind, 1991)
    nevermind albümünün en farklı ve kışkırtıcı parçalarından. drain you hem albümde hem de konser kayıtlarında, grubun en çok çaldığı sevilen şarkılarından. şarkının ortasında yer alan geçiş pasajını kelimelerle anlatmak olanaksız. büyük bir coşkuyla dinlenen bir nirvana mucizesi.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    8.) "something in the way" (nevermind, 1991)
    the batman sağolsun, önceden şarkıyı bilmeyen milyonlar, film sayesinde bu mükemmel şarkıyla tanıştı. cobain'in insana sakinleştirip iç huzur veren tonda söylediği şarkı, şüphesiz çok düşük ritmde üretilen en iyi nirvana çalışması. nirvana'nın esasında, popüler müzikte abd'nin en iyi ihraçlarından biri olduğunu gösterir tonda bir kusursuzluk barındırır.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    mtv unplugged versiyonu
    7.) "rape me" (in utero, 1993)
    sözleri en zorlayıcı nirvana şarkısı. kurt cobain'in seattle'de 1991 yılında şarkıyı söylemeden önce "bu şarkı insanlara tecavüz eden, kıllı, terli, maço ve kızıl enseli (tarlada çalışırken güneşten ensesi yanmış, ırkçı, cahil, güneyli amerikan kekosu) adamlar hakkındadır." diyerek, şarkının eleştiri oklarını yönelttiği kesimi belirtmişti. "ırzıma geç" diye çığlık çığlığa bağıran bir cobain içeren şarkı, yoğun bir itiraz ve parçalanmış psikoloji içerir. cobain'in gitarda ve vokalde devleştiği parça, ilk üretildiğinde daha düşük ritmle çalınsa da, 93 yılındaki albüm versiyonu, daha tempolu çalınmıştır.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    live @ paramount 1991 (eski versiyon)
    6.) "breed" (nevermind, 1991)
    çılgınca kopmalık bir nirvana soundu. grubun seattle'da verdiği efsanevi konser kaydında da izlenen şarkı, özellikle benim aklımda, her defasında ön bölümde dans eden sarı saçlı genç kadınla kalmış. şarkıda harika dans eden kadının ismi; nikki mcclure. kendisinin instagram sayfası da bu. ayrıca aynı konserde şarkıyı çalan cobain'in, yerlerde sürünerek çaldığı gitarının kayıtları da muazzam! albümün "old skool punk rock" coşkusunu da gümbür gümbür yaşatan şarkı, albümün şüphesiz en iyi 3-4 çalışmasından biri.
    spotify
    youtube / albüm versiyonu
    breed - live @ paramount 1991
    5.) "smells like teen spirit" (nevermind, 1991)
    nirvana'yı tüm dünyaya tanıtan, grubun #1 numaralı popülerlikteki eseri. kurt cobain bu şarkıyı oluşturuken, asla ama asla x kuşağının bayraktarlığını yapacağını bilemezdi. evet bu şarkı kayıp x kuşağının öncü şarkısı olmuştu. genellikle böyle olur zaten. bir şarkı yaparsınız, hiç ummadığınız bir ilgi dalgası, şarkıyı patlatıp arşa çıkarır. işte x kuşağı arayıp da bulamadığı kayıp yıllarını, bu şarkıda gerçekleştirdi ve şarkıyı baş tacı etti. mtv'de en çok çalınan video klip dalında guinness rekorunu da elinde bulunduran parça, aradan 30 yıldan fazla sene ve iki kuşak geçmesine rağmen, youtube'da bile milyar izlenmeyi devirdi. gerek klibiyle gerekse de grubun konser performanslarıyla, 1991 yılındaki nirvana çılgınlığını, bizlere en iyi yaşatan ve gösteren şarkı, elbette "teen spirit" dir.
