şükela:  tümü | bugün
  • * genel olarak, beyin diye tabir ettiğimiz organımızın, yaşanan deneyimler neticesinde değişebilme yeteneğine verilen isim. ilk bakışta beyne estetik ameliyat kastediliyor gibi görünse de, değil. aslında fena olmazdı, beyinlerimiz dış görünüşlerimizden daha çirkinleşti sanki.
  • beynin öğrenme kapasitesi, dolayısı ile kendini geliştirme kapasitesi. sinir yapılarındaki ufak değişikliklerin yıllar içerisinde bir birikim yaparak değişmesi. körlerde görsel işleme için tasarlanmış bazı bölgelerin işitsel işlevler için yeniden düzenlenmesi buna örnek olarak verilebilir.
  • davranış değişikliği, çevre, sinirsel süreçler veya sinir sistemi dışındaki vücut bölümlerinde meydana gelen fizyolojik değişikliklere duyarlılığı ifade eder. özellikle gelişim süreçlerinin bir sonucu olarak nöronlar ve sinaptik bağlantılarda meydana gelen değişimler için kullanılan bir tanımdır. beyin yaşam boyunca değişir. merkezi sinir sistemi, gelişim sırasında endojen veya eksojen faktörlerin yanı sıra öğrenme deneyimleri yoluyla bilgi edinir. bilgilerin edinimi ve depolanmasında merkezi sinir sisteminin plastik yapısı, yeni bilgi ve deneyimleri karşılamak için gelişimsel plastisite ile sonuçlanan mevcut sinirsel bağlantıların oluşumunu ve uyumunu sağlar. nöroplastisite, öğrenme nedeniyle oluşan hücresel değişikliklerden yaralanmaya yanıt olarak oluşan kortikal remapping dâhil geniş ölçekli değişiklik seviyelerinde çeşitlilik gösterir. sinaptik plastisite, homeostatik plastisite ve öğrenme sinir sistemi gelişimi sırasında ortaya çıkan üç baskın mekanizmadır. bununla birlikte plastisitenin öğrenme ve hatırlamanın temelini oluşturduğu düşünülmektedir.

    nöroplastisitenin rolü sağlıklı gelişim, öğrenme, bellek ve beyin hasarını iyileştirmede geniş ölçekli bir değere sahiptir. 20. yüzyıl boyunca sinirbilimcilerin genel fikri, beyin yapısının erken çocukluk döneminde kritik bir dönemden sonra nispeten değiştirilemez olduğuydu. bu inanış, yetişkinlik döneminde bile beynin biçim verilebilir (esnek) görünüşünün ortaya çıkardığı bulgularla çatışmaktadır. genel stabiliteye rağmen, sinir sistemi erişkinde biraz plastisite gösterir. plastisite, embriyonik gelişim sırasında, aşırı sinir hücresi şekillendiğinde çok fazladır. hücreler diğer nöronlarla düzgün bağlantı kuramadığında elimine edilirler. erişkin memelilerde yapılan birçok çalışmada harabiyetten sonra, nöronal devrelerin nöronal uzantıların uzamasıyla tekrar organize olabileceği ve haraplananlar yerine yeni sinapsların oluşabileceği gösterilmiştir. sinir sistemindeki rejeneratif süreçler, nöronlar, glial hücreler, schwann hücreleri ve hedef hücrelerce üretilen birkaç büyüme faktörü ile kontrol edilmektedir. bu büyüme faktörleri nörotropinler olarak bilinir.

    nöroplastisite ve depresyon arasında bir ilişki olduğu da bulgulanmıştır. son çalışmalar depresyondaki hastaların beyinlerinin duygudurum ile ilgili bölgelerinde bazı yapısal değişikliklerin meydana geldiğini, glial hücre ve nöronlarında azalma olduğunu göstermiştir. erişkin beyninin önceden inanılanın aksine daha çok plastisite kapasitesine sahip olduğu, dendritlerin büyümesi ve dallanması, sinapsların yeniden yapılanması gibi süreçlerin erişkinlikte de devam ettiği anlaşılmıştır. nöroplastisitenin gerçekleşebilmesi için beynin bilgi elde edebilmesi, bu bilgilere dayanarak geleceğe yönelik uygun yanıtları verebilmesi gerekmektedir. bellekte bilginin depolanması, birleştirilmesi ve filtre edilmesi gibi mekanizmaların sinapslarda bazı plastik değişimlere yol açtığı ileri sürülmektedir. bu işlevlerdeki herhangi bir aksama duygudurum bozuklukların patofizyolojisinde yer alabilir.

