şükela:  tümü | bugün
  • bahman ghobadi'nin 2006 yapımı filmi. diğer adıyla niwemang. filmdeki kadın karakterlerden birinin adı. kısaca özetlersek, 35 yıl sonra ilk kez konser vermek üzere irak'a davet edilen ünlü kürt sanatçı mamo'nun iran'dan irak'a doğru yol hikayesi. müzik ve yol hikayesi olması ve oyuncular yönünden marooned in iraq ile benzerlikler taşıyor. çocuk ağırlıklı önceki filmlere göre kadın ve kadına baskı önem kazanıyor. 1300 küsür kadın şarkıcının sürgün olarak yaşadığı bir köyden kaçırılan güzel sesli kadın sanatçı kaçak olarak konsere götürülmeye çalışılıyor. sanırım filmin iran’da gösterimi yasaklanmış.
    film içerisindeki dikkat çeken önemli diğer vurgulardan bazıları ölüm, ağıt, tabut ve mezar. diğer filmlerinden farklı olan diğer bir öğe ise gülümseten bir biçimde dağlık yollarda laptop ile internet kullanmaları, e-posta ile haberleşmeleri ve cep telefonu kullanmaları.
    ayrıca ghobadi tüm bölgesel oluşumlara mesajını vermekten çekinmemiş. filmin tümü ve kadınlara baskı yönünden iran hükümeti, irak’taki kaos, sınır tanımaz ve zalimce davranan amerikan askerleri, sınırda karşılaştıkları ve sebepsizce dayak yedikleri türk askerleri nasibini almış. ayrıca tabi izlerken bizimle ilgili noktaları verelim. filmin sonlarına doğru türkiye –irak sınırında 22 plakalı bir türk kamyonu yola devam etmelerine ve enstrümanlarını taşımalarına yardım eder. tabi irak sınırında plakanın 22 (edirne) olması biraz tezat.
    müzikleri gerçekten büyüleyici, ancak müzik üzerine kurulu bir film için çokta ön plana çıkarılmamış gibi geldi. konser hazırlıkları için temelde bağlamanın kullanıldığı sahnelerde bize çok yakın etkileyici melodiler var. filmin başlarında çocuk şarkıcıların akordeon ve tef ile söyledikleri şarkı ile sanki kusturica filmi izliyor gibi hissediyorsunuz.
  • 2006 yapımı bahman ghobadi filmi.

    açılış sahnesini çok sevdim: film horoz dövüşünden önce alıntıyla başlıyor; "ölüm varken ben yokum ben varken ölüm yok, ölümden öte kar ve zararın önemi yoktur" sonra horoz dövüşüyle film başlamış oluyor. hikaye kısaca şöyle: efsanevi kürt müzisyen, saddam hüseyin'in devrilmesinden sonra bazılarına göre neverland, bazılarına göre kürdistan olan bölgeye son konserini vermek üzere yola çıkıyor. yani bu bir yol filmi ama işin içinde yine ghobadi'nin bildiğimiz büyülü gerçekçiliği devreye giriyor, hatta zaman zaman iş gerçeklikten koparak saykodelik sahneler araya giriyor. ghobadi'nin kendi insanını anlattığı sinemasının kusturica'yla ilişkisi şüphe götürmez; ancak şu var, ghobadi büyülü gerçekçilikle hikayesini çok daha alçakgönüllü bir şekilde anlatıyor, işe masal tadı katmaktan ziyade bu trükleri senaryoda hikayeyi şekillendirmek için joker gibi kullanıyor. gerçi bu filmde işin dozajı kaplumbağalar da uçar'a nispeten biraz daha fazla ama o sembolizmin ustalığı, senaryonun sağlamlığıyla (tek bildiği türkçe "seni seviyorum" olup türk askerinden dayak yiyen karakter misal) kesinlikle bir önceki filminin üzerine çıkıyor kanımca. ne kadar hüzünlü bir hikaye anlatsa da işin içine kara mizahı (otobüsteki abilerin ressamların isimlerini saydıkları sahne çok iyiydi) nefis bir biçimde katıyor.

