şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • işyerinde cinsel tacizi konu alan bir film.

    film, cinsel tacizin abd’de bir kollektif dava olarak ele alınabilmesinin kabulünü temsil eden jenson v. eveleth taconite company davası etrafında gelişen gerçek olaylardan mülhem olması itibariyle ayrıca önemli. filmde aktarılan olaylardan hareketle, kadın-erkek ilişkilerinden erkeklerdeki taciz eğiliminin yaygınlığına, patron-işçi ilişkisinden sendikacılığa kadar pek çok konuda çeşitli çıkarsamalarda bulunmak mümkün. benim dikkatimi ise, spesifik olarak, sendikacılık ve işçi sınıfı çerçevesindeki söylem çekti.

    patronun belli konulardaki umursamazlığı ya da maden işçilerinin sendika üyesi olmalarının yanısıra, kendi aralarında bunun ötesine geçen bir tür kardeşliğe sıklıkla vurguda bulunuyor olmaları, marksist bir çerçeveye oturan gerçeklikler olarak anlaşılmaya müsait. ancak daha dikkatlice bakıldığında bu basit kurgu anlamsızlaşmaya başlıyor. zira, (filmde de ifade edildiği gibi) maden işçileri, yine kendileri gibi işçi durumunda olan kadın çalışanları böyle bir işçi sınıfı birlikteliği içerisinde değerlendirmek bir yana, başından beri, (kadınların maden işçileri arasında yerleri olmadığı düşüncesinden hareketle) onları dışlayıcı tavırlar sergiliyorlar. tabii dışlayıcılığın yanısıra, sık sık sözlü ve hatta fiziki tacizler de söz konusu oluyor.

    tabii bu noktada, işçilerin güçlünün zayıfı ezmesine karşı birlik olmaları mantığının kadın-erkek ilişkilerinde de işlediği, güçlü durumunda olan erkeğin zayıf olan kadını ezdiği de söylenerek, marksist argümanı zayıflatmak bir yana, güçlendirmek de mümkün olabilir. ancak ben insan ilişkilerinde “güçlünün zayıfı” değil, “insafsızın gücünün yettiğini” ezme eğiliminde olduğunu düşünüyorum. zira her patron işyerinde yaşanmakta olan cinsel tacizleri görmezden gelmediği gibi, her maden işçisinin de aynı işyerinde çalıştığı kadınları sözlü ya da fiziksel olarak taciz etmiyor. eğer güçlü ile zayıf arasında genelgeçer bir sömürü ilişkisi söz konusu olsaydı, tersi yöndeki (istisnai denemeyecek denli çok sayıda) örneğe rastlamamız mümkün olmazdı. bu, öncelikle bir zihniyet sorunu. sömürü de, (gerek ekonomik gerek fiziksel manada) belli bir zihniyetin yansıması.

    diğer yandan, sadece menfaat birlikteliğine dayanan “kardeşlik”lerin ciddi bir bağ ifade ettiğini düşünmek de zor.

    - söz konusu olan, zalim patrona karşı birleşen işçilerin kardeşliği olsa bile mi?

    - especially so!

    film hakkında daha detaylı bilgi için bkz.: http://en.wikipedia.org/wiki/north_country_(film)

    tema:
    (bkz: popüler kültür /@derinsular)
5 entry daha