    onlarca yıllık araştırmalar göstermiştir ki, önemli değişiklikler düşük neokortikal işleme alanlarında oluşur ve bu değişimler deneyime bağlı yanıttaki sinir aktivasyon yolunu ciddi olarak değiştirir.

    sinirbilim araştırmaları, deneyimin ayrıca hem beynin yapısını (anatomi) hem de işlevsel organizasyonunu (fizyoloji) değiştirebildiğini göstermiştir. sinirbilimciler şu sıralar beynin ‘yapabilecekleri’ ve ‘değişimini’ gösteren daha yeni araştırmalarla gelişim sonrası beynin değişmezliğini gösteren kritik dönem çalışmalarında uzlaşmakla da ilgilenmektedir.

    plastisite, sinir dokusunda meydana gelmiş hasarların etkisinin azaltılması ve iyileşmede de rol oynar. insan korteksinin özellikle yaşamın ilk yıllarında oluşmuş hasar sonrası inanılmaz derecede reorganize olma yeteneği gösterdiği bilinmektedir. plastisite, nöron sayısında olduğu kadar aksonal gelişimdeki fazlalık ve çeşitlilik ile dendritik gelişim ve sinaptik bağlantılarda da görülür.

    nöroplastisitede etkin rol alan beyin bölgelerinin önde gelenleri hipokampus ve amigdaladır.

    hipokampus, neokortekste kısa süreli belleği uzun süreli belleğe dönüştüren bir işlem olan bellek birleştirilmesinde oldukça önemli bir role sahiptir. prefrontal korteks ile birlikte çalışarak bilgileri birleştirir, belleğe kaydeder. nöroplastisitesi en yüksek beyin bölgelerinden biridir. hipokampusta yeni nöron oluşumu insanlar dâhil olmak üzere birçok canlı türünde yaşam boyu devam eder. kronik stresin beyinde sinyal ileti yolaklarında bozulmaya neden olarak nöroplastisiteyi etkilediği, hipokampusta nöronal atrofi ve hücre ölümüne yol açtığı tespit edilmiştir. stresin hipokampal nörogenezisi azalttığı ve dendrit yapısında bozulmaya neden olduğu da gözlenmiştir. amigdala ise duygusal anıların birleştirildiği, beyindeki korku ağının merkezi sayılan bir alandır. hipokampus ile birlikte koşullanmış korku yanıtları ile de ilgilidir. bu ilişki korku yaratan uyarının daha iyi yorumlanarak gerçekten ciddi bir tehdit oluşturmuyorsa göz ardı edilmesi gibi işlevlerin kısa sürede ortaya çıkmasının sağlanmasında etkilidir. daha önce öğrenilerek belleğe kaydedilen bilgiler amigdalanın yanıtı ile kontrol altında tutulur.

    stres faktörlerinin de plastisite üzerinde etkisi bulunmaktadır. akut stres hipokampusun düzenlediği öğrenme ve bellek işlevlerinde sinaptik yeterliliği arttırırken, kronik ve şiddetli stresin olumsuz etkisi gözlenmiştir. yaşlanma ve stres plastisiteyi inhibe ederek serebral atrofiye yol açabilir. deney hayvanları ile yapılan araştırmalarda stres sırasında artan glukokortikoidlerle hipokampusta gözlenen yapısal hasarlar arasında bir bağlantı olabileceği bildirilmiştir. bununla birlikte serotoninin yeni nöron ve sinaps oluşumu ve hücre ölümü üzerinde dolaylı etkileriyle trofik yanıtları desteklediğini bilinmektedir.

    nöroplastisitenin nasıl gerçekleştiğini anlayabilmek için nörotransmitterlerin nöron yüzeyinde reseptörle etkileşmesinin ardından hücre içinde gerçekleşen basamakları anlamaya ihtiyaç vardır. moleküler biyolojideki ilerlemeler sayesinde hücre içi haberciler, nörotrofik ya da genetik ekspresyonu etkileyen faktörlerle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. son dönemde nöroplastisite ile ilgili birçok faktör gün ışığına çıkarılmış olup, bu faktörlerle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

    nöroplastisite ne tek bir beyin yapısı içinde bulunan bir özelliktir ne de fiziksel ya da kimyasal olan tek tip bir olaydan meydana gelmektedir. aksine, kalıplaşmış beynin kapasitesi -kendi plastisitesi- ömür boyu beynimizde meydana gelen pek çok farklı, karmaşık süreçlerin sonucudur. farklı hücre yapıları ve çeşitlerinin bulunuyor olmasının nöroplastisiteyi mümkün kılmakta payı vardır.