    spotify
    video clip
    4.) "heart shaped box" (in utero, 1993)
    nirvana'nın "kalpli kutusu" bana göre müzikalite anlamında, grubun en üst düzeye ulaşan eseri. grunge rock'un gelişiminin lokomotifi olan grup, bu şarkısı ile alanının zirvesine ulaşmış. aşırı sinir bozucu ama bir o kadar da güzel bir klibe sahip olan şarkının videosu, adeta david lynch ve lars von trier in elinden çıkan kısa bir film gibi. 93 yılında yayınlanan grubun son albümü in utero'nun ana teması üstüne inşa edilen şarkı, içinden ölümcül ve rahatsız edici sesler çıkaran ancak onu dinlemeden de duramadığınız kalp şeklinde bir müzik kutusu.
    spotify
    video clip
    3.) "the man who sold the world" (mtv unplugged in ny, 1994)
    orijinali david bowie'ye ait olan şarkı, nirvana'nın cover alanında da aşmış bir grup olduğunun tescilli belgesi. orijinalini de sonradan dinleyip çok sevdiğim şarkının, mtv unplugged yayınında cobain'in gitarı ve vokaliyle yaptığı icrası, şarkıyı bir üst kademeye taşıyıp, tüm zamanların en iyi coverlarından biri yapmıştı. cobain'in bu müthiş eseri alıp, kendileştirmesi, hem eserin popülerliğini artırıyor hem de nirvana sanki parçayı mükemmelleştirip, adeta şarkıya yeni ve farklı bir can veriyordu. unplugged serisinin tartışmasız en iyi performans dakikalarına şahit olduğumuz şarkıda, yaşanan duygu selinin tavana vurduğu kısım ise, videoda tam olarak 02:48 ile şarkının bittiği 03:30 arasında geçen saniyeler. cobain'in gitarını ciddi ciddi "ağlattığı" kısımlarda insanın yüreğinin derinliklerine kadar inen haz, çok ama çok nadir bulunan cinsten.
    the man who sol the world / mtv unplugged (youtube)
    the man who sold the world (electro version)
    david bowie - tmwstw (live)
    spotify
    2.) "come as you are" (nevermind, 1991)
    come as you are nirvana'nın adıyla bir anılan, klasikleşmiş bir şarkı. bizdeki mevlevi felsefesi "gel, ne olursan ol, yine gel." tadına yakınsayan sözleri ve mükemmel elektro / bas kaydı ile, heart-shaped box ile birlikte müzikalitenin mükemmelleştiği bir eser. nirvana'nın imza işi olan çalışma, nevermind albümünün de "teen spirit" ten sonraki en önemli çalışması.
    spotify
    video clip
    come as you are - mtv unplugged version
    1.) "lithium" (nevermind, 1991)
    lithium demek, benim için "nirvana" demek. grubun ilk dinlediğim şarkısı olan lithium, içinde bir sürü hissi/duyguyu barındıran, katman katman üst üste bindirilmiş matruşka bebeklerinin şarkılaştırılmış hali gibi. tuhaf bir gerilime, dışavuruma ve asi bir söyleme sahip olan parça, cobain'in vokalde devleştiği bir eser aynı zamanda. ayrıca bas ve elektro tınılarının, hem ayrı ayrı, hem de birleşik biçimde çalındığı, tam olarak bir tür ruh hastalığının müzikle anlatımı.şarkı o kadar mükemmel ki, sürekli dinlemekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz ve "iyi ki bu dünyadan -nirvana- diye bir grup geçmiş" diyorsunuz.
    spotify
    lithium (video clip)