    özetle ghobadi "olmayan" ülkeye yapılan bu yolculuktan apaçık bir ülke sineması şekillendiriyor. filmin istanbul film festivalinde de ödül aldığını söylemek lazım.
  • 10 emir kusturica filmi gücünde, harika bir filmdir. sırf filmdeki kürtçe türküler için izlenir.
  • sarhoş atlar zamanı ve kaplumbağalar da uçar'a göre daha bir absürd ve komik olmayı başarmış ghobadi filmi. son sahnesinde bile insanı gülümsetebilmiş bu filmi en kısa zamanda izlemenizi tavsiye ederim sözlük ahalisi. zira baba ve oğullar arasındaki diyaloglar ve laptop kullanımı aşmış durumda.
    diğerleri için (bkz: zamanı baraye masti asbha) (bkz: lakposhtha parvaz mikonand)
  • iran'da kadın şarkıcılara uygulanan yasağa dair sözünü masal gibi sahneyle anlatan bahman ghobadi filmi..

    --- spoiler ---

    mamo'nun, doğaüstü bir sesi var dediği ve onsuz konser vermek istemediği haşo'yu almak için geldiği, 1334 şarkıcı kadının yaşadığı köyün uzaktan görüntüsü çok şey anlatır. 1334 kadın sesleri erkekler tarafından duyulmasın diye dağların arasında bu köye sürgüne gönderilmiştir. sesleri hapsedilmiştir dağların arasına..uzakta, yavaştan bir kadın sesi duyarız, ama aralarındaki kader birliğinden olsa gerek aslında bu 1334 kadının hep birden şarkı söyleme sesidir de tek bir ses gibi gelir dinleyene.. daha sonra köye vardığımızda, masal gibi bir sahnede herbaneleriyle şarkı söyleyen kadınların arasında buluruz kendimizi..

    --- spoiler ---
  • ---spoiler---

    yarım ay, mozart'ın 250. doğum kutlamaları anısına new crowned hope festivali için çekilmiş. hemen konusuna girersek, film horoz dövüşü yapılan bir yerde başlar. daha filmin başından, kako'nun ağzından filmin ilerleyeceği ana temanın ipucları verilir. ilerleyen sahnelerde sık sık başvurulan bu yöntemle bölge insanının yerel hayatı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilirken, teknoloji ve bazen harmanlanamamış / hazmedilememiş bilginin de tezahürünü bizlere gösterilir. kamera horoz dövüşü esnasında, 2 veya 3 defa kako'nun oğullarına odaklanır, çoğunuzun tahmin edebileceği gibi iran'da kadınların solo halinde müzik icra etmeleri, şarkı söylemeleri yasaktır. ve kadın sesi yerine genel olarak çocuklar kullanılır. ilerleyen sahnelerde açılım kazanacak olan bu olguya bu yüzden henüz başlardayken küçük bir anektod ilişdirmek istedim. mamo, bölgede tanınan meşhur bir bestecidir. iran ile irak arasındaki sorunlar sebebiyle yanlarına bir türlü gidemediği halkına sonunda amerika'nın saddam hüseyin'i devirmesiyle kavuşabilecek ve oğullarım dediği diğer müzisyenlerle beraber bir konser verecektir. mamo'nun sonunda vize alabilmiş olduğunu duyan kako bir servis otobüsünü hemen ayarlar. ve yol üstünde mamo'nun oğullarını da alarak -kimisini zar zor ikna ederek- mamo ile buluşmak için yola koyulur.

    yarım ay, bir yol filminden varoluşdan ziyade parçalanmışlığın ve eksik kalmanın bir türlü var olamamanın filmidir kanımca. hem bölgesel sınırlarla çizilmiş bir yarımlık hem de iran müziğindeki eksik olan ses yönünden bir yarımlıktır bu. nitekim mamo konser metnini hazırlatırken şunları eklemelerini ister oğullarından:

    ...ve de ruhani bir sesin de bize eşlik edeceğini ekle oraya. bunca yıldır yitip gitmiş bir ses. katledilmiş bir ses. nesli tükenmiş bir ses.

    işte o ruhani sesi almak için kafilemiz tam 1334 kadın şarkıcının sürgün edilip tutsak tutulduğu köye doğru ilerlemeye başlar. yukarda da bahsetmiştik iran'da kadınların solo olarak şarkı söylemeleri yasak. ve tabii ki yanlarında haremleri olmadan yolculuk yapmaları da yasak. bunu bilen oğulları mamo'yu o ruhani ses heşo'yu kafileye dahil etmekten vazgeçirmeye çalışırlar. fakat o olmadan eksiğiz diyen mamo ısrarlıdır. heşo son dördünü tamamlayacak olan ilk dördündür burada küçük bir parantez açarak iran sinemasının nasıl da zorluklar içerisinde bu harikülade eserleri ortaya çıkadığını söylemek istiyorum. çünkü yönetmen mamo'nun, heşo'yu aldığı sahnede ayinsel bir çekim yapar fakat kadın sesini tek olarak kullanamadığı için aynı anda birden çok kadın sesini birleştirerek bu sahneyi çekmek zorunda kalır. çünkü iran'daki yasaklara takılmak istememektedir. yine de film yasağa takılır o ayrı konu... heşo'yla birlikte kafilemiz yoluna devam eder. iran, azerbeycan ve türkiye sınırlarından geçerek irak'a ulaşmaya çalışırlar. her sınırda, her çizgide biraz daha eksilirler, biraz daha parçalanırlar... fakat mamo ne olursa olsun o sahneye çıkmak ister.

    filmin konusuna kısaca bu şekilde değindikten sonra sanırım bir kaç açılım yapmakta fayda vardır. filmde geçiş sahnelerinde ara ara ekranımıza yansıyan ve bana yaban çilekleri'ndeki kimi rüya sahnelerini anımsatan fakat rüyadan çok yakaza aleminde sahnelenen görüntüler yönetmenin deyişiyle mozart'ın bestelerindeki "ölüm teması"na işaret etmekte. sanırım kako karekteri mozart'ın çocuksu yanına tekabül ediyor. ve tüm bu sürrealist yaklaşımlardan dolayı seyircinin konuya ve güncelliğe ülfet etmesini önlemek amacıyla ara ara yüzümüzde bir tebessüm ve nasıl yani ifadeleri bırakan laptop, e-mail gibi teknolojik unsurlar kullanılmış. çünkü bu sahneler geldiğinde filmin o masalsı ortamından bir anda sıyrılıp günceli yakalayabiliyorsunuz. bu tabii ki tamamen kendi kanaatimdir. aynı zamanda bu unsurların kullanımının mizahi bir yaklaşımı olduğu da su götürmezdir tabii ki... yedi ve ondört rakamlarının sıkça kullanımı , yarım ay ve dolunay bu bağlamda da eksiklik ve kemale erişin sembolik ifadeleri olsa gerek.

    filhakika yönetmenin seyrettiğim iki filminden birincisi olan "yarım ay" bugünü ve geçmişi, çok güzel bir şekilde senaryosunda içselleştirmiş, harmanlamış tabir caizse hamuru çok güzel yoğrulmuş. oyuncüların üç tanesi hariç diğerlerinin amatör olması bir kaç aksayan sahne hariç filme ayrı bir gerçeklik katmış. doğunun mistik unsurları, bölgenin parçalanmışlığı ve sorunları ana temaya yerinde ve kıvamında oturtulmuş. mozart'a yerel bir bakış, hayatındaki iniş çıkışlar, bestelerindeki ölüm teması ve çocukça heyecan bence çok güzel bir şekilde ortaya çıkarılmış. ayrı bir tad ve lezzet oldu benim için.
    muhabbetle....

