şükela:  tümü | bugün
  • kendisinden; "justice, a cross the universe", "m.i.a." ve tabii ki costa gavras nedeniyle fazlasıyla şey bekleten romain gavras'ın, bastığı yerde gül bittiren vincent cassel'li ilk filmi. if'in* keş!f bölümüne katılma, türkiye'de sinemaya girsin diye dua etme sebebidir ayrıca.
  • romain gavras'ın yönettiği, vincent cassel ve olivier barthelemy'nin başrollerini paylaştığı, !f 2011 kapsamında izlediğimiz fransız filmi. sosyopat bir psikanalist olan patrick'in himayesine aldığı çekingen, uyumsuz ve kızıl saçlarından dolayı sürekli dalga geçilen remy ile beraber (kızıl saçlıların ülkesi) irlanda'ya ulaşmak hedefli bu yol öyküsünde modern toplum ve burjuva değerleriyle bir hesaplaşmaya girişmiş gavras. bolca şiddet soslu bu nihilist film, herhalde aynı temayı işleyen bolca film izlediğimizden pek de etkilemedi beni. ama oyunculukların ve görüntü yönetmeni andré chemetoff'un hakkını da yememek lazım.

    --- spoiler ---

    hareketlerim, davranışlarım sizi rahatsız mı ediyor? güzel. onları daha fazla yapacağım… böylece nihayet olmam gereken kişiye dönüşebilirim. ve bu nefrete, bu utanca rağmen beni olduğum gibi seveceksiniz.

    --- spoiler ---
  • fr. bizim günümüz gelecek
  • özellikle final sahnesiyle aferin'imi kazanmış romain gavras filmi. babasının oğlu diyor, takdir ediyorum kendisini.
  • insanın izlerken ne hissedeceğini bilemediği, garip bir film. çok zorlayınca "bir yalnızlık duygusu hakimdi" diyebiliyorum en çok. ondan da pek emin değilim. patrick ve remy karakterlerinin aralarında çabucak kurulan bağı açıklamak güç. remy'nin zihinsel sorunları var sanki. patrick de oturduğu yerde psikanaliz yapmaktan sıkılmış; ayağa kalkıp, patrick'in önüne düşüp onu sağaltmaya bir yandan da kendini sağaltmaya çabalıyor. oyunculuklara gelince vincent cassel'e diyecek bir şey yok, zaten layığınca oynamış; lakin remy rolündeki olivier barthelemy ışıl ışıl parlıyor. o koca cüssesine zıt ürkekliği zaman zaman komik zaman zaman acıklı. filmin en iyi tarafı: ne zaman ne olacağı belli değil. bırakmadan izliyorsunuz ama sonunda elde ettiğiniz sizi tatmin etmiyor; çünkü film ana akımın değişkenlerini işletmiyor.
  • bir parça fight club ruh halini hatırlatsa da -kendini yeniden yaratmak/içindeki canavarı çıkartmak- çok iyi bir film.
  • "saçım canınızı mı sıkıyor?
    uzamalarına izin vereceğim.
    davranışlarımdan rahatsız mı oluyorsunuz?
    o zaman onları pekiştireceğim.
    ne zaman şiddetli aşağılanma altında kalsam , kayıtsız kalmaya devam edeceğim.
    sonunda gerçek beni bulacağım.
    tiksintiye...
    utanca...
    tüm bunlara rağmen.
    beni olduğum gibi seveceksiniz."

    tespitlerini beğendiğim izlenesi bir film daha...
  • kopuk bir eser. bir nevi otomatik portakal. 17'lik şeker kızın emilen memeleri var bir de.
  • yaşasın halkların sosyopatlığı.
  • asosyal kişilik bozukluğu olan bir psikoloğun kendine güvensiz bir genci yanına alarak kendi gerçekliklerini arama ve bu süreçte de topluma, değer yargılarına, ırkçılığa keskin göndermeler yaparak bir nevi sistem eleştirisi sunması açısından kayda değer bir film. ama yine de beklentinizi çok yüksek tutmadan izleyin derim.