    son not : grubun 31 ekim 1991'de (cadılar bayramı) seattle'daki paramount'ta verdiği konser kaydı, grubu sevenler için mükemmel bir seçenek. seyircilerle etkileşimi çok yüksek olan bu harika konser kaydını, mutlaka baştan sona izleyin.
    nirvana - paramount konser kaydı (31 ekim 1991)
  • 10 sene öncesi filan. o zamanlar kendimi "metalci" addediyorum, bi de nirvana'yı pek seviyorum, hastasıyım. kardeşim 5-6 yaşlarında, aynı odada kalıyoruz. nereden duymuşum bilmem, çocuklar uyurken ne dinlerlerse hatırlarlar, akıllarında kalır gibisinden. kendisinin uyudu uyuyacak zamanlarında hep, nerede gaz şarkılar, sevdiğim grupların en sevdiğim şarkıları, fonda kısık seste bile olsa açık bırakıyorum. maksat çocuk büyüyünce "metalci" olsun, vatana millete bir metalci de biz yetiştirelim ahaha. bugün "abla nirvana'nın şarkılarını pek dinlememiştim, açtım dinleyeyim diye hepsi bir yerden tanıdık geliyor" dedi. sevgili sözlükçüler, işte bu şekilde de deneyimi kanıtlamış oldum*.
  • ergenken çok depresiftim. herkesten nefret ediyordum. galiba en çok da kendimden. çok zayıf ve kırılgan görüyordum kendimi. çok incinebilir. nirvanayı keşfedince "lan" dedim "aynı ben". kurt cobain çığlık attıkça rahatlıyordum sanki. bütün şarkılarını biliyordum. sonra aradan seneler geçti, nirvana dinlemeyi bıraktım. olgunlaştım. kendimi sevmeye başladım. insanlara olan öfkem azaldı. dostlarım oldu. sevgi güzel şeydi. ama içimdeki depresif ergen hep bir yerlerde beni yoklamaya devam etti. geçenlerde montage of hecki izledim. nirvana'yı dinlerken hissettiğim tüm ergen duygular geri geldi. bir boşluk hissi, bir amaçsızlık. bilgisayar ekranına böb bön bakma... geçmişimin zebanileri bulaştı zihnime.. bu histen kurtulamıyorum. boğuluyorum. yıllar sonra bile bana bu şekilde hissettirmeyi başarabilen gruptur nirvana.
  • bi zamanlar duvarımdaki nirvana posterinin altında "the best"yaziodu..sonra başına "was" kelimesi eklendi..
  • ingiltere'nin top of the pops isimli programında, canlı çalma isteği reddedilip playback yapmaya zorlanan ve hayatımda en çok güldüğüm performanslardan birine imza atmış, 90'ların en efsane grubu.

