şükela:  tümü | bugün
  • acının algılanmasıdır.

    nosisepsiyon insanın hayatta kalmasında temel rol oynar.

    acı nedir?

    kelime kökeni çok eskilere dayanıyor,

    uygurca metinler, <900: açığ emgek, yani, acı zahmet

    ve

    kaşgarî, divan-i lugati't-türk, 1073: açıg: al-?ami? wa'l-murr, yani ekşi ve acı tat

    olarak görünüyor tarihteki ilk izleri kelimenin.

    tdk'ye göre de şöyle anlamları var

    *bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
    *herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap.
    *ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
    *keskin, şiddetli.
    *kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü.

    napolyon da şöyle bir şey demiş: ''acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.''

    bence, acı dünyanın tehlikelerini öğrenmemiz için basit ve etkili bir yol. tepki vermemiz gerektiği zamanlarda bize bir sinyal yollar, elimize batan iğneden kaçınırız ya da ne bileyim kırık camlara basmayız.

    evrimsel açıdan da tüm gelişmiş türler, özellikle homo sapiens'e yakın olanlar, acıyı duyumsamalarını sağlayan sinir sistemlerine sahiptir.

    incinip incinmediklerini onlara soramayız ama, kuşlarla, memeliler, insanlara benzerler, ve bazı durumlarda kıvranır, inilder ya da acıyla uğuldarlar.
    bizler gibi onların da zararlı uyarılar karşısında kan basıncı yükselir, göz bebekleri büyür, ter bezleri çalışır ve kalpleri daha hızlı atar.

    nosisepsiyon, bizim gibi canlılar için çok önemli bir hayatta kalma aracıdır.

    nadir olarak görülen acıya karşı duyarsızlık ve anhidroz (cipa) hastalığıyla dünyaya gelen insanların çoğu 25 yaşından fazla yaşamaz.
    ilk doğduklarında normal görünen bu çocuklar, diş çıkarmalarıyla birlikte sorun yaşamaya başlar: hiçbir şey hissetmeksizin parmaklarını ısırıp koparabilirler. kemiklerini kırabilir, ellerini yakabilir ya da dizlerini yaralayabilirler ama kan ya da çürük görene dek yaralandıklarını anlayamazlar.
    genelde birden çok yarada oluşan ağır enfeksiyonlardan dolayı da ölürler.

    acının duyumu, beynin ön singulat korteks - cingulate korteks- denen bir bölümü sayesinde stres duygusunu tetiklemesiyle gerçekleşir. iğrenç olan şey, bu bölümün fiziksel ve duygusal acıyı ayırt edemeyişidir. ön singulat korteks, kırık bir kola da kırık bir kalbe de aynı şekilde yanıt verir.

    insanlarla empati kurmada iyi olan kimseler, daha aktif ön singulat kortekslere sahiptir. onlar gerçekten başka insanların acılarını hissederler.
  • (bkz: fantom) nosisepsiyon ile ilgili en ilgi cekici konulardan biri, herhangi bir uzvunu kaybeden insanlarin o uzuvlarinda aci hissetmeye devam etmeleri olmali. ozellikle travma kaynaklı bir uzuv yitirme soz konusu ise psikolojik tedavi ile surekli duyulan acinin sonlandirildigini okumustum. ornegin savas esnasinda kolunu, bacağını... yitiren askerlerde; ayna yardımı ile once uzvun yerinde oldugu yanilsamasi olusturulup, hastanin acısının placebo etkisiyle yok edildikten sonra, hasta uzvunu kaybettigine yonelik kabullendirme aşamasına geçiliyordu (yanlis hatırlamıyorsam ). acinin beyinde algilanmasi ve psikolojik etkileri gercekten enteresan. hala boyle bir tedavi yontemi var mıdır veyahut ne kadar geçerlidir? bir fikrim yok acikcasi ve bu konuda kesinlikle uzman değilim.
  • sadece insanların değil hayvanların da biyolojik devamlılığı için acının önemine gönderme yapan bilimsel kavram. acının insanlar ve hayvanlar için hem talihsiz hem de gerekli bir deneyim olduğunu göstermesi açısından ilgi çekicidir.
    öte yandan acı çekmenin hayvanlar ile insanlar tarafından benzer şekillerde tecrübe edilmesi ve biyolojik devamlılık açısından iki tür için de aynı amaca hizmet etmesi bizlere bir şeyler anlatmalıdır. nitekim bu kavramı derinlemesine düşünen kişi hayvan ve insan türleri arasında oluşturulan yapay sınırları sorgulamaya başlayacaktır.
  • beynin ön singulat korteks denen bölümü aracılığıyla acının algılanması.
  • acının algılanması, yani nosisepsiyon, insanın hayatta kalmasında temel rol oynar. acı, dünyanın tehlikelerini öğrenmenin basit, etkili bir yoludur. tepki vermemiz gerektiği zamanlarda bize bir sinyal yollar; örneğin, kaynar sudan kaçınmamız, kırık camlara basmamamız veya burkulan ayak bileğimizin acısını hafifletmemiz gerektiği zamanlarda.

    tüm gelişmiş türler, özellikle de bize en yakın olanlar, acıyı duyumsamalarını sağlayan sinir sistemlerine sahip gibi görünmektedir. incinip incinmediklerini onlara soramayız ama kuşlarla memeliler insanlara benzerler ve bazı durumlarda kıvranır, inilder, acıyla uğuldarlar. bizler gibi onların da zararlı uyarılar karşısında kan basıncı yükselir, gözbebekleri büyür, ter bezleri çalışır ve kalpleri daha hızlı atar.

    nosisepsiyon, karmaşık organizmalar için çok önemli bir hayatta kalma aracıdır. nadir olarak görülen, acıya karşı duyarsızlık ve anhidroz (cıpa) hastalığıyla dünyaya gelen insanların çoğu 25 yaşından fazla yaşamaz. ilk doğduklarında normal görünen bu çocuklar, diş çıkarmalarıyla birlikte sorun yaşamaya başlar: hiçbir şey hissetmeksizin parmaklarını ısırıp koparabilirler. kemiklerini kırabilir, ellerini yakabilir veya dizlerini yaralayabilirler ama kan ya da çürük görene dek yaralandıklarını anlamazlar. genelde birden çok yarada oluşan ağır enfeksiyonlardan dolayı ölürler.

    kulağa bir klişe gibi gelebilir ama acı gerçekten tümüyle kafamızın içindedir. beynin farklı kısımları, bir ağ kurup birlikte çalışarak “acı matrisi” olarak adlandırılan şeyi oluşturur. matrisin bazı bölgeleri acının şiddeti hakkında bilgi verirken, diğer bölgeleri acının yeri, süresi ve çeşidi (yanması, zonklaması veya keskinliği) hakkında bizi bilgilendirir. acının duyumu, beynin “ön singulat korteks” denen bir bölümü sayesinde stres duygusunu tetikler. ilginç olan şey, bu bölümün fiziksel ve duygusal acıyı ayırt edemeyişidir. ön singulat korteks, kırık bir kola da kırık bir kalbe de aynı şekilde yanıt verir.
  • (bkz: nosiseptör)

    tanım: acıyı algılamamızı sağlayan hücreler yoluyla gerçekleşen fizyolojik (elektriksel) hadise.