şükela:  tümü | bugün
  • kırmızı rengin hıristiyan alemi için anlamı nedir halen çözebilmiş değilim ama, amerikalıların her özel gününde gözümüzün içine sokulan kırmızı elbiseler, kalp şeklindeki çikolata kutuları, noel babanın hediyesini koyması için klasik şömine muhabbetlerinin baş köşesi durumundaki kıpkırmızı çorapları; beraber ve solo hediyeler şöleni ile devlet televizyonu hollywood'dan bizdeki gibi ibrik görüntülü kesintiler olmadan gözümüzün ta içine sokulmaya devam edilmesi gerçekten enteresan.

    bu yılbaşı çılgınlığı sonucunda da yurdumun en mülayim insanı bile büyük bir tüketim çılgınlığının içine giriyor bir daha da kolay kolay çıkamıyor. santa clause, yukardan çanını çalıp bizimle maytap geçiyor hissiyatına sahip olsam da bu özel günün bende tek heves uyandıran yanı, konusu yılbaşı olan filmler seçkisidir. özellikle yeni yılın ilk günlerinde bu filmleri izlemekten büyük bir mutluluk duyarım. her ne kadar çoğunun kökeninde artık bayatlamış ekmek kıvamını taşıyan hepimiz kardeşiz türküsü yer alsa da melankolik yüreğim bu filmleri defalarca izlemekten kendini alamıyor. işte içeriğinde yılbaşını taşıyan bazı filmler:

    milyarder: şener şen'in seksenli yılların sonunda kotardığı bu yapıt, türk sinemasının son dönem kıtlığı içinde kendine kolayca yer bulabilen bir filmdi. istasyon şefi rolüyle karşımıza çıkan şen, yılbaşında kendisine çıkan büyük ikramiyeye önceleri çok seviniyor fakat daha sonraları etrafındaki insanların ne kadar değiştiğini görünce büyük bir yıkım yaşıyordu. paranın insan hayatındaki yeri ve etkileri üzerine son derece iyi bir anlatıma sahip olan film, özellikle görsel anlatımındaki başarısıyla dikkat çekiyordu. mahallenin tek dürüstü, emekli istasyon şefi rolündeki münir özkul, -her ne kadar film kendisinden tam anlamıyla yararlanamasa da- oldukça iyi bir performans sergiliyordu. ikramiyenin çıktığı gece görülen rüyalar ve filmin sonunda yer alan tren sahnesi, uzun süre unutulmayacak bir sinema şöleninin sadece birkaç öğesiydi...

    its a wonderful life: frank capra sineması artık günümüzde "capraesk" akım olarak adlandırılan ve içeriğinde saf mutluluk duygusunu seyirciye verme yöntemini seçen bir sinema şekli. sözünü etmekte olduğumuz bu film de capra sinemsının en meşhur ve kalıbına uyan filmlerinden birisi. james stewart'ın filmin kahramanı george bailey'i canlandırdığı film, bir kasaba sakini kahramanımızın çıkar ilişkilerine karşı açtığı savaşı ve pes etmek üzere olduğu bir dönemde (ki bu an noel oluyor) karşısına bir melek çıkmasını ve george'a yaşamının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmasını anlatıyor. yeme de yanında yat denecek şirinlikte şarkılarla süslü bu noel destanı, ekranlardan akıp giderken dünya gerçeklerinden uzaklaşmak isteyenler için birebir olduğu söylenebilir.

    die hard: bruce willis'in sinema kariyerini oldukça önemli derecede etkilemiş olan bu aksiyon başyapıtının noel vaktinde geçmesinin dışnda yılbaşı filmleriyle pek de bir alakası yok gibi gözükse de filmin finalinde esas kızımızın patronundan noel hediyesi olarak almış olduğu altın saat sayesinde ölümden kurtulmuş olması filmi bu kategoriye sokma namına yeterli oluyor. adeta "yılbaşınızı ne kadar berbat geçirmek istersiniz" sorusunun cevabını film boyunca aldığımız bu yapıt, kaliteli senaryosu ve stilize aksiyonuyla dikkat çekiyordu.