    ---spoiler---
  • aşağıda paylaşmış olduğum klipteki ilk sahne hâlâ tüylerimi ürpertiyor. çok etkileyici, ince politik göndermeleri ile beni kendine hayran bırakan bir film.
    http://www.youtube.com/watch?v=lpu52tfgxlk
  • türkçe'ye "yarim ay" "ayin yarisi" adiyla çevrilmis bir kürt filmi. henüz filmin basinda "ölümden korkmuyorum. çünkü ben varken o yok ve o varken de ben yokum. ne kar ne de zarar ölümden daha önemli degildir" alintisiyla epikuros'a selam çakilmasiyla anliyoruz ki seyrimiz sefali olacak...

    mamo saddam'in düsüsünden sonra, 37 senelik hasrete son verecek ve ogullariyla, sarki söyledigi için sürgün edilen 1334 kadindan biri olan kizi heso'yu alip irak kürdistan'inda büyük bir konser verecektir. her hayatin bir hayali vardir, kendince anlamli, baskalarinca anlamsiz, çokça telasli. heso'nun sürgün yerinden çikmasi yasaktir, bu yasagin delinmesi pesinden ölümü getirecektir; ancak hesosuz konser de mamo'nun hayali de eksik kalacaktir. ölüm pahasina alir yanina heso'yu, çünkü ölüm bile kötü sans degildir onun fikrince.

    bir hayali olan, bir amaç ugruna yollara düsen ve daha fazla dayanamayip o yoldan dönmeyi düsünen, hatta bu ugurda mamo gibi diri diri mezara girip üzerime toprak atin diyebilecek noktaya gelmis olan insanlar; bu filmde kendilerinden çok sey bulacaklar. o konsere ölü ve ya diri çikmak isteyen mamo'dan ders alip pes etmemeye and içebilirler örnegin. çünkü zaten yilmaz erdogan'dan beri biliyoruz; yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir. hayallerin ugruna arsinladigin her yol seni sonuca götürmese ne fark eder, elde ettigin dirayet az sey midir ki?..

    bak ya, su güzellige bak. dé were: http://www.youtube.com/watch?v=tspxvt_se3s
  • biletsiz'in bahman ghobadi dosyası kapsamında müge yıldız tarafından kaleme alınmış bir incelemesi bulunuyor.

    " ghobadi ‘kaplumbağalar da uçar’ filminin ardından ilk filmi ‘vatanımın şarkıları’ filmine benzer bir yolculuğa çıkarıyor seyircisini. bir yol filmi olan yarım ay bizi my mozart, mamozart anlamına gelen ünlü kürt bestecinin saddam hüseyin devrilmesinden sonra ülkesine vize alabilmiş mamo karakterinin oğulları ile birlikte son konserini vermek için çıktığı yolculuğu gösteriyor. bu müzik için çıkılan yolculuk içselleşerek düşsel de bir hale geliyor ve ölüme doğru yapılan mistik bir yolculuğa dönüşüyor.

    film vatanımın şarkıları‘nın audeh karakteri allah-morad rashtian‘ın canlandırdığı kako karakterinin horoz dövüşü alanında danimarkalı filozof kierkegaard’ın sözleri olarak dile getirilen epikuros’un ünlü sözüne denk düşecek şu sözlerle başlatıyor: ”ölümden korkmuyorum, çünkü ben varken o yok, o varken de ben yokum, ne kar ne de zarar ölümden daha önemli değildir.” "

    http://biletsiz.com/…man-ghobadi-muzik-ve-yolculuk/
  • aynı zamanda ormanda 10 tony gatlif filmi gücündedir de...

    film müziklerine hossein alizadeh'in eli değmiştir nasıl güzel olmasın.

    filme ait aşağıdaki şarkının dinlenmesi sufi bünyelerde şok etkisi yaratabilir, şoktan kurtulmak filmin izlenmesi tavsiye olunur.
    http://www.youtube.com/watch?v=ryfncwivedo

    bu da film ;
    http://video.google.com/…5807773216343995069&hl=tr#

    ayrıca böyle güzel bir film için burada bu kadar az entrynin olduğunu görmek şaşırttı beni.