şükela:  tümü | bugün
  • asabiyeci
  • hastasinin hikayesini dinlerken emme basma tulumba gibi kafasini sallar ve kisa araliklarla hi hi diyerek dinledigini gosterir.
  • belki 10 yıl, belki 12 yıl öğretim sürecin oldu, tebrikler. nöroloh dinler, nöroloh film çektirir, nöroloh kan testi ister ve aynı nöroloh ağrı kesici verip şunu der : stres yapma.

    midem de bulanıyor demeye kalkarsınız şunu der, ha bir de mide bulantısı için yazalım.

    belki iğne verir, derinden etkilenirse.

    bir rivayete göre hiçbir sağlık kurumunda nöroloji bekleme odasındaki kadar gözlerinin ferinden yoksun değildir insanlar. sizin sinirleriniz bozulmuş ahaha diye bağırıp koşarak uzaklaşırsınız.
  • sevgili nörolog merhaba. ben çaylaklardan, tanımazsın. ne yapacağımı bilmediğim için nicedir aklıma takılan özel bir şeyi danışmak istedim sana, aramızdaki samimiyetten sen diye hitap ediyorum bu arada, laubalilik etmek istemem.

    nöroloji konusunda iyi bir doktor tavsiyesine ihtiyacım var. ben ne güne duruyorum deme rica ederim, bunun sana güvenmememle alakası yok. ben ankara'da yaşıyorum, seninse nerede olduğun meçhul. yine de belki bana yardımın dokunabilir diye düşündüm, yani belki sohbet ederiz. anlatırım, dinlersin beni.

    bir süredir bir şeyleri hatırlamakta güçlük çekiyorum ve korkmaya başladım. siz doktorlar iyisiniz, hoşsunuz, iyi ki varsınız ama bazen empatiden uzakta oturuyorsunuz, ulaşamıyoruz. ben sizleri anlıyorum, çoğunuza sempatiyle bakıyorum ama aranızdan biri biraz tecrübe biraz da bıkkınlığın etkisiyle "herkeste olur böyle şeyler, inanmazsın ben bile unutuyorum bazen, hatta dün ne yedim onu sor valla bilmem keh keh keh" şeklinde şeyler söylerse üzülürüm, tıbba zaten iyiden iyiye azalmış güvenimi iyice kaybederim diye bir b planı yapayım dedim.

    doktor civanım.. vallahi yersiz bir paranoya değil. bir terslik var bende. normalde, yani birkaç yıla kadar 'zehir'gibi dedikleri var ya öyle bir hafızam vardı, zamanla bir takım şeyleri eskisi kadar iyi hatırlayamadığımı fark ettim, şimdiyse her şeyi neredeyse ışık hızıyla unutuyorum. geçenlerde bankada sıra alacağım zaman tc kimlik numaramı unuttum, arkamdakiler garip garip bakınca sıradan çekilmek zorunda kaldım, uzun süre de hatırlayamadım. dünden önce de hergün kullandığım kart şifremi unutup, insanları bankamatik kuyruğunda beklettim ve üst üste yanlış girince de kartım bloke oldu. buna benzer birçok örnek var son zamanlarda hayatımda. şifre olayı son damla oldu sadece.yoksa daha önce de düşünmüştüm gelip seninle konuşmayı.

    anladın değil mi bu sadece "sen doktorsun bilirsin şuramda bi ağrı var" mevzusu değil. bi derdim var ve kimseye anlatamadım. anlatsam da ciddiye alınacağımı sanmıyorum. hangimiz unutmuyoruz ki sonuçta değil mi? ama öyle değil işte. bazen hiç tanımadığın birine her şeyi anlatacağın tutar ya. öyle bir şey galiba. ne garip ki fark edemediğimiz, bize en yakında görünenler en yabancı olanlar aslında. hakkımızda hiçbir şey bilmeyenler onlar. sadece göstermek istediğimiz kadarını bilenler. ironilere bayılırım. ama yüzleşince içim acıyor. naifim biraz.

    durum böyleyken böyle, adımı unutsam bunu unutmam dediklerimi beynim bana inat yapar gibi silmeye başladı. kendince bir bahar temizliğine girişti, ne çok gereksiz şey varmış burda. biliyomuşum da unutmuşum gibi değil, hiç varolmamışlar gibi hem de. o derece temiz iş çıkarıyo. her şeyden bir şey bilen ukala takımı var ya, ben de o saçma sapan tarikatın iflah olmaz bir üyesiydim ve şimdi puff.. okuduğum her şeyi tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar okuyup her seferinde ilkmiş gibi şaşırıyorum.

    50 first dates'i izlerken nasıl ağlamıştım, nasıl özenmiştim o kıza yıllar önce bilemezsin. insanın her şeyi ilk sefer gibi yaşaması, heyecanını kaybetmemesi çok fantastik gelmişti. zira hep çabuk sıkılan biri olmuşumdur. çabuk çabuk yaşıyoruz, çabuk çabuk tüketiyoruz ya her şeyi. belki öyle olursa bitmez demiştim. uzaktan baktıklarına, bakarken çekici bulduklarına dikkat etmeli insan. istediklerine, dilediklerine. elindeki ve zihnindekilerin de kıymetini bilmeli. acı tatlı ne varsa. şimdi unutmak istemeyeceğim anlar yaşıyorum ve sıkı sıkı onlara tutunmaya çalışıyorum, sakata gelmesem bari.

    sevgili nörolog, sen beni bilmezsin ben de seni bilmem. ama beni sadece sen değil sözlük ahalisi de bilmez. çaylaklığımı seveyim, öyle kalmaya kararlıyım. yani bu yazdıklarım sende hoş bir seda olarak kalsın, bunların duygu sömürüsü, ilgi arsızlığı vs olmadığının kanıtı olsun kimsenin okumaması ve ulaşamaması. bakarsın bir gün (umarım olmaz ama) her şeyi unutup buralara yolum düşüp de okursam, "kimmiş bu ya yazık, şimdi napıyo acaba" derim.

    sana bir de şarkı armağan edip, tanım bile yapmadan gideyim o zaman. yapsam heralde sana 'aklıma mukayet olucu' derdim.

    aklım başımda değil ki... sebebini bilmiyorum...
  • bu yavru köpek için ihtiyaç duyulan kutsal meslek erbabi.
  • 70'li yıllara kadar nöroloji ve psikiyatri eğitiminin birleşik olmasından mütevellit günümüzde hala daha psikiyatrist olarak görülen beyin ve sinir hastalıklarının organik bozukluklarıyla ilgilenen tıp doktoruna verilen isimdir.

    günümüzde birleşik eğitim verilmiyor olsa da nörologlar yine de 4 yıl süren uzmanlık eğitimi boyunca 9 aylık psikiyatri eğitimi alırlar. bu sebepten diğer hekimlere göre psikiyatriden daha çok anlarlar ve psikiyatrist olmayan yerlerde ruhsal bozuklukları olan hastalara bakabilir ve resmi raporlar verebilirler.
  • benım sorularıma cevap verecek nörolog aranıyor.
  • ankara’da işinin ehli nörolog bulamadık efendim. bilen varsa, özellikle özel hastane olursa makbule geçer, lütfen yeşillendirsin.
  • aramızda varsa illa ki bi soru sormam şart. saygılar...