    while you were sleeping: sandara bullock, komşunun iyi terbiye almış kızı rollerinden biriyle daha karşımıza çıkıyordu bu filmle. metroda bilet satarak hayatını devam ettirmeye çalışan yalnız kişilik lucy, kendi yarattığı hayal dünyasında amerika'nın doksanlar orta sınıf kadınını temsilen her gördüğü yakışıklı erkek müsveddesine aşık olmak gibi bir hobiye sahiptir. fakat bu platonizm o kadar üst seviyeye çıkmıştır ki metroda ölümden kurtardığı yakışıklı peter'ın ailesine nişanlısı olduğu yalanını söylemekte bir çekince duymaz. gel gör ki, hain kader ağlarını o kadar sağlam örer ki lucy bir anda peter'ın kardeşi jack'e aşık olduğunu farkeder. bu sırada, noel ilerlemekte ve her geçen zaman olayları içinden çıkılmaz bir hale sokmaktadır. hafif kar yağışı altında geçen film, seyirciye bu kadar kar'ı nerden buldunuz sorusunun cevabını veremese de bir noel romantizmini başarıyla perdeye yansıtır.

    gremlins: sinemalarda gösterildiği dönem büyük ilgi gören küçük ve hınzır mahlukların çılgın macerası, dönemi itibariyle üstün efekt başarısıyla da dikkat çekiyordu. geçen zaman içinde bir kült figüre dönüşen gizmo adlı sevimli kahramanıyla zihinlerde kalan film, büyükten küçüğe her yaş izleyiciye kaliteli bir seyir vaad ediyordu. noel kavramını oluşturan tüm öğelerin yerle bir edildiği sahnelerle akıllara kazınan film, keskin mizah anlayışıyla da dikkat çekiyordu.

    christmas vacation: griswold ailesinin sinema tarihinde başına gelmeyen kalmamıştır herhalde. serinin bu filminde aile reisi clark griswold rolündeki usta komedyen chevy chase yine her zamanki gibi seyirciyi kırıp geçiriyordu. masum bir noel tatili havasında başlayan film akıl almaz ahmaklıkların ve şanssızlıkların zincirinde sürüp gidiyordu. iyi bir yılbaşı komedisi arayanlar için bulunmaz kaftan olan bu film komedisever herkese önerilir.

    scrooged: charles dickens'ın ünlü hikayesinden uyarlanan scrooged ülkemizde de son şans adıyla gösterim fırsatını bulmuştu. kendinden önce üç kez sinema bir kez de taş devri özel gösterimiyle çizgi film formatında sinemaya aktarılan hikaye, yönetmen richard donner'ın özgün yorumu ve bill murray'nin ortalama üstü performansıyla izleyicileri cezbediyordu. zalim tv yapımcısının noel gecesinde karşısına çıkan üç farklı melekten aldığı dersleri anlatan film, insan olmanın makamla mertebeyle olmayacağını anlatan bir çağdaş masala dönüşüyordu. ülkemizde fazla bilinmeyen bu film, bahsi geçen yazı dizisinin kanımca favori filmidir.
  • noel baba denen sığır kafalı zengin çocuk dostu embesilin hiç fakir çocuklara hediye vermediği, mesela asla güney afrika'ya uğramadığı filmlerdir.
  • genellikle oduncu gömlekli ve sıcak bir gülümsemeli filmlerdir. bkz sıcak gülümseme
    ama bunun dışında tamamen başka kanaldan giden bir film iken içine sıcak bir noel akşamını kondurur, bu da noel filmleri listesine almamıza yeter.

    (bkz: home alone)
    (bkz: home alone 2)
    (bkz: home alone 4)
    (bkz: brazil)
    (bkz: bridget jones's diary)
    (bkz: catch me if you can)
    (bkz: a christmas carol)
    (bkz: donnie brasco)
    (bkz: edward scissorhands)
    (bkz: eyes wide shut)
    (bkz: the holiday)
    (bkz: the polar express)
    (bkz: in bruges)
    (bkz: kramer vs kramer)
    (bkz: the nightmare before christmas)
    (bkz: scrooged)
    (bkz: one flew over the cuckoo's nest)
    (bkz: a christmas story)
    (bkz: bad santa)

    hiç alakası olmamasına rağmen groundhog day de bu filmlerden biriymiş gibi gelir.
  • kisisel olarak en sevdigim ve her christmas zamani izledigim tek film bad santa'dir.
  • (bkz: chevy chase)
  • (bkz: love actually)