şükela:  tümü | bugün
  • ni$anlanma eyleminin bozulmasi. genelde alyanslarin iadesi ile olur. o gune dek taraflarin birbirine aldigi taki ve hediyeler de genelde iade edilir.
    onemli not:
    kimse bilmez ama medeni kanun ni$ani tanir. yani bozulan ni$an ile aileler veya taraflar arasi cikan sorunlarda ayni bo$anma gibi resmi hak teleplerinde bulunulup, dava falan acilabilir.
  • rezervasyonu iptal etmek
  • (bkz: nişanlı)
  • (bkz: nişan almak)
  • "bir otorite/devlet tarafından verilen/takılan nişanı iade etmek" anlamında da kullanılır olmuştur bugün itibariyle*.
  • kaç derece ile attığınız önemlidir.
    eğer yatayla 45 derecelik açı yapabilirseniz, maksimum menzile ula$ırsınız.
  • iki tarafı da yaralayan bir eylemdir. ama kanımca işin en zor ve iğrenç kısmı nişanı attıktan sonra herkesin size sorular sorması veya sizi teselli etmeye çalışmasıdır. sorular arttıkça insanın içini her şeyi bırakıp gitme isteği kaplar.
  • hiç şüphesiz ki kimi zaman ileri yaşta, yani otuzun üzerindeyken evlenmeye karar vermek de nişanı atmak için bir nedene dönüşebilir; yan etmenlerle desteklenerek, çevresel ve ruhsal birtakım nedenlerin tetiklemesi kişiyi, yüzüğü parmaktan çıkarma sürecine sokar. yaşı otuzları geçmiş kadın veya erkekte, nişanlılık dönemini sona erdirme kararı nasıl filizlenir, nasıl başgösterir? yaşı 35'e birkaç ay kalmış, `dante` gibi yolun ortasına ha geldi ha gelecek birisi (ya da bir erkek) için evlilik son derece korkunç bir hâl alabilir. o yaşa kadar gönlünce gezen, arkadaş seçimine, eve giriş ve evden çıkış saatine, kiminle konuşup konuşmamasına, nasıl oturup, kiminle ne kadar mesafesi olunması gerektiğine karışılmamış ve bu rahatlığı da kişiliğine yedirmiş birisine, komut vermeye başlanması, ister istemez nişan yüzüğünü parmakta gevşeten bir unsura dönüşür. bu nedenle yirmilerinde, henüz toyken evlenmemiş ama otuzlarında evlenme kararı vermiş kişiler, karşılarındakini değiştirmekten, onları idealize etmekten kaçınmalı, oldukları gibi kabul etme yolunu seçmelidirler. zaten aklı başında bireyler, evliliğin gerektirdiği değişimleri, kendi kendilerine ve yavaş yavaş yerine getirecektirler. zorlama, zaten gergin olan iplerin kopmasına neden olabilir.
  • sonunda kıyısından köşesinden şahit olduğum bi olay.

    düğün için herşeyi ayarlamış bi arkadaşım nişan attı ve düğün müğün iptal oldu.

    nişan atmayı ben hep yüzüğü çıkarıp masaya koymak ya da bohçayı çamurlu sokağın ortasına fırlatmak falan gibi algılıyorum nedense.
    ama işler şaşkın ördek filmindeki gibi komik olmuyo galiba. çocuğun yüzünden düşen bin parçaydı.
    insan böyle bir durumda ne diyeceğini de şaşırıyo.

    +abi sizin düğün ne zamandı yeaa?
    -.....(gözler dol, yere bak)
    +bu ara diye hatırlıyorum ama?
    -..... (havaya bak, iç çek)
    +abi?
    -nişan attım ben.
    +anommm, nası ya, eaaa, iptal mi yani şimdi her şey?
    -.....(uzaklara dal)
    +neyse hayırlısı olsun, boşver, zaten orospuymuş diyolar.
    -.....(omuzlar çök, saçlar ağar)

    nası oluyo acaba, insanı bu raddeye getiren ne olabilir ki, diye düşünüyo insan.
    bi yandan da iyi olmuş diyosun, evlenip boşanmaktansa böylesi daha iyi. di mi ama?

    ama yine de nişan attım deyince, hep vücut atması gibi bişey geliyo lan aklıma. komik bi deyim aslında.

    -nişan attım ben. (çektim vurdum der gibi)

    anlamıyom ben böle nişandı, sözdü. öle işte..