şükela:  tümü | bugün
  • bakla sofa ile dekore edilmesi gereken mekan.
  • raflarda,

    14 tl.

    fazlasıyla değer.
  • kendisi gurbette olan en yakın dostumun tavsiyesiyle salya sümük misafir olduğum, bakla sofalı bir melisa kesmez eseri.
    çocukluk arkadaşını, en yakın dostunu ve kardeşini dünyanın dört bir köşesine dağıtmış şahane bir "kalan" olarak ilk hikayesinde hüngür hüngür ağladım.

    "o gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikayeni, yani onun yanındaki seni de kaybediyordun.
    .....
    o, seninkilere dolanmış köklerini söküp alırken, seni de yerinden ediyordu. aynı bahçenin çiçekleri olmak böyle bir şeydi. "

    10 sene önce birer birer gidenlerin ardından yüreğimden sökülen her bir kökün boşluğunu doldurdum sanıyordum, meğerse incecik bir iğne deliği gibi bir sızı kalmış. hoş geldin nohut oda gönlümün sızılarına.
  • bir kadın yüreğine oturan acıları daha nasıl tarif edilebilirdi diyerek cinsiyetçiliğin dibine vurmak istiyorum.
    melisa kesmez'in önünde saygıyla eğiliyorum. acılar ve çaresizlikler karşısında ki betimlemeleri öyle ki, okurken ciğerimi hangi sayfalarında unuttum kitabın hatırlamıyorum bile. 'ortak acılar insanları birbirine bağlar' diye bir cümle kalmış aklımda, galiba böyle bir tanıdıklık oldu bende. her yeni sayfaya geçtiğimde acaba bu hanım kızımız acaba ne yapacak da hangi acımızdan tutup bizi ketenpereye getirecek diye pusuda bekledim. mutluluğu anlatışı bile dram.
    bunlar kötü eleştiriler değildi, öyle ki kitabı bir solukta bitirdim. okumanızı tavsiye ederim kesinlikle.

    bir de alıntılama bırakıyorum buraya;

    "-ben seni yarı yolda bırakmadım ki selim, yol bitti."

    "zaman donmuş, her şey donmuş, dün yok, yarın yok, sadece şimdi vardı. sonsuz, kopkoyu bir şimdi, bütün ağırlıyla üzerimize çökmüş, çiçek açmaya teşne genç kız kalbimizi kurutmuş, bizi kapısız penceresiz bir ağrının içine gömmüştü. bugün uzaktan baktığımda kapkara bir dumanın içinde bir görünüp bir kaybolan, eski bir ameliyat izi gibi ara sıra sızlayan bir andan başka bir şey yoktu."

    "tecrübe ettiğimiz dehşetin çapı o kadar genişti ki, onu bir ucundan tutamıyor, bir yerinden anlamaya başlamıyor, üzüntünün uçsuz bucaksız uzayında toz zerrecikleri gibi dönüp duruyorduk. kar küremiz kırılmış, içindekiler yere saçılmıştı."
  • “ama arkadaştan , kardeşten, çocuktan fazlasıydı o vakti zamanında inci gibi dizilmiş evleri bozup bozup o uçaklara binip gidenler. hemen değil, zamanla anlıyordun, bir hayat kaybetmiştin, kendininkine bitişik bir hayat.”
  • melisa kesmez'in 65. sait faik hikaye armağanı'nı alan kitabı.

    kitabın arka kapağında yazdığı gibi; "mekanın hunharca talan edildiği, bir yer ait olmanın zorlaştığı, hususi ya da kolektif belleğimizin sıfırlandığı zamanlarda, yerleşmenin, kendine bir ev icat etmenin ve kök salmanın insaniyeti üzerine."

    nasıl denk getiriyorum bilmiyorum ama bazen okuduğum bazı kitaplar hep o zamana ait oluyor. ne yaşıyorsam onu okuyorum gibi hissediyorum öyle zamanlarda. bu kimi zaman itiraf oluyor kimi zaman yüzleşme. bu kitapta hissettiğim kendime bile söyleyemediklerimle yüzleşme oldu tam anlamıyla. bir yere ait olmanın huzurunu ve kök salmanın güvenini, icat ettiğin evinin/hayatının emeğini bırakıp gitmek zorunda olmaktan bahsediyorum.

    gerçekten telaşsız, dupduru anlatmış melisa kesmez. gözünün içine sokmuyor hiçbir şeyi ama kayıtsız da kalamıyor. naif gözlemi hiç değişmemiş. değişmesin de.

    "bilmem kaç yılda kurduğun, tıkır tıkır işleyen yaşam düzeneğini bozuyordu bu gidişler. tekerine çomak sokuyordu. çanına ot tıkıyordu. üst üste dizdiğin, o şekilde dengede durmasına hem senin hem de yeryüzü yasalarının ikna olduğu her şeyi yıkıp deviriyordu. çirkin kalabalığın içinde güç bela arayıp bulduğun müttefiklerini, onlarla birbirinize doğru yol alırken aştığınız bütün engelleri, yollarınızı kesiştiren rastlantıları, tehlikeli virajlar dönüp de sırf el ele olduğunuz için yuvarlanmadığınız şarampolleri ama en çok iki insanın bütün arızalara ve aksaklıklara rağmen birbirini sevmek için harcadığı emeği, inadı, merhameti ziyan ediyordu."
  • itiraf edeyim, bekledigimden daha iyi bir kitapti. yazar samimi bir dil kullanmis. sanki bir eksisozluk yazari havasi var.
    6 puan!