    yeni bilgi edinirken beyni şekillendirmede görevli az-çok etkili yaş faktörüne bağlı farklı plastisite türleri bile vardır. plastisite sadece öğrenme ve adaptasyonun normal süreçlerinde beynin tamamında işlemez. aynı zamanda yaralanma veya zihinsel işlev kaybına neden olan hastalıklar karşısında da işlev görür.
  • genelde plastisite denir. zaten plastisite deyince beynin olanı anlaşılır. ama kitap veya makalelerin başlığında nöroplastisite kullanılır.

    sistemin form almak için en güzel zamanları demek plastisite. sistemin uygun bir formu var ancak bu form konu beyin sistemi olunca aktive olmak için uyarana ihtiyaç duyuyor. işte plastisite sürenin form olarak yeniden referanslandırması. ve nefis bir biçimde bu referans sayesinde sistemin form alması.

    bu bile okumak için bir neden. zaman ve şekil arasındaki ilişkinin araştırılması.

    mantığı sistemin dıştan gelen etkiye kendini açması ve bunun sistemi şekillendirmesi. spinoza buna passion der mesela. sistemin temellerinin dış sistemlerin etkilerini kabul etmesi ve bununla birlikte kendi hareketini belirlemesi.

    nefis tanımı knudsen yapmıştı: "belli kapasitelerin deneyimle şekillenmeye veya değişmeye hazır olduğu zaman dilimi" kafadan zamanla ilişkilidir dolayısıyla değerlendirme ölçütü hep yaş normudur.

    iki terim içinde inceliyorlar: kritik ve duyarlı dönem. bir tanesi sınırı bir tanesi ise en ferah feza olduğu zaman.

    bu kavramı ilk ortaya atan bildiğimce lenneberg. foundation of biology olmalı kitabın adı. basım zamanı ise 1947 galiba.

    şimdilerde çok çalışıyorlar hem de ne güzel çalışmak. hem hayvanda hem insanda çalışıyorlar. hatta sadece bu konuyla alakalı kitaplar bile var ama çok zor anlaşılıyor çünkü hep deneysel. öncelikle desenleri anlamak zor oluyor. ama mantığını kapınca konu esniyor doğasına uygun biçimde.

    dolayısıyla makale okumak daha mantıklı çünkü onların girişleri konuyu güzel toparlar. aklımda kalan isimler; sharma, dorman, king, ponton. birinin bir doktora tezi vardı. goldstein yürütücü, danışmanı ise king'di. kuşlarda vokal örüntüleri çalıştılar. çok güzel bir çalışma, hakikaten öyle. konu dışı okuyucuya biraz teknik olabilir ama bilmeyi seven birinin zorlanacağını sanmam. o çalışmayı makale de yaptılar bildiğim kadarıyla. neyse bulamazsanız bir biçimde ben bulurum size eğer ilgilenirseniz.

    shallop galiba onun bir kitabı vardı: neurons and neighborhood gibi bir şeydi. orada herkesin anlayacağı dilde anlatır. e-kitap halini ararsanız var.

    öyle listeler oluyor ya bunu okumadan ölmemek lazım. bu konu da ondan. temelde mesele sistemlerin harekete duyarlı olma zamanları. kapı ne kadar açık ona bakıyorlar. eğer bu kalemlerle herhangi bir biçimde ilgileniyorsanız mutlaka okuyun bu konuyu. inanılmaz kafa açıcı inanılmaz berrak görüşlüdür.
  • meditasyon ve terapileri haklı çıkaran olaydır
  • nöronların yeni bağlantılar oluşturabilme, korteks aracılığı ile yeni yollarda ileti taşıyabilme ve hatta sahip olduğundan farklı roller üstlenebilmesidir.

    nöroplastisite beynin bir bölümünün kolonileşmesi/fonksiyona özgü yeni bir ağ yapı oluşturması şeklinde olabileceği gibi nöral ağların tamamının yeniden modellenmesi ile de oluşabilir. bu durumu en iyi kanıtlayan olay ise inme(stroke)/felç sonrası beynin yeniden şekillenerek fonksiyonlarını yerine getirebilir hale gelmesidir.

    insan beyninin belirli bir yaşa kadar şekillendiği sinir hücrelerinin kendilerini yenileyemediği yanılgısı yıllarca devam ettiyse de 1970'te silver spring maymun deneyleri ile yetişkin primat beyninin plastisite yeteneği olduğu kanıtlanmıştır.

    edit: imlâ
  • bilim adamları artık böyle bir şey olduğuna emin

    newsweek