    bu unutulmaz performans buradan izlenebilir.
  • hakkinda bir kisi daha "eki eki eki, biz onu ortaokulda dinlerdik, sen hala orda mi kaldin" derse o kisinin kafasinda fender mustang kirmama sebebiyet verecek olan grup.*

    kutsal grup. ogreten grup. elinizden tutup hayata sokan, ciktiginizda geri donduren grup. herseye kulaginizi tikayip "forever in debt to your priceless advice" diye bagirmaniza olanak veren guzeller guzeli grup. hayatimin anlami.
  • budizme göre insanin a$iri istek ve tutkularindan kurtulma yoluyla eri$tigi salt mutluluk durumu
  • nirvana ve götürdükleri

    ufaktım. 15...
    lakabım 15 delisiydi. dershanede bir kızdan çılgın gibi hoşlanıyordum. yaz dershanesiydi, hesapta yeni gelen öss sistemine bizi hazırlayacaklar falan. sigara kullanıyordu, zaten benden bir yaş büyüktü; (hazırlık okumamış olduğum için). dilara... bir gün kantindeyken, cüzdanından para çıkarttığını ve cüzdanın içindeki cobain fotoğrafını gördüm. hani bu anamızın babamızın fotoğrafını koyduğumuz kısma, cobain'in fotoğrafını koymuştu. muhtemelen annesi ve babası ayrı yaşıyordu. cobain'i ve nirvana'yı da çok seviyordu. nirvana'ya da aşinayım o dönem... tek bir şarkının doldurduğu bir cd çektim evde. "heart shaped box". arkadaşlardan, oturduğu sırayı öğrendim çünkü eşit ağırlık öğrencisiydi. sıranın altına cd'yi koydum ve kaçtım.
    bir sonraki teneffüste, elimdeki discmani görmesi çok da planda yoktu açıkçası. discman'imi alıp alamayacağını sordu, tabii diyerek verdim aleti. bir sonrakinde, discman'i almaya gittiğimde; "biraz konuşabilir miyiz?" dedim bir özgüven eksikliğiyle. çünkü, sırasını gösteren arkadaşlarım; aynı şekilde bana, onun bir sevgilisi olduğunu da söylemişti. imkansızları oynamak hoştur, her yaşta...
    anlattım, o cd'yi senin sıranın altına koyan benim, dedim. anlattım, anlattım... cacık olmadı tabii ki. bir iki teneffüs daha geçirdik beraber.
    ha bir de öss'ye girdiğimiz yaz, istenen verem sağlık raporunu almaya gittiğim dispanserde kendisiyle ve göğüs kanseri geçiren arkadaşı merve'yle karşılaşmıştık. benimse yanımda babam vardı. hayatım düzülmüştü adeta. keşke karşılaşmasaydık. babamdan utanmak değil de, onu görmek kötüydü. ne bileyim, kötüydü işte. babamla arabaya atladık, o ve arkadaşını bıraktık... yolda babam "güzel kızmış ha..." dedi. peder dedim bir git... yani demedim tabi, ama aklımdan o geçti. böylece dilara da hayatımdan aktı geçti...

    sonra deniz vardı... evet o deniz. hayatımı ayaküstü bir posta düzen deniz. üniversitedeki ilk kadının hemen ertesinde bir gecede öpüştüğüm için kendimi şanslı saydığım kadın. ileri gitmemiştim, çünkü "sadece mutlu"ydum. (dumb - nirvana) bilemiyorum, o ilk kadın deniz'i hep kıskanmıştı zaten; içine doğmuştu belki de. ertesi günündeyse, deniz kartlarını tamamen kapatmıştı. olamamıştı yani aramızda bir şey. sadece ertesi gün değil, yılbaşı partisinde; midesini bozduğunu öğrendiğim gece boyunca başında beklediğim günü de, ders kaydına yardım ettiğim günü de, soğukta kendisini yurdunun önünde beklediğim günü de ve benzer bir çok fedakarlığımı kapsayan günleri ve geceleri de(onu beklediğim için yatmadığım kadınlar olmuştu) kapsayan iki sene boyunca hayatımı zindan eden deniz... velhasıl, aramızda bir şeylerin geçtiği o gecenin sonrasında uzun uzun konuşurken biz, sonunda indirmiştim gardımı. "come as you are" diyerek. o da, bunun bir cevap olmadığını söylemişti. "istiyorum seni" dediğimdeyse cevabı hayırdı. kısacası, sadece benim onu istediğimi duymayı arzulamıştı. belki de, zafer listesinde bir çentik de benim adımın yanına atmıştır; kim bilir.

    ufaktık o zamanlar, ve geçtik yavaş yavaş. sürekli anlattığım sonuncusu mu? yani, tanju'nun söylemiyle, "kadınım" mı? onu, ayrılığı kovalayan her ay en az 10 kez "where did you sleep last night?" dinleyerek hatırladım, hala da hatırlıyorum.

    aslında başlık yanlış be... nirvana değildi bir şeyler koparan veya alıp götüren; onlardı ve bendim. ama dilara'nın o zamanlar 35 yaşındaki sevgilisini, bu zamanlar bile dövmek istiyorum. sübyancı piç...

    http://bosmideyeikidubleviski.blogspot.com/…ri.html
  • çok şükür ki bi tek bizim apartmanımızın ismi değilmiş.
    yalnız hadi babam koyalım dedi, karşı komşumuzun oğlu da o sıralar gitara yeni sardıydı, gaza geldi kabul ettirdi diyelim, peki ya diğer komşular?
    pideciye, tüpçüye anlatasıya göbeğimiz çatlıyo yemin olsun.
    bi de gelen misafirlerin bitmez tükenmez "nirvanaya ulaştık" esprisi.. gümüş çay tepsisiyle kovalayasım geliyo..
hesabın var mı? giriş yap